28 Kasım 2011 Pazartesi

300. İzleyicime Özel!

Bölünerek üreseniz bence izleyici sayım daha hızlı artar ama malesef hepiniz sporla ürüyorsunuz. Eee Türk insanının %80'i spor salonlarına minimum 3 aylık kayıt yaptırıp gitmeyenlerle dolu olduğu için de bir türlü izleyici sayım artmıyor. Ben de artık diyorum ki : en az 3. 3 gayet seksi bir rakam ama ben buraların Banu Alkan'ıyım, 3'te neymiş hahayt diyenler için 33 ve 333 gibi seçeneklerimiz de mevcut.

Banu Alkan demişken kendisinin memelerini bir fanusa koyduğu bir klip vardı, izlediniz mi? Şimdi ben meme dedim ya, o da kesin filtreye takılacak ya, o yüzden artık meme yerine cicik demek istiyorum. Şimdiden bunun anlaşmasına varalım, sonra aman ben duymadım, aman benim işim vardı olmasın.

Çok dağıldı konu ne diyordum ben, hah üremek ve izleyici olmak. İlk ve tek hediye çekilişimi yaptığımda, blogumun adresini değiştirdiğim için çok yoğun bir katılım olmuştu, 4 kişi arasında düzenlenen zorlu çekilişle hediyeler Pinksatellite'ın kardeşine gitmişti.

Hatta çekilişimde yaptığım 1. kalite safkan espriler, beni her türlü taklit etmeyi seven takipcim Allegra'nde tarafından itinayla araklanmışlardı. Copyright mopyright hikaye tabi bu ülkede.

300'e yaklaşmanın haklı gururu içerisindeyim. Ama çok net söylüyorum burda kendimi, ben ve kaynım gibi hissediyorum ara sıra. Resmen banyo camından sessizce izleyen, koca gözlüklü varoş komşular gibisiniz. Çıt çıkarmıyorsunuz.

Dağıldıkça dağılıyor konumuz. 300 olmaya çok az kaldı, ama hediye çekilişini 300'de değil, seksilerin başkanıyım sayısı 333'te yapacağım.

300. izleyicimi de arkasından Spartaaaaan diye bağırarak poposuna indirdiğim bir tekme ile ödüllendireceğim :)


Bu yazıdan sonra 299'da kalmamız muhtemel, ama onu da benim şakacılığıma verin.


21 Kasım 2011 Pazartesi

İzmir Gece Gezmeleri.


İzmir dediğimiz yer bazen bana az gelişmiş köy gibi geliyor. Dönüyor dolaşıyoruz aynı mekanlarda ömür çürütüyoruz. Tarz-fiyat-performans eğrileri yapıyoruz yapıyoruz, yine kendimizi bir elin parmağını geçmeyecek mekanlarda buluyoruz. Bu iş iyice canımı sıkmaya başladı. Bir de en az benim kadar takıntılı bir arkadaş çevrem olunca bazı mekan sahiplerini ihya etmeden o mekanı terk etmiyoruz.

Bornova'da Bira'zz var mesela, açtıkları gün itibariyle neredeyse 2 sene, haftanın 7 günü gittik, yoklama verdik. En sonunda Ahmet Abi'ye bir şube açtırdık ve görevimizi yerine getirmenin haklı gururuyla başka bir işletme sahibini zengin etmek üzere yolumuza devam ettik.



Uzun zamandır Alsancak'ta durmadan dinlenmeden gittiğimiz bir yer de Rock 'n Beer'dı. En sonunda oraya da yeni bir mekan açtırdık. Görevimizi tamamladığımızı düşündük ve bu haftasonu çıktığımızda Pub Borsa isimli yeni bir mekana gittik. İçki fiyatları durmadan iniyor ve çıkıyor. Tabi giren çıkan gene içene oluyor. 33'lük Efes'e en az 6 tl veriyorsunuz. Kadınlar için çok zararlı bir mekan. İndirimi görünce elim ayağım titredi. Kendimi nasıl dışarı atıcam bilemedim. Müzikler 90'lar pop, çok eğlendim. Ama bi biraya 6 tl veremem.

Sonra Onüç'e gittik ama orada oturacak yer bulamayınca, kürkçü dükkanına doğru kuyruğu kıstırdık. Veeee Rock 'n Beer. Ya bu arada ben yılbaşına orada girdim, sanırım kendi kendime kötülük ettim.

Herşeyi boşverin bu arada da, ben şu 1888 denen mekanı günahım kadar sevmiyorum ajan. Kapıda zaten kadın-erkek sayısını eşitlemeden giremiyorsun. Ama nedense içeride 10 kadına 36985125512 erkek düşüyor. Anlamadım bir alt geçit falan mı var, bu herifler nasıl doluyor içeri. İçerisi sanırsın Freak Show. Bir keresinde deri fetiş kıyafetli bir ablanın lap dansını beğeniyle izledik, iç organlarına kadar seyrettik hatta. Ablaya sevgilisi yetmedi araya bir de bi kız aldılar falan. Çok garip bir geceydi.

Zaten hayvan gibi pahalı bir mekan. O boktan yere girerken 20 tl veriyorsun, içeride ayakta bekliyorsun ki iyi ihtimalle oturabileceğin yer tuvaletin yanıdır. Eğer kafam çok iyi değilse müziklerde bir süre sonra arena boğasına çeviriyor beni. Ama bazı arkadaşlar yüzünden gidiyoruz işte her hafta!. (yazar olarak burada kime gönderme yaptım, o kendini biliyorrrrr).

