31 Ocak 2011 Pazartesi

Naneli Olsun Çamurdan Olsun Vol.4

Naneli olsun çamurdan olsun serimizin 4. baskısına geldik, ne kadar çok naneli şey seviyorum zannediyorsunuz ama öyle değil, aslında naneli bir kaç şey seviyorum, mesela bugünki nanelimiz yine naneli çukulata. Çukulata deyince kesin aranızdan birileri "ay çukulata diyor ayı" diyor ama inan sende çukulata diyorsun.

Neyse bu yazımda naneli çikolataların şahından bahsetmiştim. Parantez içinde de çook şeker'in naneli çikolatasını araya kaktırmıştım. "kaktırmak" süper bir kelime değil mi?



Geçen sinemaya gittiğimizde çook şeker'den naneli çukulata aldım, off yok böyle bir güzellik. Ama Lovells hem maddi hem de ulaşılabilirlik açısından daha iyi tabi. Çook şeker'in standları genelde Avm'ler de oluyor, her yer de avm kaynamıyor İzmir'de. Ve 10-15 çikolataya 5.00 tl veriyorsunuz, ya da daha az çukulataya, şu an kestiremedim.

Ben böyle anlatıyorum, merak edenler için tipi devekuşu yumurtasına benziyor, ama sanki sabah akşam ıspanak yemiş bir devekuşun yumurtasına benziyor.



Çok uzatmamak lazım, görürseniz deneyin, denerseniz beğenin, beğenirseniz beni de görün. Kalbime giden yolu öğrendiniz, ee ne bekliyorsunuz?

29 Ocak 2011 Cumartesi

Heard Somebody Say

Şarkılar ve kokular birleşir.

Şarkılar ve insanlar birleşir.

Şarkılar ve anılar birleşir.

Şarkılar ve mekanlar birleşir.




26 Ocak 2011 Çarşamba

I Am Your Black Swan.

7 kusurlu hareketten birini yaptım ve bu şarkıya takıldım. Hem de gecenin bu saatinde. Bi iğne sapladım kendime çıkaramıyorum sanki, stop tuşuna bassam da kafamda durmuyor, dönüyor şarkı. Cause this is fucked up, fucked up.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Boys Don't Cry (1999)

"A true story about finding the courage to be yourself."



21 yaşına yeni giren Teena Brandon kadın bedeninde sıkışmış kalmış bir erkektir. Kendi cinsel kimliğiyle beraber kim olduğunuda saklayarak yalanlar üzerine kurulu bir hayat yaşamaktadır. Lincoln'den tanıştığı bir grupla ayrılan ve Falls City'de yaşamaya başlayan Teena, burada Lana'ya aşık olur. Ama yalanları
bir noktaya kadar ona yardım eder.



Kendi cinsel kimliği deşifre edilen Teena'nın hayatı bir kaç gün içinde gitmemesi gereken bir yöne doğru gider. Onun Falls City'e gelmesini sağlayan 2 kişi tarafından öldürülür. Gerçek hikayeye dayanan filmin başrolünde Hilary Swank oynuyor. Hilary Swank'i tanıyamayacağınız bir film bu aslında. Bir kadın nasıl çirkin bir erkek olur sorusunun yanıtı işte bu filmdir.

Film çok muhteşem değil ama güzel, sevdim ben. Film biter bitmez de şu şarkıyı açtım :)


21 Ocak 2011 Cuma

Naneli Olsun Çamurdan Olsun Vol.3

Naneli olsun çamurdan olsun serimizin üçüncü ve şimdilik son naneli ürününe geçmenin haklı gururunu yaşıyorum. Neden bunu yaşadığımı bilmiyorum. Sanırım ders çalışmam gereken zamanda burada saçmaladığım için bu haklı gurur vicdanımı rahatlatır diye düşündüm. Bu konudaki ilk yazım ve ikinci yazım aynen şöyledir. Yalnız bu tekrarlama işi öğretmenlikte edinilen bir durum. "Hatırlatın bakıyım geçen ders ne yapmıştık" cümlesinin adult versiyonudur kesinlikle.

Neyse konu çok dağıldı. En vurucu şeyi sona sakladım tabi. sonuncu naneli olsun çamurdan olsun dediğim şey ise Starbucks'ın Naneli Dark Mocha'sıdır. Yok böyle bir güzellik. Bunu bana ilk tavsiye eden Çağrı ve Özlem'di, o günden sonra delicesine bir aşk yaşamaya başladık. Topunuzu satarım büyük boy bir naneli mochaya, o kadar.


