29 Ağustos 2013 Perşembe

Gökşen & Timur Wedding Story

2. ayını geride bırakırken evliliğin, poposuna vurduk teletubbylerin.





Special thanks to Serin Üçer :)

18 Ağustos 2013 Pazar

The Düğün

Evlilik hazırlıkları ile ilgili yazdığım postlarda size sıkça nasıl hiç bir şey yapmadığımdan bahsetmiştim. İki rahat insan olarak durduk durduk, düğünümüze katılıp çılgınlar gibi eğlendik. Pek çok ayrıntıya takılmadığımız için her şey beklediğimizden çok çok daha iyi oldu diyebilirim. Bizim için önemli olan bazı şeyler vardı, onları da aylar öncesinden halletmiştik zaten. Genelde takip ettiğim Türk bloglardan hiç bir şekilde yararlanamadığımı defalarca belirtmiştim, pinterest ve yabancı evlilik blogları inanılmaz işime yaradı diyebilirim. Tabi bir de zevkine hayran olduğum tasarımcı sevgilimin olması kısmını atlamamam lazım. Evleneli 1 ay olduğuna göre deneyimlerimi artık paylaşabilirim :)

Düğün Mekanı : İzmir'de açık hava düğün yapabileceğiniz yerler genellikle Narlıdere tarafında ve biz Bornova'da yaşadığımızdan bizim için Narlıdere seçenek bile olmadı. Kafamızda tek bir yer vardı, Murat Köşkü.
                                              

 Direk gidip oradan tarih aldık. Bornova'da yaşayanlar bilir Murat Köşkü Ege Üniversitesine bağlı, lokal tadında bir yer, kocaman bir bahçenin içinde eski bir köşk. Etrafı ağaçlarla çevrili olduğu için dışarıdan soyutlanmış bir mekan. Süslemesi, el buketi, damat ve sağdıç yaka çiçekleri, kamera ve fotograf ( düğün akşamı için) hepsi sundukları pakete dahildi. Yemek menüsü çok zengin değil ama düğünün yemek yeme yeri olmadığını düşündüğümüz için bize gayet uygundu. Köşk Spesiyal diye bir ana yemekleri vardı, biz onu seçtik ve gelen her misafir yemeklere bayıldığını söyledi. Evleneceklere kötü bir haber, 2014'te artık organizasyon yapılmayacak burada. 

Gelinlik: Benim hayalim hem kabarık, Vera Wang tarzı bir gelinlikti, ama nedense hiç kabarık gelinlik denemedim, bana çok prenses işi geldi. O yüzden yarım balık modelinde karar kıldım. Gelinliğimi yabancı bir sitede gezerken buldum, fotografını gelinlikçime verdim ve bunu istiyorum dedim. O kadar şanslıyım ki yakın bir arkadaşımın annesi bir gelinlikçi de terziydi ve hiç uğraşmadan onlara diktirdim gelinliğimi. Bir çok gelinlikçide duvak, el buketi, kesesi, tacı hep ekstradır ama benim diktirdiğim EgeCan Modaevi'nde hepsi pakete dahildi. Ve gerçekten verdiğim fotograftan daha güzel bir gelinlik giydim.

                                          


Damatlık : İşin en kolay kısmı damatlık bence. Hele de benim sevgilim gibi ne olursa giyerim diyen bir sevgiliniz varsa. Bütün damatlık serisi olan mağazaları gezdik, en son Hatemoglundan damatlık, gömlek, ayakkabı ve kemeri aldık, Timur kuşak bağlamak istemedi, ben de sevmediğimden kemer aldık. Sevgilim tambi metalci olduğundan geri kalan ayrıntıların kuru kafalı olmasını istemiştim ben, hatta düğün konseptimizde kuru kafa gibi oldu. Papyonunu E-Bay'den sipariş ettim, kol düğmelerini de asos.com'dan aldım, kuru kafalı papyon pek hayal ettiğimiz gibi gelmedi, İzmir'deki düğünde takti ama.

