29 Mayıs 2009 Cuma

Her Aksanda Hemde!

3 haftadır adamların keyfini bekliyorum, bu kadar olmaz. Sinirden delirmek üzereyim. Yapılacak şey basit.


British Accent : Fök yü
Norwegian Accent : Fak yu

İsmail YK'dan geliyor " Allah Belanı Versin"

26 Mayıs 2009 Salı

My Mother is a Fish

- Faulkner'ın As I Lay Dying ( Döşeğimde Ölürken) kitabının en kısa ve en çarpıcı sözüdür " My mother is a fish. Alakaya maydanozun da daniskasıdır. Maydanoz için TDK'ya baktım, karıştırdım bir an maydanoz mu? maydonoz mu?
- Ellerime her krem sürdüğümde tuvaletim geliyor, gidip elimi yıkıyorum gene krem sürüyorum. Bu kısır dömgü kesinlikle cebime zararlı.
- Öğrenciyken hayvanlar gibi uyurduk ya, aynen 3-4 gündür hayvanlar gibi uyuyorum. Öğrenci gibiyim. Bir deyim vardı hani ya da söylem, minare-dünya ikilisiyle alakalı, sürekli aklımda.
- Belim ağrıyor sürekli, yataktan mı yoksa go cart kazasından mı bilemiyorum. Aman doktor canım doktor.
- Aroma getirtmeye çalışıyorum çeşitli yerlerden, bildiğiniz kurudum kaldım. Minare-Dünya diyen 4-5 aromacı arasında kaldım, biri de İngiliz. Bir Türk, bir İngiliz, bir Fin ( ya da Finlandiyalı), bir Norveçliyiz, fıkra gibi. Ama ben Fransız asıllı Türk'ü canlandırıyorum.
- Cuma gecesi Boombox'ta farklı dekolteleriyle huzurlara çıkan bir grup keşfettik. "Sanat Saplar için" sloganı, that's the way aha.
- Hala denize ayağımı sokamadım, bu sene işler kesat, sayın eldemmi'nin yazlığı da aldım listeye.
- Ben mekan sahibi olsam at hırsızı gibi garsonları hayatta mekanımda çalıştırmam. Müşteri korkar be kim bilir kaç leşi vardır.
- Doğum günüme 1 ay kaldı, hiç heyecanlı değilim. Çok şey ummuyorum, tek merak ettiğim mazhar bana ne alacak?
- Elimdeki kitabı bitirmem lazım artık. Birikme yapmayalım.
- Facebookta herkesin aynı videoyu 3595763446185 kere paylaşmasından sıkıldım, yok mu bunun bir çözümü?
- Tüm gece rüyamda ağladım, babamı gördüm, ölmüştü ve ben yüzünü görmeden gömmüşlerdi, aklıma geldikçe ağladım rüyamda.
- Her gün manyak gibi altının durumunu kontrol ediyorum, az kaldı, kazanacağım yakında.
- Kulaklıklarım kayıp, kim aldıysa çıksın ortaya. Unutkanlık son seviye.
- Poi alıp tatilde çeviririm dedim sevdiceğe " bir sen eksiktin zaten" dedi, haklı çocuk. Ama olsun gene de çevireceğim ben.
- Tatil demişken haziran 2. haftasına kaldı, iyi de oldu.
- Neyse bebeğim öperim hepinizi,

XoXo

Narin kız.


18 Mayıs 2009 Pazartesi

Butterflies in my Stomach.

Baharla birlikte yeniden doğdum. Ve gerçekten iyi hissediyorum. Sevgilim artık yanıbaşımda. İşimdeyim gücümdeyim.
Cumartesi Merve ve Yıldızla birlikte karanlık odadaydık. Vicky Christina Barcelona'cılık oynadık. Tüm fotograflarımı bastık. Çok eğlenceliydi. Evime bir karanlık oda istiyorum, kesinlikle.
Fotoğraflar süper çıktı, imzalayıp sahiplerine hediye edicem. Artık sıra sevgiliyi fotograflamaya geldi. Hem de eternal sunshine of the spotless mind ayarında. Espri Merve'ye aittir, orjinaldir. Çalmam çırpmam.
Bu şarkıyı dinleyin. Herkes için bugün bir yeniden doğma günü olsun. Dinleyin ve yeniden doğun. Küllerinizden ya da başka şeylerden.

Feeling Good

14 Mayıs 2009 Perşembe

Tatil Kekosu


Karpuz kabuğu denize düştü mü anlarım ki paçalı donumu alıp sahillere inme vaktim gelmiştir. Tatlı su olur tuzlu su olur, hiç farketmez. Bir anda su kekosu olabilirim. Tek amacım 3 ton koyu renge ulaşabilmek, kadife sesli çikolata renkli keko olmak.
Havalar ısındı, başlıyorum planlarımı yapmaya. Yazlığı, oteli, pansiyonu olan tanıdıklarımın listesini çıkarıyorum. Sonra başlıyorum erkenden arayı ısıtma turlarına.