Bu yazının ana fikri bana hafta sonları gidecek yeni yerler bulun olm. Valla sıkıldım aynı mekanlardan. Mesela içki fiyatları uygun olsun, içerisi -50 derece olmasın, tuvaletleri temiz olsun, ne çok sert ne çok elektronik çalsın, kafamız oldu mu kalkıp dans edebilelim, sonra çok insan gelmesin, hatta her hafta benim rezerve bir masam olsun. Offf nasıl güzel olur böyle bi yer olsa. Valla bulun olm, ben karışmam.

Yoksa kafamın en güzel haliyle gelir çok fena sardırırım size.

Öpüjem.

19 Kasım 2011 Cumartesi

Nişan Dosyası Vol. 1

Zamanında bir düğün dosyası açıp siz yeni evlenecek izleyicilerime yol göstermiştim. En son katıldığım bir nişan dolayısıyla bir de nişan dosyası açıp sizleri engin bilgilerimle yönlendirmek istedim. Öncelikle aklım balik iken gördüğüm tek nişan ablamın nişanıydı. Sanırım kendime onu kıble aldığımdan yurdum nişanı beni adı sorulunca evettt diyen damada çevirdi. Bir kaç gün gördüklerimi beynimdeki şemaya yerleştiremedim. Mavi ekranla dolaştım. Neyse uzatmamak lazım ciğerlerim, dosyamızı nişan/söz bohçası ile açalım. Bohçacı geldi Haaaanıııımm!

- Nişan ve söz bohçasını size şöyle açıklamak istiyorum. Mini bir japon pazarı kendileri. Allı güllü şeyler, simler, parlaklıklar, ooooo şahane. Kıza giden bohçada, terlikten iç çamaşırına, çantadan makyaj malzemesine, havludan patiğe, birbiriyle alakası olmayan şeyler var. Bir de bunları serme ve sergileme durumu var ki o kısma girmeyelim şayet benim kafam götürmüyor.
- Nişan kıyafeti konusu ayrı bir skandal bence. Mini düğün yapmaya gerek yok bence. Simler, tarlatanlar, taftalar. Kraliyet ailesi yapmıyor o tantanayı. Evde aile arasında takın yüzükleri geçin. Saça da sim döktürmeyin. Bitsin o bitsin.

- Müzik konusu tabi ki aileden aileye fark gösterir. Nişanınızda Vivaldi çalın demiyorum ama Tarık Mengüç'le de İsmail Türüt gibi terleyene kadar göbek atmayın. Çok göbek atasınız varsa açın Sertaç Ortaçı mis gibi göbek atın. Haa bir de "a be kaynana" gerçeği var, yapmayın.

- Gazozlu düğünlerden nefret ettiğim kadar emin olun gazozlu nişanlardan da nefret ederim. Sallama çay verin gazoz vermeyin.

Şu an fark ettim ki nişan dosyasında bohçadan başka sıkıntılı durum yokmuş, ama bohça başlı başına bir problem. Akrep Nalan kadar büyük bir problem. Bu arada o kadına neden Akrep Nalan deniyor, merak ettim şimdi.

BOHÇAYA hayır diyerek bu dosyayı kapatıyorum.

Nuran the evlilik danışmanı

13 Kasım 2011 Pazar

Evde Tek Başına Vol. I

Bugün itibariyle yalnız yaşamaya adım atmış bulunuyorum. Bir süredir bugüne hazırlanıyordum zaten. Maddi olarak biraz zorlu ama manevi olarak mükemmel olacağına eminim.

Yakın zamanda vaktim olursa ( burada çok meşgul bir insan olduguma gönderme yapıyorum) bir nişan dosyası yazacagım. Yakın zamanda bir düğün dosyası hazırlamıştım, biliyorum tüm evlenenlere ışık tuttu. Şimdi serinin nişan dosyası geliyor. Ya da önce kına gecesi dosyası mı yazsam, bilemedim. Kına, nişan, söz, isteme diye büyükten küçüğe giden bir dosya hazırlayayım en iyisi. Hatta arzum sponsor olsun, onun ışığında yazayım.

Bu arada bloggerların bu tembelliği nedir, okuyacak bir şey bulamıyorum çükü yazmıyorsunuz güzellerim, minnoşlarım. Olmuyor yani.

Geçen cumartesi Bilecik'e giderken sabah 11'de başladığım Pucca'nin kitabını akşam 6'da bitirdim. Pucca'yı ünlü olmadığı zamanlardan beri takip ederim. Bildiğim, okuduğum hikayelerdi çoğu ama inanılmaz eğlendim.

Yalnız bu önceden yayınlanan yazıları derleyip kitap yapmalarına hastayım. Elif Şafak'ta yaptı aynısını. Kendisiyle o gün bugündür aramız limoni. Her haftasonu okuduğum köşe yazıların için ben bir de kitabını da almak zorunda mıyım? Darphane miyim ben? Para mı basıyorum burda? Bu arada para darphanede basılıyordu değil mi?

Ben şimdi gidip elmalı çayımı içip kitap okuyacağım. Haaa unutmadan 290 kişi olmuşuz kimse haber vermiyor. Ha benim koçlarıma, 300 olalım da şanımız yürüsün.

Öperim 290'ınızı birden.