                                                          

Gelin Aksesuarları ve Gelin buketi: Gelin çiçeğime açıkcası çok önem vermedim, çiçek tutmak bana çok aptalca geliyor, ama adettendir deyip yaptırdık. Mekandan sordular ne renk oldun diye, düğün rengimiz ağırlıklı mor olduğundan onu da mor istedim. Bir tek çıkarken ve çiçeği atarken gördüm çiçeğimi. Hatta gelin çiçeğini atmadan baya bir aradım çiçeği, nereye koyduğumu unuttuğum için. Ojelerimi lila istedim, ona da 2 gün önce karar verdim, Sally Hansen'ın Extreme Wear Lilac ojesini sürdüm, yüzük turnaklarıma da ablamın aldığı kuru kafaları yapıştırdık. Kuru kafalı aksesuarın tüm gün durup düğünden önce ikisininde düşmesi süper oldu yalnız :) Gelin tacımın hikayesi baya ilginç mesela. Ben daha retro bir taç istiyordum, ama gelinlikçilerde genelde aynı tarz taşlı taçlar vardır. Hatta taç bile istemiyordum, bir yerde gelinlik denediğimde kullandıkları taçtan sonra gelin tacı olmasına karar verdim. Gelinlikçime anlattım, bulabilirsek bakarız dediler. Bir gün provaya gittiğimde bir taç vardı, oleeey bulmuşlar dedim, gelinliği denedim, eee tacı napıcaz dediler, eee bulmuşsunuz dedim, meğerse benim gördüğüm taç döküm taçmış, baya eski bir taç ve sadece teşhir için kullanıyorlarmış, ama düğünde kullanmam için bana verdiler :) Gelin ayakkabısına gelince ben hep sandalet giyeceğim demiştim, topuklu ayakkabıyla aramız çok iyi değil, ve o gün eziyet çekmek istemiyordum, ablamın düğününe aldığım ve sadece 3 kere giydiğim taşlı bir ayakkabım vardı, ve çekimler için giymeyi planladığım pudra melissalarım vardı. Ben de gittim kendime gümüş rengi bir sandalet aldım. Bilecik düğününde 1 saat falan melissa giydim ama İzmir'de sadece sandalet giydim, kimse de ayakkabılarımı görmedi, çok rahat ettim açıkcası. Sırf topuklu bunun olayı diye o geceyi eziyete dönüştürmeyin derim :) 

Gelin Saçı / Makyajı : Buradan "bir kuaförüm bile yok anlıyor musun?" çağrıma simplepresenttense yanıt vermiş ve beni kuaförü Kadir'e yönlendirmişti. Bu arada bilmeyenler için biz ailelerimiz farklı şehirlerde yaşadığı için 2 düğün yaptık. Bilecik'teki düğünde saçım yandan dağınık örgü gibiydi, İzmir'de ise retro bir topuzdu. Açık söylemek gerekirse ben ilginç bir şekilde Bilecik'teki saçımı daha çok beğendim, çünkü topuz bana göre değil. Makyajımı da Bilecik'te normal makyaj yapıldı, İzmir'de porselen. İkisi de güzeldi bence, ama şimdiki aklım olsa kırmızı rujdan kaçınırdım.



Düğün Fotografları : Fotografçı konusu bizim için cidden çok önemliydi. Piyasada 500 tl'ye bile düğün fotografı çeken "fotografçılar" var. Ama ortalık hülyalı bakıştan geçilmiyor. Baya bir araştırma yapıp, ZMYASASİZİNLE 'ye karar verdik, inanılmaz eğlenceli bir çekim oldu ve ortaya çıkan işe biz ve tüm bizi tanıyanlar bayıldı :) Evleneceklere tavsiyem fotograf çekiminizi sakın aynı gün yapmayın, piliniz bitiyor, cidden yorucu bir iş çünkü. Düğün klibimizi bir arkadaşımız çekti, henüz hazırlanmadı ama güzel bir şey çıkacağından eminim. Bu arada Murat Köşkü'nün anlaşmalı fotografçısı Agora Fotografçılık. Bizi aramışlardı düğün çekimlerimiz için, fakat biz ZMYASA'da karar kıldığımız için onlarla çalışmamıştık. Düğün akşamımızda ne kadar doğru bir karar verdiğimizi anladık. Mekandaki fotografları onlar çektiler, elemanlarının tavırlarına kötü demek bile hata olur. Hiç profesyonel değiller. Gündüz süper bir fotografçıyla çalışınca aradaki farkı çok iyi anlayabiliyor insan.