- Cemşit abi nasılsın ya? Uzun zaman oldu görüşmeyeli, hafta sonu ......'a geliyoruz, sanada bir uğrayalım dedik, uyar mı?

Uyarsa eğer hemen atlarım otobüse giderim Cemşit abilere. Sabah kalkarım kahvaltıyı eder etmez atarım kendimi kumsala, yayarım kendimi akşama kadar. Her gün Obama'ya daha da yakınlaşırım. Bu yaz içinde aynı planlar ve duygular içindeyim.

Önce Kabak'a gidip 1 hafta yayacağım, ardından bir Gümüldür yayışı var, sonrası da listeye göre değişecek.Varsa yazlığı, bağı bahçesi olan bir zahmet ulaşsın bana, gelirim kalırım, iyi bir misafirim, sabah çıkarım akşam dönerim.

Ha benim koçlarıma.


Photo.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Gene Başlamayın.

Eurovision'a son 3 gün. Hepimiz sürdük savaş boyalarımızı, bekliyoruz meydana çıkacağımız günü. Dün akşam ki elemede Hadise finale kalmış, meraklananlar için, bakınız:
Ne çok tartışıldı, şarkı İngilizce mi olsun Türkçe mi? Bize ait motifler, tınılar olsun mu olmasın mı? Hepsini aştık ortaya karışık "Düm tek tek" denilen şarkı çıktı. Sonra sahne performansıona geldi sıra, acaba ne giyecek, ne yapacak? Dün akşam o tartışmada bitti. Hadise dansöz kıyafetiyle çıktı sahneye, Kolbastı hareketleriyle şenlendirdiği sahne şovunu, gökten inen gayet yakışıklı, kıvrak bir abimizle bitirdi.

Her yandan bir tırtlık fırlıyor, 2 dansçı şarkının ortasında kahveye gider gibi elini kolunu sallayarak içeri giriyor. Bir "Merhaba Canım" demedikleri eksik.
Ha bir de bize yapışan şu dansöz olgusu var, olm biz dansöz değiliz ki ya da bu bize ait değil, arapların olm o. Neden sürekli bir dansöz kılığına giriyoruz, illa kıvrak ritm olsun, 2 göbecik atalım diyoruz, mal mıyız olm biz?
İstanbul'da yağmur yağdığı için kafasına Mısır çarşısından aldığı dansöz feslerini takan turistler görmüştüm, bu ne ya dedim içimden. Kaç kişi hayatında bir kere de olsa o keplerden taktı allaşkına? Neden bizle özdeşleştiriliyor ya da biz neden mal gibi bu kılığı çok sevip üzerimizden atmıyoruz anlamadım.

Neyse Hadise dağılmasın. ( Fark ettiyseniz kelime oyunu yaptım, başarılı) Birinci olur muyuz olmazmıyız bilmiyorum ama Oscar ödüllerine dönmesin bu iş anacım. Herkes ileri geri yazmasın, ben yazdım ya bitsin burda, okuyun gerekirse benim linkimi verin, takılın böyle. Ama nolur yazmayın, bu konuyu kapatalım rica ederim.

Ha benim koçlarıma.

