31 Aralık 2008 Çarşamba

Kırmızı Don Bayramı

Kırmızı dona endeksli bir yıla daha giriyoruz. Bunu bilen uyanık Nuran gidip tüm yatırımını kırmızı dona yaptı. Çeşit çeşit, desen desen kırmızı donlar. Bu sene voleyi vurucam olm. 2009'un kırmızı don zengini olucam. Adım Sabancı'yla Koç'la anılacak. İlk sattığım kırmızı dondan aldığım parayı çerçeveleticem, asıcam şirketin girişine. Kocaman bir kırmızı don olacak şirketin logosu. Soyadımı Kırmızıdonoğlu diye değiştiricem. Fıstıkta benim olacak, giydircem kırmızı donu, giydircem kırmızı donu.

İşte benim yeni yıldan beklentilerim bunlar. :ok şey ummadan çok şey bulmayı umuyorum.

Sizde öyle yapın, mutlu ve kırmızı donlu yıllarr.

Not: Kırmızı donsuz yeni yıla girilmez, kırmızı don giyini giydirin.

25 Aralık 2008 Perşembe

Hayatımın Anlamı

İlk tanışmamız Nisan ayında işe girmemle oldu. Aslına bakarsanız çok romantik bir tanışma değildi ama ikimizde birbirimizden etkilenmedik değil. Öğle yemeklerine beraber çıkmaya başladık. Başlarda görmezden gelmeye çalıştık aramızdaki çekimi. Ama bu gün geçtikçe imkansızlaşıyordu. Bazen iş çıkışı akşam yemeklerimizi de beraber yiyorduk, bazen de birlikte alışverişe çıkıyorduk. Onunla vakit geçirmek çok hoşuma gidiyordu. Bilmiyordum beni etkileyen neydi. Gün geçtikçe yakınlaşıyorduk. Onu görmek beni mutlu ediyordu. İkimizde birbirimizden hoşlanıyorduk ama konumlarımız bunu itiraf etmemize engel oluyordu. İçimden taşıyordu resmen hissettiklerim.

O benim canımdı, bi'tanemdi, bebeğimdi.


Tutamıyordum içimde artık hissettiklerimi artık. Dün gelen mailde ona açılmam için bir fırsat yarattı. Ona olan sevgim bir anda 35 kat daha artmıştı. Daha fazla dayanamayacaktım ve geçip karşısına haykırdım ona olan sevgimi.




SODEXHO; SENİ SEVİYORUM.






22 Aralık 2008 Pazartesi

Time is Manana

Geç de nasıl geçersen,
geç bildiğin gibi.

15 Aralık 2008 Pazartesi

Gel Tezkere mi Teskere mi sorunsalı.

Nasıl yazıldığını bilmeden gelmeMetin Rengisini beklemek ne kadar mümkün ki?
Teskere okunuyor tezkere yazılıyor olabilir mi?
Çok Amerikan filmi izliyorum sanırım. Bunlar filmlerde olur.

Askerlikle ilgili tüm klişeler geçiyor kafamdan.
- Asker eğlencesi diye overdose alkol almak, maymun olmak.
- Silah tutan parmağa kına yakmak.
- Askeri taşıyan taşıtı durdurup İstiklal marşı okumak
- Askeri top gibi atıp atıp tutmak
- Türk bayrağını öptürmek
- Askere Sibel Can ajandası almak
- Asker desenli kağıtlara mektup yazmak ve kırmızı ruj sürüp öpmek, parfüm sıkmak.
- Elinde bazuka ağzında komando bıçağıyla fotograf çektirmek.

Liste o kadar uzun ki. Listeden birini bile yapamamanın & yapamayacak olmanın burukluğu var içimde. Ama bunu demezsem çatlarım.


ZMetin Rengiaman su dedilerMetin Rengi, akıp geçecek
asker gidecek geri gelecek


8 Aralık 2008 Pazartesi

Et Bayramı (L)



En sevdiğim bayram geldi, Et Bayramı.
Çocukken "et et" diye ağlayan tek çocuk benimdir heralde.
Bu saat itibariyle henüz et yiyemedim ama olsun.
Nazlı bir ineğe girmiş bizimkiler, daha gelemedi hanımefendi.
Efendim etçil bir insan olarak dört gözle beklediğim tek bayramdır et bayramı. Kavurmasında, sotesine, yahnisinden, köftesine... Türlü türlü et yemekleri.
Tüm şişman hırsımla oturucam kavurmanın başına.