Kışlık Yazlık



















Neyse yarın biz İzmirli blogger kızlarla starbucks'ta buluşucaz, içimde öyle bir sevinç var ki anlatamam. Ama şimdi ders çalışmalıyım.

20 Ocak 2011 Perşembe

Temple Grandin (2010)


"Autism gave her a vision. She gave it a voice."



4 yaşına kadar konuşamadığı için doktora götürülen Temple'a otizm teşhisi konur ve doktor annesine tek çözümün akıl hastanesi olduğunu söyler. Ama bu cevap ve çözümle tatmin olmayan annesi zor bir yola çıkar ve Temple gibi özel ve zeki bir çocuğun önünün kapanmasını engeller.

Yatılı okulu bitirip, üniversiteye gitmeden önce teyzesinin çiftliğinde vakit geçiren Temple sığırlara karşı özel bir ilgi duymaya başlar. Otizmi sayesinde onları daha iyi anladığını düşünen, bir sığır gibi dünyaya bakabildiğini gören Temple yüksek lisans ve doktorasını bu konu üzerinde yapar ve bir sulama kanalıyla bir mezbaha tasarlayarak bu konuda ne kadar iyi olduğunu gösterir.

Dokunmaktan ve dokunulmaktan kaçınan Temple çiftlikte gördüğü, sığırları sakinleştirmeye yarayan bir alete benzer bir alet yaparak birinin sarılmasından alacağı sevgiyi ve sakinliği bu makineden alır ve bu onun insanlara alışmasına ve sosyalleşmesine büyük katkıda bulunur.




Gerçek bir hayat hikayesine dayanan filmde Temple Grandin rolünü başarıyla Claire Danes canlandırıyor. Hem benzerlik hem de rol yönünden Julie & Julia'daki Meryl Streep ile kapışabilirler, o kadar iyi.

Temple Grandin şu an Colorado üniversitesinde büyükbaş hayvanlar üzerine çalışmalarını devam ettiriyor. Bir insanı yolundan hiçbirşeyin alıkoyamayacağının canlı örneği kendisi. Şiddetle tavsiye ettiğim filmler arasında yerini hemen alıyor.


Bknz: Gerçek Temple Grandin








Naneli Olsun Çamurdan Olsun Vol.2

Daha önce naneli olsun çamurdan olsun yazımda, 3 yaşından beri hastası olduğum naneli çikolatadan bahsetmiştim. Ama hayatımdaki vazgeçilmez naneli tek o değil. Biri de Lipton Naneli Yeşil Çay. Çalışırken keşfetmiştim bu yeşil çayı. Yeşil çaya zaten bayılırım, nanelisine emin olun 3 tur göbek atmıştım.


Nasıl fresh bir tattır o, nasıl keyiflidir içmesi. Sanırsın kavurmadan bahsediyorum ama yok değil. Basit ama mükemmel bir tat. Hatta çevremde de tavsiye ettiğim ve bu çaya müptela olan insan çoktur.

Fiyatı normale göre pahalı bence. 20'li paketi genelde 3.95 tl'ye satılıyor, ama normal bir yeşil çay 2.00 Tl civarlarında, şimdi içine 3 dal nane atıyorsunuz diye de bu eziyet yapılmaz dimi?

Bir dönem protesto edip almamıştım hatta, ama indirimde görünce acımam ona göre.

19 Ocak 2011 Çarşamba

Gelsin Hediyeler..

C-belle'nin süper nars hediyelerine hücuuum :)


17 Ocak 2011 Pazartesi

The Fourth Kind (2009)

"There are four kinds of alien encounters. The fourth kind is abduction."



Kocası Will'in ölümünden sonra, Dr. Abigail Tyler Alaska'nın Nome şehrinde birlikte yaptıkları çalışmaları devam ettirir. Bir kaç hastası aynı şeylerden şikayet etmektedirler.
Geceleri sebepsiz yere uyanma, beyaz bir baykuş görme ve sürekli rahatsızlık hissi. Bunun üzerine giden Tyler hastalarına hipnoz yapar ve hiç beklemediği sonuçlar ortaya çıkar.

Milla Jovovich'in başrolde oynadığı filmin büyük bir bölümde Tyler'ın gerçek hayatta yaptığı kayıtlar kullanılmıştır. Tyler ile yapılan hipnoz sahneleri, röportajlar da filme dahil edilmiştir. Kocasının ölümüyle büyük bir travma yaşayan kadının psikolojisinin alt üst olduğunu düşünebileceğimiz bir hikaye aslında, yani bu travma kadında bir tür farklı bir gerçekliğin oluşmasına sebep olmuş gibi geliyor. Ama hipnoz görüntüleri ve polis kayıtları aslında tam olarak böyle olmadığını gösteriyor.