7 Mayıs 2009 Perşembe

Herkes 2 gün önce Mardin'in Bilge köyünde yapılan katliamdan bahsediyor. Evet doğru kelime kesinlikle katliam. İnsanların görmedikleri o kadar çok nokta var ki bu olayda. Herkes 44 kişinin hunharca öldürülmesine, 70 çocuğun öksüz-yetim kalmasına o kadar içlenmiş durumdaki başka şeyleri gözümüz görmüyor. Evet bunlar hemen hafızadan silinecek durumlar değil. Çok ağır, yaşayanlar, izleyenler, hepimiz için çok ağır. Ve bunun sorumlusu kesinlikle hepimiziz. Belki de bu yüzden bu kadar çok canımız yanıyor.
İnsanlar koruculuk kavramını masaya yatırıyor, suçluyor, kaldırılmalı artık diyor. Koruculuk bir gelenek, bir töre, aynı kan davası gibi. Hadi kaldıralım demekle olmuyor değil mi? Koruculuğun öncesinde hadi kan davasını kaldıralım o zaman. Kolay mı? Kaç kişi öldü, kaç kişiye aynı şekilde üzüldük, hiçbirimiz sayısını bilmiyoruz. Güldünya vardı, hatırlarmısınız? O da töre cinayetine kurban gitmişti, ya da Ahmet Yıldız'ı hatırladınız mı? O da bir töre cinayetine kurban gitmişti. Hepsini unutuyoruz, Güldünya'ya ya da Ahmet Yıldız'a üzülmemişmiydik?
Klişelerle kimsenin kafasını şişirmek istemiyorum ama Güldünya'nın katilleri düzgün bir ceza alsaydı, kanunlar kan davası/töre gibi durumların raconunda olduğu gibi Güldünya'nın kanını yerde bırakmasaydı, sizce 44 kişi ölürmüydü?
Ya da oradaki insanları bu kadar kendileri ile başbaşa bırakmasaydık bunlar olur muydu?
Koruculuk kavramı bu konunun neresinde peki? Hiçbir yerinde aslında. Ellerinde silah varmış, silahlar koruculara verilen silahlarmış. Güldünya'yı öldürdüklerinde de ya da Ahmet Yıldız'ı öldürdüklerinde de ellerinde silah vardı, korucumuydu bu adamlar. HAYIR!
Silah o kadar ulaşılabilir ki Türkiye'de aklınız almaz. Korucu olmasa da o adamlar o silahları bulurdu. Hiç Merak etmeyin.
Diğer bir konu katillerin bu kadar soğukkanlı olması ve pişman olmaması. Vahşetin boyutunu görebiliyormusunuz? Nasıl kinle yoğruluyor bu insanlar? Kafasında bir kahraman aslında o adam, bana göre bir caniyken.
Peki hayatı sönen genç kızlar? Onlar bu konunun neresinde. Hangimiz onlara üzülüyoruz? Birilerinin bastıramadıkları cinsellikleri yüzünden bu kızlar tecavüze uğruyor, onun sönen hayatının karşılığında aileden başka bir genç kızın hayatı daha sönüyor, tecavüz karşılığı bir mal gibi karşı aileye veriliyor. Belki birini sevmişti, belki evlenmek istemiyordu. Kimse umursamıyor, birilerinin seks kölesi, doğurma ünitesi olması gerekiyor. Her durumda hayatları sönüyor baksanıza, töre cinayetiyle de, başkasına verilerekte. Ölmek ve yaşamak arasındaki fark tamamen kayboluyor.
Çok üzgünüm, çok sinirliyim ama neye yarıyor. Bende unuturum yarın ölen isimsiz bir çok insanı. 3-5 ay sonra tekrar biri çıkar bir kadının, bir insanın hayatını karartır, gene içim acır. O kadar işte.
Ne beddua etmek bir işe yarıyor, ne de lanetlemek. Bu insanlar tüm soğukkanlılıklarıyla karşınıza geçiyorlar, geçmelerine izin veriyorlar.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Huhuuu?

- İstanbul'da çektiğim bütün fotograflar yok oldu, nasıl mı? Ablamın makinesindekileri makineden silmek sureti ile bilgisayara attık, bilgisayardan cd'ye yazdırdık ve bilgisayardan sildik, bugün baktım ki cd boş. Geride hiç iz bırakmamışız ablamla, aferin bize.
- İstanbul gezim çok keyifliydi, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite hayatımı simgeleyen tüm arkadaşlarım vardı, özlem ve çağrı vardı, süperdi herşey.
- Özlem ve Çağrı tekrar İzmir'de olmalılar diye düşünüyorum. Oldies but goldies.
- İstanbul nasıl hareketli bir şehirdir, hayat hep 2 taraflı akıyor, bir gidiş - bir geliş. Ama çoğunlukla tıkanıyor.
- Trafik tam bir sorun, saatlerce park yeri aramak eziyet, trafikte vakit kaybetmek çok sinir bozucu.
- İstanbul cidden pahalı bir şehir, olm 22 ytl olur mu bir şnitzel. Naptınız altın kafeste mi beslediniz tavuğu?
- Ablam aklımı çelmeye çalışıyor İstanbul konusunda, ne desem bilemedim.
- Starbucks'ta dark mocha naneli sıcak soğuk hepsini deneyin, bayılın.
- Life sucks.
- Yaz gelmeden bir daha bikini- mayo almamak lazım, terziye de verilmez ki.
- 4 kilo vermişim, 1 hazirana kadar 4 daha verirsem tutmayın küçük enişteyi.
- 10 Balıkesir
- Dün adamın biri intihar girişiminde bulunda küçükparkın ortasında, atraksiyon oldu. Allahım durumum çok fena hayatımdaki renge bak.
- Doğum günüme az kaldı, arkadaşlarım uyumuyorsunuz değil mi?
- Yaz gelse de denize gitsem.
- Bu arada Çağrı'nın sesi çok güzeldir, size bir şarkı söylesin mi?

5 Mayıs 2009 Salı

No Need To Say Anything.

Dinleyin.