Yaş 25'e günbegün yaklaşırken öğrenciliğime, o bomboş, nerde akşam orda sabah günlere özlemim gittikçe artıyor. Sürekli o günlere ait komik anılar dönüyor hafızamın karanlık odalarında. Şeytan dürtüyor "çok geç kalmış sayılmazsın" diye, melek tartaklıyor " yaşın geldi annen dedi onun gibi evlenmen gerek" aslında bunu melek değil Nil Karaibrahimgil söylüyor, ama burda şair meleğe bu görevi veriyor.
Etrafımda "okula gidiyorum", "sınavım var" diyenleri içten iç kıskanıyorum, "inşallah geçersin o dersten de hemen iş hayatına atılırsın, 9-6 bir insana dönüşürsün, hatta ne 9-6'sı mesaili bir insana dönüşürsün" diye beddualar ediyorum.
Sonra o günlere tek başıma dönmenin nasıl manasız olacağını düşünüyorum. İlkokulda tuvalete gitmek için izin alırken arkadaşları için de izin isteyenler gibi " öğretmenin çağrı ve özlem de gelebilir mi" diye onları da yanımda o zamanlara götürmek istiyorum.
Çağrıyla yine o eski evde oturmuşuz, her gece dışarı çıkmayı uyuşturucu bağımlılığı gibi zararlı görüp, "hayır edriyin bunu yenmeliyiz" diye ellerimiz titreye titreye konuşuyoruz. Sonra biri ortaya bir bahane atıyor ve yine kendimizi dışarıda buluyoruz. Tanımadığımız insanlara sardırıyoruz bütün gece.

Özlem'in saç yıkamaya üşenip kahküllerini yıkamasını bekliyoruz. Küçükparkta oturup çekirdek çitliyoruz. Biri gelip " arkadaşım çok mu aktif sportif gözüküyorum, gidin buradan" diyor. Biz çekirdek çitliyoruz. Bira şişesi arabanın camında patlayınca gitmemiz gerektiğini anlıyoruz.
Sabh kahvaltıda tavuk ciğeri yiyoruz. Evin küçük çocugu gibi bakkal ihalesi yine bana kalıyor, çokonat isteniyorsa çikolatalı gofret, ruffles isteniyorsa lays alıyorum bir daha market ihalesine kalmamak için. Ama kurtuluş yok.
Yılbaşı 3-2-1'ine yetişeceğiz diye koşa koşa Ooze'a gidiyoruz. Sonra annesini kaybeden çocuk gib Özlem sahneden Çağrı'yı arıyor. "Biz arkadaşımızı kaybettik" diyoruz kel adama. Kafamız o kadar güzel ki o kadar olur.
"Şahinnnn" diye cımbız isteyen, ev kız doluyken "sizde kalıcam" diye tutturan komşuya bağırıyoruz. "Şahin sen gay misin" diyoruz, kızıyor. Ama Şahin çok gay açıklamalar yapıyor.
Şahin'e "yaza evleniyorum" diyorum, o da beni, vazgeçirmeye çalışıyor ama evlenmiyorum, hatta ortada bir aday bile yok. Sadece "Çağrı'nın sesi çok güzel, sana bir şarkı söylesin mi?" geyiğimizi yapamadığımız için Şahin'e sarıyoruz.
Eski günlere dönsem diyorum, herşey yine yerli yerinde olsa, çağrı-özlem burada olsa, şahin'e bile razıyım. Gelsin cımbızı da aynası da benden.
Allahım galiba beni bu havalar mahvetti.