Kutlu & Mutlu olsun Et bayramınız, hepinize gözlüklü inekler nasip etsin yüce Rabbim.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Natural Born Killers

Amerikan halkının saçma sapan partizanlığının ve medyanın dibine vurularak eleştirildiği, "çoçukluğunuza inelim bir" cümlesinin doğruluğunun sergilendiği, insanın iki temel güdüsü olan cinsellik ve şiddetin resminin çizildiği bir film.

Filmin fazlasıyla belgesel havasında olması, karikatürlerin ve farklı görüntülerin kullanılması benim için tek gereksiz kısmıydı.

Mallory'nin babasının tacizleri, annesinin tepkisizliği gibi irrite edici durumların komedi havasında verilmesi edebiyattaki "oxymoron" yöntemi gibiydi. İki zıt olayı aynı anda vererek insanları rahatsız etmek istenmiş ve başarmış.

Film boyunca ne Mickey'e ne de Mallory'e kızamıyorsunuz. Çünkü onları o ana taşıyan olaylar zinciri verilmiş ve kendinizce haklı çıkarıyorsunuz.

İki katilin nasıl kahraman haline dönüştüğü, bunu aslında medyanın yaptığı gözler önüne serilmiş. "Murder me Mickey" sloganı sürekli gözünüze takılıyor. Bazı sahneler siyah-beyaz verilmiş, en çok merak ettiğim bu oldu. Neden?

Arkadan saçma sapan görüntülerin geçmesi ikisinin zihinleriydi aslında. Mantarlı kafalarla gördükleri nesneler..

Revizyonist bir film, çünkü bu güne kadar inandığımız ne varsa - şiddet kötüdür, insan öldürmek kötüdür vs.- ters yüz etmiştir. İki katili kahramanlaştırmış ve onlara sempati duymamızı sağlamıştır. Film komedi ve romatizmle genel sinema kurallarına uydurulmuştur.

Okuduklarıma göre Tarantino'nun yazdığı filmle Oliver Stone'un çektiği fim aynı film değilmiş. Öyleyse bile Oliver Stone nasıl yolunu bulacağını iyi biliyormuş.

Filmin bıraktığı tat, "Requiem for a Dream", "Full Metal Jacket", " Bonnie and Clyde", " Godfather", "A clockwork Orange" ile neredeyse aynıydı.

** ilk kafe sahnesinde Mallory müzik kutusuna doğru yürürken masada gazete okuyan bir adamın yanından geçiyor, gazetede "666 Death" yazıyor. Bu da daha filmin başından ilerideki ölüm ve şeytanla ilgili sahneye foreshadowing yapıyor : )

1 Aralık 2008 Pazartesi

Zihnimin İçinde Başarılı Efes Blues Festival Notları.

"İlk 2 gün gidip hem bilet parası hem içki parası verenlere, yada hiç gidemeyenlere nispet olsun diye yazılmıştır, sağlığıma zararlı olabilir tabi."

Dün birden bire elimize "bedava" 6 adet bilet geçmesiyle soluğu Hilton'un kapısında aldık. Giderken "bedava" olan tek şeyin konser olduğunu sanıyorduk tabi ki. İçeride bizi bir harikalar diyarı bekliyormuşta haberimiz yokmuş.

Bedava fotoğraf
Bedava anahtarlık
Bedava yiyecek
Bedava içki
Bedava konser


Ne kadar çok bedava dedim değil mi?

Neyse efendim son geceye dair "bedava" notlar şunlardır:

- daha öncesinde blues dinlemeyen insanlar bu festivale katılabilir, kapıda sınav yok.
- hiltonda sigara içilmiyor ki bu süper bir şey, içenleri nuran şikayet ediyor : )
- efes dark brown süper bir şey
- sharrie williams geceye bence damgasını vurdu, watermelon slim bildiğin kelek çıktı.
- efes hiç birşeyi bizlerden sakınmamış, neyi var neyi yoksa dökmüş, God Bless Efes.
- gelenlerin hepsi mi kıpti olur, hiç yabancılık çekmedik doğrusu.

Seneye de "bedava" bilet bulma temennisiyle ayrıldık Hilton'dan. Ve anladım ki paranı Efes'e yatırmak karlı bir yatırım.