30 Ekim 2011 Pazar

Cif Balerin Haftasonu.

Cuma akşamı 9'da ev boyamaya başladık. Tüm haftasonum boya, çamaşır suyu, sirke kokuları içinde geçti. Şimdi sirke ne alaka dersiniz diye söylüyorum, mis gibi cam siliniyor sirkeli suyla. Off bu arada temizlikten nefret ediyorum. Mesela her ay 1 ayakkabı, 1 elbise eksik alıp kadın çağırabilirim. Çok gaza gelmediysem öldürseniz temizlik yapmam. Dağınık bir insanım. Yarın yarım gün okulum olmasa şu an ağlıyor olabilirdim, yorgunluktan.

Temizlikçi kadınlar gibi ellerim çamaşır suyu kokuyor. Kendime yabancılaşıyorum. Daha hiç bir şey bitmedi, 2.5 günde evin yarısı boyandı.

Bu arada garip bir çiftiz sevgilimle. Tüm gün ev boyadık, temizlik yaptık, gece de dışarı çıktık. Denyoluk forever.

Sanırım bayramdan sonra yerleşik hayata geçerim. Beklerim tontişlerim.

24 Ekim 2011 Pazartesi

Seslerini Duyuyor musunuz?

Yine deprem, yine aynı görüntüler. Binaların altından yükselen çığlıklar var. Kurtulmak isteyen, yaşamak isteyen binlerce insan var. Bina altından kurtulan ama soğukla, yoklukla savaşanlar var bir de. Onlar da yaşamak istiyor, onlar da yardım istiyor. Devlet kimsenin yaralarını saramıyor. İş bize düşüyor. Bir çok kargo firması ücretsiz gönderim yapıyor, Belediyeler yardım topluyor.


Duyarsız kalmayın.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Merhaba Ben Kuş.

- bazen mideme bir ağrı giriyor, çıkmıyor. işte o zamanlar yemeden içmeden kesiliyorum, aşıkmış gibi. ama aşık değilmiş gibi de aynı zamanda. canı sıkkın gibi ama aslında mutlu gibi. kafası karışık gibi de olabilir aslında. neden olduğuna çok takılmıyorum. şu an benim için önemli olan tek bir şey var o da midemdeki ağrı. arada kalbime de vuruyor. garip işte.

- yaşıtlarımın evlenmesine ses çıkarmıyorum fark ettiyseniz. ama çocuk yapıyorlarsa orada tavrımı koyarım, sakin ol şampiyon derim. çocuk ne lan?

- bundan 1 yıl önce falan baya baya evlenmek istiyordum ben de her genç kız gibi. hatta öyle istemişim ki erkek arkadaşım arkasına bakmadan kaçtı. elmyra gibi "seninle evlenicem, seni hep sarıcam, sıkıcam" modundaydım. ama herşeyin zamanı varmış bence. evlilik artık yaş olarak yakınlaşsa da mantık olarak uzaklaşıyor her geçen gün. biri tencere-tava muhabbeti yapınca bana gelenler geliyor, durmuyor.

- üstünden çok zaman geçti, söylesem de bi işe yaramaz ama ben söyleyeceğim. yazın kuşadası'nda tatildeyken 1 gün de efes ve şirince'ye gittik, efes'te bildiğin o eski zamanları, spartacus'leri, kleopatra'yı falan canlandırdılar 10-15 dk'lık bir atraksiyonla. şimdi eğer derseniz merak ettim ve beni deliler şey yaptı, gidin görün. ( şey yapmak?)

- insanın soyadının kuş olması çok garip bence.

- mesela geçen yıl eğer bilseydim bu olayın yaz yağmuru tadında geçeceğini, çocugu da o kadar korkutmazdım, kendime sakin ol şampiyon ona da arkana yaslan evlat derdim. hayat işte.

- bu arada anasınıfı kapısında gördüğüm eski sevgilinin sırrını çözdüm. bugün taşlar yerine oturdu.

- Walking Dead sevenler yeni bölüm taze taze çıkmış, en son kustuğum yerden devam ettim ben, bir değişiklik yok, adam hala şerif şapkasıyla geziyor, diğer adam hala onun karısını istiyor, bir de hala zombiler var.

- bazı geceler çok sıkıcı, bu gecede onlardan biri bence. Saat geç olmuş yatmak lazım, yarın mıntıka nöbetim var.

- bu arada hava soğuk ya, hani bizim popomuz donuyor ya, 7-14 yaş arasına bir şey olmuyor, hala incecik hırkayla geziyorlar.

