30 Haziran 2010 Çarşamba

İki Yol Var Dedin Ama Ya Gerisi?

You make me feel stronger ?




Serbestçe düştük en dibe, ya şimdi?


25 Haziran 2010 Cuma

Mezeler Efeleniyor.


Efe Yaş Üzüm Rakısı’na en yakışan mezeyi hazırla, yeşil sebze ve meyvelerle en yaratıcı meze tabağı süslemesini yap; 10.000 TL senin olsun



‘Yeşil Efe’yle Mezeler Efeleniyor’



Türkiye’nin ilk yaş üzüm rakı markası Efe Yaş Üzüm Rakısı, rakı sofralarına yeni mezeler kazandırmak için Yeşil Efe’yle Mezeler Efeleniyor’ sloganı ile meze yarışması başlatıyor.

Tüm amatör katılımcılara açık olan yarışmayla Türk sofra kültürünün vazgeçilmez unsunu “mezeler” farklı lezzetlerle yeniden yorumlanacak. Yarışmada dereceye girenleri ise para ödülleri bekliyor. Mezelerine güvenenler tariflerini, 15 Haziran - 30 Temmuz tarihleri arasında www.mezelerefeleniyor.com adresine ya da Mezeler Efeleniyor ismine özel Efe Alkollü İçecekler, Büyükdere Cad. Meydan Sokak Spring Giz Plaza Kat:1 Maslak – Şişli / İstanbul adresine de posta yolu ile göndererek yarışmaya katılabilecekler. Bu leziz yarışmaya katılmak için, gerek online gerek mektupla yapılan başvurularda www.mezelerefeleniyor.com sitesinde belirtilen tüm ayrıntıların yazılı olarak iletilmesi gerekiyor.

Tüm amatör katılımcılara açık olan yarışmanın 1’ncisi 10.000 TL, 2’ncisi 5.000 TL, 3’ncüsü ise 3.000 TL’lik para ödülünün sahibi olacak.

Derece için yarışan yarışmacıların mezelerinde “Efe Yaş Üzüm Rakısı’na en çok yakışan tat hangisi ve en yaratıcı yeşil dekorlu meze hangisi?” sorusunun cevabı aranacak. Toplanan meze tarifleri Conrad İstanbul Executive Sous Şefi Batuhan Piatti ve Conrad İstanbul Meze restaurant mutfak ekibi tarafından ön elemeye tabi tutulacak. Finalde ön elemeyi geçerek seçilen 10 meze tarifi gurme Mehmet Yaşin, Executive Sous Şef Batuhan Piatti, gurme Yurtsan Atakan, gazeteci Melis Alphan ve Efe Alkollü İçecekler Pazarlama Direktörü Cem Bülent Erdoğan’dan oluşan jüri tarafından değerlendirilecek ve büyük ödüller sahibini bulacak.

Yeşil meyve ve sebzeler kullanılarak yapılan meze tabağı dekorasyonu, mezenin lezzeti ve rakı sofrasına yakışma özelliği jürinin dikkat edeceği başlıklar olacak. Lezzet düşkünleri, geleneksel Türk damak tadımızın gelecek kuşaklara aktarılması, meze ve rakının sahip olduğu değerlerin korunması ve geliştirilmesi hedeflenen bu yarışmayı sakın kaçırmayın.

İyi ki Doğdum Dimi Olm?

Mutlu Yıllar Banaaaaa :)

21 Haziran 2010 Pazartesi

Cadde Üstü Buluşma


Bu postu çok yorgun olduğum için kalkıp almaya üşendiğim kumandanın açık bıraktığı Rober Hatemo eşliğinde yazıyorum. Akıl sağlığın an itibariyle hiç iyi değil.


Şimdi bize gelmişsiniz. Oturmuşuz ben size fotograf gösteriyormuşum gibi yapın.


İlk durak Cadde'deki NumNum, serinliği ve limonatası bizi bizden aldı.

Melabağğ Caanımm.

Kameralarla barışamayan Banyosuyu


Banyosuyu'na aylar önce aldığım ve ellerimle getirdiğim Zenit


Banyosuyunun Fotograf makinesi hazinesi

Nesterens 2010 KreasyonumLoreathan'a avatar çekme çalışmaları :)

Bursalardan gelen Kamileğğ Bağğyann

Hesionka ile yediğimiz, bitmeyince Loreathan'a pasladığımız misss gibi yemeğimiz

Caddede mekan arayışları

Eee alışveriş yapmadan olur mu?

Bu arada Hesionka ile lost kitty gibiyiz :)

Kompakt makinemin panoramik devinimleri

Banyosuyumla Panaromik devinirken

Tambi Hediye Canavarıyım o_O




Bu sene aldığım ilk doğumgünü hediyelerim, Banyosuyum
Kaset çılgınlığı devam ediyor, kaset kolyem ve tv yüzüğüm

17 Haziran 2010 Perşembe

Yeraltından Notlar

Tambi Pankartım

Kendimi business life'tan azat ettiğimden beri ipini koparmış dana gibi geziyorum. Gezimin yeni ayağı tabi ki de İstanbul. Twitter'daki gece gece Sabiha Gökçen'den ablama nasıl giderim? çağrıma sessiz kalmayan dünya şekeri Hesionka ve Loreathan çifti bana evlerinin kapısını açtı ve resmen "Babam ve Oğlum"daki gibi bana bir yatak verdiler.