Davetiye ve Düğün Hediyesi : Düğün konseptimiz davetiyemizle birlikte bir anda kuru kafa oldu ki ikimizde severiz kuru kafayı. Biz daha nişanlanmadan düğün davetiyemize karar vermiştik, plak şeklinde olacaktı. Düğüne yakın tasarımını sevgilim yaptı, aslında orjinal plak yapmayı çok istedik fakat bize baya pahalıya patlayacağı için vazgeçtik. Düğün hediyelerimiz de davetiyemizden yola çıkarak bardak altlığı yaptırdık. Herkes için kullanışlı olsun istedik, 2li şekilde süslemesini kendimiz yaptık evde, tüle sarıp mor ve sarı kurdelalarla süsledik. Gelen herkes çok begendiğini söyledi. Kendi evimizde de kullanıyoruz şu an.



Düğün Çerçevesi : Son zamanlarda moda olan çerçeveden ( şu elde tutulan) yapacaktık biz de, misafirler için anı olsun diye, sonra okuldaki süper yetenekli 2 resim öğretmeni arkadaşım, 2 günde bize mükemmel bir çerçeve hazırladılar. Konseptimize cuk oturdu. P.S : Çerçevenin içindeki göbekli 1 hafta içinde doğum yapacak ablam olur :)


Giriş, İlk Dans ve Pasta Şarkısı : İki düğün yaptığımız için tekrara düşmek istemedik ve 4 tane ayrı şarkı seçtik, Bilecik'teki kitlemiz daha akraba olduğu için Türkçe, İzmir için yabancı şarkı seçtik. Bilecik'te giriş şarkımız Göksel'den Senden Başka ( dans ederek girdik salona), ilk dansımız İncesaz'dan Fikrimin İnce Gülüydü, pasta Şarkımız da Bruno Mars - Marry You oldu, İzmir'de ise giriş şarkımız Bruno Mars - Locked out of Heaven, ilk dansımız Minnie Riperton- Loving You ( Şıpsevdi reklamından hatırlar herkes bu şarkıyı) Pasta şarkımız da Christina Aguilera - Candy Man'di. İzmir'deki girişimiz çoook güzel olmuş, ama düğüne dair hatırlamadığım tek an girişimizde, heyecandan mı yorgunluktan mı yoksa üst üste içtiğim Baileys'den mi bilemiyorum :)

 Bunlar düğün gününe dair aklıma gelen, bizim için önemli olan ayrıntılardı. O gün ikimizde çok yorulmamıza rağmen o kadar eğlendik ki. Düğün sonrası Rock 'n Beer'da kendi aramızda bir after party yaptık, bütün arkadaşlarımız o gece yanımızdaydılar ve her anımıza tanık oldular. Çok heyecanlıydım ama her anın tadını çıkardım. Düğünden sonra herkes "hiç bir şey hatırlamıyorum düğüne dair" der, ben iki düğünün de her anını hatırlıyorum, İzmir'deki girişimiz hariç :)

Evlenenlere tek tavsiyem, ne kadar rahat olup, koy poposuna rahvan gitsin derseniz her şey o kadar tıkırında gidiyor :)

Ayrıca o kadar fotografçıya rağmen en sevdiğim fotograf bir arkadaşımızın çektiği, profesyonel olmayan ama mükemmel olan bu fotograf  ve Timur'un nikah memuru soruyu sorduğunda "en az 3 çipetpet" demesi :)