26 Mart 2012 Pazartesi

Atilla Taş Naraları

Atilla Taş'ın Savaş Ay'ın programıydı yanlış hatırlamıyorsam, "I'm cleaning my closet anneğğğ" diye bağırmasını hatırlayan var mı? Bir arkadaşım aynı çığlığı atıyor ve dolabını boşaltıyor, bi bakın derim.

24 Mart 2012 Cumartesi

Nuri Bilge Ceylan ile İmtihanım

Yıl 2006 ya da 2007. 2006 ise Miski'nin üniversiteden mezuniyetine ramak var, bense daha 3. yılımdayım. 2007 ise benim mezuniyetime ramak var, Miski ise mezun oldu ve iş arıyor.

Miski'nin evindeyiz her zamanki gibi. Başka bir gün bunu uzun uzun anlatayım, unutturmayın. Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filmini izlemeye karar verdik. Ben Amerikan Kültürü, Miski ise İngiliz Dili okuyor. Sanat filmlerinin içinde Varyemez Amca'nın altınların içinde yüzdüğü gibi yüzüyoruz o dönem. Yanlış anlaşılmasın, sanat filmlerini severim. Fransız sinemasını su gibi içiyoruz.

Nuri Bilge Ceylan'da Türkiye'nin sanat filmleri başkanı. Herşey hazır. Koyduk filmi, çektik koltuğu, ben, fırfır, miski başladık izlemeye. Bekliyoruz bekliyoruz bi numara yok. 10 dakika adamın bakışmasını, başka bir 10 dakika düşünmesini izliyoruz.

Bu tarz sahneleri abartmadan 10 dk izliyorsunuz


Tabi ben gittikçe filmden uzaklaşıyorum. "allahım" diyorum, "cehenneme o kadar zebani yatırımı yapacağına koy dev ekrana Nuri Bilge Ceylan filmi, izlet günahkarlara, 10 dakikada imana gelmezlerse benim de adım Nuran değil" diyorum.

Film bitiyor ve kendime söz veriyorum. Nuri Bilge Ceylan adını duydun mu, arkana bakmadan kaç kızım diyorum. Yıllar yıllar geçiyor. Nasıl doğum yapanlar o sancıları 3-5 yılda unutup tekrar çocuk yapmak isterler, ben de o kabir azabını unutuyorum ve 2 hafta önce Rock n Beer'daki BiraSinema gecesinde, Nuri Bilge Ceylan'ın "ödüllü" filmi Bir Zamanlar Anadolu'dayı izlemeye gidiyorum. Bir Nuri Bilge Ceylan filmine göre diyaloglar artmış, yıllar içinde kendini geliştirmiş, elini korkak alıştırmamış Nuri'ciğim. Ama naparsa yapsın, olmuyor olmuyor. Daha önce sıkıcı başka bir film için " filmin en iyi yanı 87 dakika olmasıydı" yorumunu yapmıştım, ama bunda ne mümkün. Film dolu dolu 2.5 saat. Herşeyi bırakıp kaçasım geliyor. Filmi daha da itici kılan diğer bir unsur ise Yılmaz Erdoğan. Oldum olası sevmem kendisini.

Koskoca ekranda onu gördükçe, içime kaçan Kayahan'a engel olamıyorum, "Allahım Neydi Günahım" diye diye filmin sonunu getiriyorum.

İlk çocuğu yaptım, acıyı unuttum, 2. ye kalkıştım amaaaa 3. asla yapmam gençler. 2 çocuk ideal. Daha fazla zorlamanın alemi yok. Nuri Bilge ile ten uyumumuz yok, o benden daha iyilerine layık, hatta sorun ondan değil ben de. Bu kangren ilişkiyi daha fazla yürütmeye gerek yok.


Elveda Nuri, Elveda kabir azabı.

21 Mart 2012 Çarşamba

Everyday I'm Shuffling

Ciddi ciddi takıntılarım var benim, özellikle de müzik konusunda. Bir şarkıyı ya da bir albümü midem bulanana kadar dinliyorum. Mide bulanması burada benzetme değil yaşadığım şeyin ta kendisi. Cidden midem bulanıyor artık. Başım dönüyor. Sonra bırakıyorum dinlemeyi. Uzun süre hiç dinleyemiyorum. Hatta bazen o şarkılardan nefret bile ediyorum. Bir de dinlediğim şarkıların kafamda yarattığım klipleri oluyor. Bazen şarkıyı değil klibi sevdiğim için defalarca dinliyorum. Her seferinde kafamda o klip dönüyor.