Alaska'nın Nome şehri FBI tarafında UFO konusuyla alakalı araştırılmış defalarca, filmin sonunda verilen bir bilgi bu. Ayrıca kadınla birlikte hipnoza girenlerde yaşananları doğruluyor.

Tyler şu an yatalak ve uzaylılar tarafından kaçırılan kızına dair hiç bir iz bulunamamış. Bana bir arkadaşım tavsiye etmişti bu filmi. Ben çok begendim ama sakın evde yanlızken izlemeyin. Şu an ciddi 3.5 atıyorum.

16 Ocak 2011 Pazar

Naneli Olsun Çamurdan Olsun.


Starbucks'ın dark mocha nane aromalısına adam öldürebilirim, o kadar çok seviyorum. Hatta o kadar seviyorum ki gittim kendime nane şurubu aldım evde kendime yaparım diye. Bir kere denedim, montla sıçınca bıraktım. Naneli Mocha kadar naneli çikolatayı da seviyorum. Hem de çok. Çook şeker'in naneli çikolatası var ama her yerde bulmak zor. Bu derdime her derdime oldugu gibi sevdiceğim çare oldu.

Yazın bir kere bana markete giderken "hangi çikolatadan alıyım" sana dedi, ben de adama eziyet edicem ya, naneli çikolata istedim. Elinde 2 örnekle çıkıp geldi super hero sevgili. Biri Sticks'in tırt, naneli şekeri ezip çikolataya koyduğu çikolatasıydı. Hiç sevmemiştim ilk denediğimde. İkincisi de Lovells'ın Naneli Dark Chocolate'ıydı.




Resmen gönlümün prensi oldu bu Lovells. Çook şekerin naneli çikolatasına bu denli yaklaşan, hatta dark olması sebebiyle bir burun farkıyla öne geçen bir çikolata benim için. Yedikçe yiyesim geliyor. Sevgilim bana bugün hem sütlü hem naneli almış, bildiğiniz mutluluk hormonlarım tavan yaptı.

Amannn falan demeyin, bu çikolatayı deneyin, ölüceksiniz, garanti.

14 Ocak 2011 Cuma

Hangi Oje Yakışmaz Ki Bana?



Eskiden, yani bir ergenken siyah ya da kırmızı ojeler favorimdi. Başka da bir renk kullanmazdım. Ama son 1 senedir hayatım gibi ojelerim ve tırnaklarımda renklendi. Pembenin her tonu var oje koleksiyonumda mesela. Ojeye 20-25 tl vermek pek bana akıl karı gelmiyor açıkçası. Nasıl olsa 3-5 sürmeden sonra bozuluyor. En fazla 2 tl veririm, gerisine de karışmam.

Ekimde İstanbul'a gittiğimde Beşiktaş pazarından 2 oje almıştım, açık pembe ve siyah. 4 ojeyi 2 Tl'ye mi almıştık ne, o kadar da ucuzdu. Hayatımda gördüğüm tek katta bu kadar siyah olabilen tek ojedir bu. En önde gördüğünüz üzere ismi Woo diye saçma sapan birşey. Ama kendisi favorimdir, hatta şu an tırnaklarımdadır.


Diğer favorilerim, daha doğrusu favori listeme yeni giren ojeler, Gabrini'nin Matte serisidir, gri, mavi ve toprak rengini aldım, bayılarak kullanıyorum. Adı üzerinde mattır bu ojeler. Renk skalaları çok coşumcu değil ama temel renkler var. İzmir'de yaşayanlar Çankaya'daki Hobi'nin outleti gibi olan yerden bulabilirler, diğer illerden ben sorumlu değilimdir :)

Diğerleri ise klasik markalar, golden rose, flormar, pastel vs. Aradan gözüken bir marka var Chissa diye, o da beşiktaş pazarının ganimetlerindendir. Bir oje hikayeside böyle sonuçlanmıştır. Devlete millete hayırlı olsun, öperim.

Öpüjem Hıçşshjk

- Dün akşam Oi Va Voi konserine gittik, çok çok çok güzel bir konserdi. Konser güzel ama ortam tambi fiyaskoydu. Ooze Venue kadar karaktersiz bir mekan yok sanırım. Bu akşam Volkan Konak konseri var mesela. Dün akşam konser gününü karıştıran insanlar vardı mesela. ani öyle olmalı, yoksa bir açıklaması yok.