- neyse canlarım, şimdi benim ne giyeceğime karar verip, onları çıkarıp, sandalyenin üzerine koyup, makyajımı çıkarıp, dişlerimi fırçalayıp, kremlenip yatmam lazım. yoksa sabaha kadar sizinle konuşmak isterdim. ağlasam sesimi mısralarımda duymanızı isterdim ama geç oldu.

Haydi biiiiissss.

13 Ekim 2011 Perşembe

Ölene Kadar Dinlemeli.

Manidar

12 Ekim 2011 Çarşamba

Ne Şarkılar Var!

Bu şarkıyı duydum bugün, bir yerde denk geldi. Şarkılar da kokular gibi insanlara ve olaylara bağlı, yani.

10 Ekim 2011 Pazartesi

Cinstaş Turizmin Cins Yolcuları

Geçen hafta laf arasında İstanbul'a gidiyorum diyen bir arkadaşımın peşine takılarak İstanbul'a haftasonu road trip yaptık. Vehbi, ben ve onun arkadaşı, tambi canavar olduk, voltran olduk, sinerji yarattık. Gece yola cıktıgımız için gidiş yolunda çok aktif değildik ama dönüş yolunda resmen fokurdadık. Hele ki İzmir'e 1 saat kala arabada eller havaya takılmamız şahaneydi. İstanbul kısmı sıkıştırılmış program gibiydi. Herkesi biraz görüp, ceee diyerek geri döndük.

Vehbi ile İstanbul'a ilk 2006 yılında Rock n Coke'a gitmiştik. Uyuşukluğumuzla kendisini çileden çıkarmıştık. Hatta hem biz hem İstanbul trafiği öyle bir çileden çıkarmıştı ki Vehbi'yi, o dönem ettiği bir küfürü hala unutamam, kafama kazındı. Neyse ki bu geziyi küfürsüz atlattık.

Yolda 3648405 adet daha road trip planı yaptık, Eskişehir, Çanakkale, Ödemiş, Makedonya planlarımız arasında şu an. Yannız şimdi fark ettim ne tırt yerlere gitme planı yapmışız.

Bayramda Eskişehir'deyiz, kesin.

yolculugumuzun güzel anısına gelsin bu şarkıda, kopkop.




2 Ekim 2011 Pazar

Bugün Pazar, Banyo Günü!

90'larda ilkokula gidenler bilir, pazar günleri banyo ve Parliement sinema Kulübü günüdür. Tabi ben en son bu aktiviteyi ilkokulda bıraktım, sonrasında devam eden varsa bilemeyeceğim. Şimdi bıraktım deyince sanki ilkokuldan sonra hiç banyo yapmamışım gibi oldu ama yok öyle bir şey. Pazar günü banyo yapmayı bıraktım, ama eğitim hayatım ve banyo yapmam hala devam ediyor. Ama tabi banyo günü diye bir şey kalmadı hayatımda. Yıllar sonra yaş 26'ya geldi, ortaokul, lise, üniversite, formasyon hepsi bitti, ve banyo günü geri geldi. Pazar gelince, direk "banyo yapmalıyım, yarın okul var" psikolojisine giriyorum. O zamanlar ütülenmesi gereken önlük vardı, hala var. Tek fark o zaman ütüyü annem yapardı, şimdi ben yapmak zorundayım.

Off neyse daha iç açıcı konulardan bahsedelim. Bu hafta çok komik bişi oldu. Üniversite 1'de çok aşık olduğum bir eleman vardı. Öyle aşığım ki ama gözüm hiçbir şey görmüyor. 2 sene falan unutamamıştım bu çocugu. Neyse sonra yollarımız ayrıldı, ben onu unuttum falan. Geçen gün okuldayım, anasınıfımda dersim var, elimde Cheeky Monkey kuklası falan derse gidiyorum. Tam kapıyı açtım içeri giricem, eleman çıktı kapıdan. Bir an algılayamadım. Nasıl ya? dedim içimden. Selamlaşmadan geçtik, gittik. Eski sevgilinle karşılaşacağın yer bir anasınıfının kapısı olmamalı. Bunu söylediğim tüm arkadaşlarım " çocuğunu getirmiş olmasın" gibi geyikler yaptılar. Ama orada ne aradığı benim için hala bir sır. Çocugu görünce düşündüm ki zamanında bu çocuk benim için Tanrı gibiydi, ondan başka kimse yoktu sanki dünya'da, ama şimdi tek düşündüğüm bu salak için koskoca 2 senemi harcadım. Sanırım birini güzel yapan onun güzel olması değil, senin onu güzel görmen. Bütün eski sevgililer çirkin aslında ahaha.

Neyse, ben gidip ütümü yapayım. Yoksa bu iş daha da çekilmez bir hal alacak.

XoXo

Nuran The Iron Woman.