Bu durumdan kesin bahsetmişimdir. Bazen her gün birbirine benziyor gibi geliyor. Ama aslında benzemiyor. Ama bakınca çok benzer gibi. Çok karışık durumlar hacı.

Hiç farkettiniz mi bilmiyorum havalardan konuştuğumuz insanlar genelde aramızda uçurum olan insanlar. Mesela hiç bir yakın arkadaşımla " eee yarın hava güzel olacakmış" diye konuşmalar olmuyor. En azından ice breaker konuşmaları olmuyor. Havaların durumu bir ilişkinin kurtarıcısı, jokerin başkanı.

Geldi bahar ayları, ne durumda bu izleyicilerin gönül yayları peki? Birinizde bir dedikodu yapmıyor, bir kazan kaynatmıyor. Neyleyim ben böyle izleyiciyi.

Yalnız bu yazı tam beni anlatıyor. Ciddi gibi başladı, bir şey diyecekmişim, hayata dair bir ipucu verecekmişim gibi bir algı yarattı, sonrasında gayet cıvıdı, koy götüne rahvan gitsin, enseye tokat popoya pandik halini aldı. İşte ben bizzat öyle biriyim. Neyse şanslısınız pandik olaylarına pek girmiyorum.

Allahım şu içine düştüğüm bataktan biri beni kurtarsın. Şu yazıya sırf size şu güzel şarkıyı dinletmek için başladım ama o karizmatik çıkışı gerçekleştiremedim. Bu kadar cıvık bi insan olmasam şu an bir dağın başında siyah pelerinim dalgalanıyordu.





13 Mart 2012 Salı

KADINIM Söyle Sen Mutlu Oldun mu?

Kadına Şiddete Hayır reklamlarının, afişlerinin bile şiddet içerikli görüntülerden oluştuğu bir ülkede bu şiddeti önlemeye çalışmanın ne kadar ironik olduğunun bir tek ben farkındayım sanırım. Her gün binlerce kadın, kocasından veya akrabalarından dayak yiyor, sokaklarda taciz ediliyor, iş yerlerinde psikolojik şiddete uğruyor. Sonra medya bunu ekrana getiriyor, belki de iyi niyetle. Tek amaç bunu yaparsanız poponuza şaplak atarız. Ama biliyorsunuz Türk erkeklerinin algıları düz çalışmıyor.

Bu yanlış, bunu yapma mesajının aksine, yap koçum, yap anam, bir tokatta benim için at diye algılıyor ve atıyor kendini bir pehlivan gibi ringlere.

Erkeklerin içindeki öküz ile kadınların içindeki aptal birleşince ortaya çıkan sonuç her gün maruz kaldığımız 3. sayfa haberleri oluyor. Evet, kadınlar aptallar. Kimse bana lagaluga yapmasın. Koca için 12 yaşında evden kaçar ama okumak için kılını kıpırdatmaz. 1 ipin üzerinde 10 adamla raks eder ama içinde bulunduğu döngüden kurtulmak için çabalamaz. Eğitim şart diyoruz ama eğitim de çözüm olmuyor ki canlarım.

Bunları okuyan yandan yemiş feministler bana kızabilir. Ama yandan yemiş oldukları için çok umrumda olmayacaklardır, belirtmeden geçmeyeyim.

Madem çok biliyorsun, bir çözüm getir derseniz, en güzel çözümüm 1 kadın dayak timi kurulmalı. Mesela numarası 123 olsun bu timin. Evinde dayak yiyen kadın burayı arayıp adresini vermeli, bu kadın timi adam evden çıkınca gidip eve yerleşmeli, akşam adam gelince de eşek sudan gelinceye kadar bu adamı dövmeli. Islak bir odun yardımıyla, 10'ar dakikalık molalarla bütün akşam döversen herifi bence işe yarar. Ayılığını anlar ve hayatına kedi gibi devam eder.

Devletimize buradan sesleniyorum. Bunu bir düşünün hafız?