- İçki içme yaşı 24'e çıkacak diyorlar, öyle olunca benimde yaşım 25'e çıkıyor. 21 değilim ben. İleride hakkımda delil olarak kullanılmasın bu.

- Dün akşam konser sonrası Küçükpark'ta 1-2 bira daha içelim dedik, 00.30'da tüm mekanları kapatıyorlar. Ki bilen bilir Küçükpark'ta hayat 12'den sonra başlardı. Düz yazıyım da anlayın, tehlikenin farkında mısınız?

- Alakasız ama tutkunun bitteri çıkmış, normalde ben biskremciyimdir, ama bitter tutkuya bayıldım. Bitter candır.

- Bu aralar bünyeme o kadar çok tatlı aldım ki şu an tatlı görsem kusarım gibi geliyor. Fuck you PMS diyorum.

- Pazar günü okulda sunumum var. 2. sınıf öğrencilerine "On the Farm" konusunu anlatıcaz. Allahım 1 haftadır öldük resmen. Verdiğimiz paranın ve çabanın haddi hesabı yok. 25 yıllık hayatımın 15 yılında bifiil İngilizce öğrendim. Ne bir teknik ne de bir çaba gördüm. Öyle de gayet öğrendik İngilizceyi. Tabi burdan doğrusu budur dediğimi çıkarmasınlar. Ama bunları bilipte yapmayan tüm öğretmenlerime selam yolluyorum.

9 Ocak 2011 Pazar

Herkese Benden Çay, Şakir'e Yok.


- Biliyorum beni çok özlediniz, hepiniz "ah nerede vah nerede" diye şarkılar söylüyorsunuz. İşte geldim burdayım, ben bu işte ustayım.

- Hem eğitmek, hem eğitilmek inanın cidden zormuş, ama keyifliymiş. Eğiteceğim tipler artık sadece kreş çocukları değil, genç dimağları da zehirleyeceğim. Twitter'dan takip edenler biliyorlar, etmeyenler için bir de buradan yayın yapayım. Bir dershanede demo ders anlatmıştım, ve benimle çalışmayı istediklerini söylediler 2. sunuma gerek kalmadan :)

- 2011 benim için süper başladı, öyle de devam ediyor. 2011 benim yılım diye herkese söylüyorum, hiç bu kadar hayatımdan, aldığım kararlardan emin ve memnun olmamıştım.

- Bu hafta sonu okulda sunumum var, yardım için bir kolejde çalışan İngilizce Öğretmenine ihtiyacım var, var mı aranızda?

- Aranızda peki ***** çikolatalı gofret sevmeyen ve benim gibi yazı özleyen var mı? Markayı mozaikledim, reklam almıyorum.

- Kulağımdaki rahatsızlık yüzünden doktora gitmiştim ya, bilmeyenler vardır tabi. Orta kulak enfeksiyonu oldum ben, kreş çocuklarında yaygın olan şey beni vurd
u o kadar kreş çocugu varken. Neyse işitme testi için sıra beklerken üniversiteden cazgır mı cazgır bir kızı gördüm işitme testini bekleyenlerin arasında. "10 aylıktaki de can benimki de can" deyip bebeklere öncelik veren hemşireleri ve ailelerini azarlıyordu. Can çıkar huy çıkmaz, evlenenin poposu büyür lafları aklıma geldi, ahaha.

- Bu arada popo demişken, üniversitede bile büyük olan poposu ( kimin poposu? Cazgır kızın poposu, geriye gönderme yapıyorum.) bildiğiniz tanımlanamayan cisme dönüşmüş, hatta popoyu bıraksan ehliyet sınavına falan girer, o derece.

- Burdan da genele bir gönderme yaparak şunu demek istiyorum, allahım etrafımda bir tane de " herkes insan, o kadar kusur kadı kızında da olur, analarrrrr, babalarrrr siz de nasıl vicdan varrr" diyen insan yok. Mesela biri düşüyor ya, ben tekme atmaya gidiyorum ya, bakıyorum tüm arkadaşlarım orda. Bu da böyle bir anıdır.

- Bulgaristan'da doğan insanların " ee bende avrupa vatandaşıyım" demesi bir tek bana mı garip geliyor, lütfen biri söylesin.

- Bu arada 82 doğumlu Yılmaz Morgül'e olan hayranlığım Nihat Doğan aşkımı geride bırakıyor. Neden mi?



2 Ocak 2011 Pazar

Post Modern Santa Claus

"Yüksek" katılımlı Give Away'im sonuçlandı. Hediyelerimiz "Kedi Canını Senin" süpersonik yorumuyla Nevra'ya gitti. İnanmayanlara kanıtı :