Hesi ve beni düzgün çekmeye çalışan Loreathan

Beni havaalanında " G.A tambi uzun yol canavarı" pankartı ile karşıladılar, bense onlara camların ardından "Hello Kitty" dedim.

Loreathan fotografımı çekti ama o an kol çantam, fotograf çantam ve valizimle tambi Cevat Kelle olan ben makineyi çıkarıp onları fotograflamayı akıl edemedim.

Peace <3>

Sonrasında malikanelerinde şarap eşliğinde bayaaaa bir muhabbet ettik. Sabahında da Hesionka'nın işyerine gidip hep beraber kahvaltı ettik. Hesi ve Lore'ye İzmir'den boyoz getirmiştim. Ama sanırım Hesi'ye biraz ağır geldi boyoz. Zaten ben de hiç sevmem.

Banyosuyu'nun analog makinesiyle ayar yapmaya çalışırken

Sonrasında Anadolu Yakası'ndan Avrupa Yakası'na olan İzmir-İstanbul yoluculuğumdan uzun süren yolculuk başladı. Eve geldiğimde resmen güneşli havada şişme montla gezen Umut Sarıkaya karakteri gibiydim.

Tüm yorgunluğa rağmen o kadar güzel bir gün geçirdim ki anlatamam. Tekrar tekrar Hesi ve Lore'ye teşekkür ediyorum, beni misafir ettikleri, süper muhabetleri ve çok şeker oldukları için. Ayrıca aşağıda gözüken bu cici clutchlar için Hesi'ye apayrı teşekkür ediyorum. Tambi çocuk gibi sevindim bunlara.



Pazar günü bir terslik yaşamazsak planımız Hesionka, Banyosuyu ve Norawashere ile buluşup İstanbul'da minik çaplı bir doğal afet yaratmak.


8 Haziran 2010 Salı

Anne Ben Büyüyünce Ne Olmak İstiyordum?

- 3-4 yaşlarımdayken ablamın beslenme çantasını da yanıma alarak şarkıcı olmak için evden kaçmaya çalışan bir çocuktum. Neyse ki beslenme çantası boştu da pek yol alamamıştım.

- Deliler gibi kaset çanta istediğimi ve elde ettiğimi bilmeyen yoktur değil mi? Yoksa ona göre devam edicem. Kaset çantam iyi de hoşta ama resmen benim kadar yer kaplıyor. Otobüslerde, minibüslerde bir tam bi kaset çanta veriyorum. İzmir'e döneyim bir öğrenci kartı çıkarıcam kaset çantaya, indirimli binsin taşıtlara.

- Banyosuyu kuzusu bir hata yaptı ve bana bir zenit aldırdı, ama hala alamadı. Banyom, köpüklü banyom, affet beni, zenitle birlikte sana kendimi getiricem, sen fotograf çekerken sana yamaklık yapıcam.

- Domgünüme şu an itibari ile 17 gün kaldı. Neler istediğim konusunda hala bir karara varamadım. Listeyi hazırlayacağım en kısa zamanda.

- Ne yapmak istediğim konusunda hiç bir fikrim yok şu an. Hayatıma dair tek planım nereye gitsem, nereyi gezsem. Tambi boş gezenin yancısıyım.

- Akıl yaşta değil baştadır derler ya, çok doğruymuş. 24 yaşımı bitirmeme günler kala ben hala zirzop bir insanım.

- Tüm gençlik dizilerinin başrol oyuncularının evlilik dışı hamile olmasına ne diyorsunuz? RTE 3 çocuk demişti ama evlenmeden olmaz yavrularım.

- Saçlarım arkadan uzuyor, ülkücü bıyığım olsa tambi Beatles'ım.

- Evcilik diye bir program var ya, orda kızlar ve erkekler var ya, aslında bunlar karı-koca ya, hepsine "insert" saklambaç oyunu.


1 Haziran 2010 Salı

The Boat That Rocked (2009)

1 Boat. 8 DJs. No Morals




1960'lı yılların ortasında Rock 'n Roll müziğin patlama yaptığı dönemlerde patlama yapan diğer bir şey de korsan radyo istasyonlarıdır. Kuzey Denizi'nde demir atan gemilerde 24 saat boyunca Pop ve Rock 'n Roll müzik yayını yapılmaktaydı. Okuldan atıldıktan sonra annesi tarafından Radio Rock gemisine yollanılan Carl yepyeni ve ilginç bir hayata adım atacaktır.




Kuzey Denizi'nin ortasında en sevdikleri işi yapan bir sürü DJ kafalarına göre takılmak ve eğlenmektedir. Fakat onların eğlencelerinden rahatsız olan devlet bu radyoyu kapatmak için ellerinden geleni yapmaktadır.



Gemi birbirinden eğlenceli ve garip DJ'lere ve olaylara ev sahipliği yapmaktadır. Dönem ruhunu, dokusunu yansıtan inanılmaz eğlenceli, kulakların pasını silen bir film "The Boat That Rocked".

Richard Curtis'in yazıp yönettiği filmde Doktor Dave rolünde Nick Frost karşımıza çıkıyor. Philip Seymour Hoffman, Tom Sturridge, Bill Nighy'nin başrollerinde oynadığı, aslında pek başrol denemez, çünkü tüm karakterler başrol oynuyor, bu eğlenceli filmi kesinlikle kaçırmayın derim.

Filmde benim başrol oyuncum ise Mark karakteri oldu, film boyunca karizmasını korudu. Aslında ben bu adamı sevdiceğimin uzun saçlı haline benzettim. Baksanıza ne güzel adam.