30 Ağustos 2010 Pazartesi

Aşkın Ömrü Kaç Yıl Demiştiniz?


Bu yazıyı uzun zaman önce yazmam gerekiyordu aslında, ama biraz olayın dışından bakmanın ve bunun içinde zaman tanımanın kimseye zararı olmaz diye düşündüm. Ama zaman uzadıkça uzadı. Baktım o kadar dışına çıkmışım ki unutmuşum gitmiş yaşananlar, yazılacaklar.

20.5 yaşımdan 25 yaşıma kadar bir yazı bu. Zaman zaman burada anlattığım şeyler ve dahası aslında. Daha ayakta duramazken size alınan, emeklemeyi hatta yürümeyi size öğreten o oyuncak vardır ya, onun gibi bir şeydi işte. Hani o süreçte gerçekten ihtiyacınız olan ama yürüyünce ihtiyacınız kalmayan o oyuncak.

Uppuuzzzzuun bir ilişkiye de oyuncak demek haksızlık ama zamanında kıymetlidir o oyuncaklar herkes bilir. Yaşanan onca şeye bir süre önce bir sünger çektik anlaşmalı olarak. Miras paylaşıldı, geriye bakılmadan kapılar kapandı ve yeni hayatlara yelken açıldı. Hande Yener olsaydı "Bodruma da gittik beraber, İstanbul'da da yaşadık" diye şarkı yazardı ama ayrılık filminin başrolü ben de olunca böyle şarkılar, şiirler çıkmıyor. Bir dönem Bihter'e bürünüp " aptallll, appptaaaallllll" diye Behlül'e saydırmışlığım var ama o da sütten sanırım.



Geldik bir hikayenin daha sonuna diye sevimli bir hikaye anlatıcıya dönüşüyorum nedense. Yaşanan onca koca seneden, belki de durum belki de zaman nedeniyle en kötü anıları seçiyorum, hafızama kazıyorum. Ve Burak Kut vurdumduymazlığıyla " yaşandı bitti, haydi zıpla" diyorum uzun deri pardesüm üzerimdeyken, sanırım isilik oluyorum.

Bu yazı aslında yaşananlarla ilgili yerine getirmem gereken dünyevi son işimdi. "Hayat ne garip" kısmı var bir de bu işin, ama ona daha zaman var sanırım.

Kimseye hiç birşey için teşekkür etmeye gerek yok sanırım. Yapılandan fazlası alındı zaten zaman içinde. Tek teşekkür salaklığıma gelsin. Çünkü biten her şeyden sonra kendi muhaseben başlıyor. Kara defter açılınca da yaptığın salaklıkların altı kırmızı ile çiziliyor. Benim defter kırmızı çizgilerle dolu şu an. Ama biliyorum ki her mürekkebi su temizliyor. Uyanıklık yapıp koyuyorum kara kaplı defteri suyun altına. akıp gidiyor tüm salaklıklarım. Ama kadın milleti sever döngüde yaşamayı. Belki de yeni salaklıklara yer açıyorum.

Bilmiyorum.

Zamanında biri arkadaşıma " sen mantık insanısın, ben aşk kadınıyım" demişti. Mantık işine girince anca insan olabiliyorsun, aşk olunca da tüm kadınsı hislerin gözeneklerinden fırlıyor. Ortasını bulup aşk insanı olamıyorsun. İşte size "o benim" diye el sallıyorum uzaktan.

İşte söylenebilecek tek şey bu. 4.5 yıl geçiyor, geriye bir tek 2 haftalık Demet Akalın tribi ve sonrasında eller havaya günler başlıyor.

Hayat garip dimi, vapurlar falan.



24 Ağustos 2010 Salı

İncelikler Yüzünden..

Siz yine de incelikli davranın, benim kadar değilse de.

15 Ağustos 2010 Pazar

Küresel Isınmanın Tek Sebebi Emre Altuğ'dur.

- Biliyorum uzun zamandır burayı boşluyorum. Okuyorum da yazmıyorum zannetmeyin, okumuyorum da pek fazla. Sebebini sorarsan bilemiyorum.

- Şapkalı -a'sı olmayan ve üzerine basa basa "ithalat" ( şapkasız -a ile okuyun) diyen bir adamın çok zengin olması haksızlık değil de nedir söyleyin bana?
- Benim gönlüm zengin diye de bir züğürt tesellisi var ki insanoğlunun embesilliğinin nadide örneklerindendir. Yemişim o gönlü ben.

- Ben yine İstanbul'dayım minnoş izleyicilerim. Ama hala beni buraya taşınmaya ikna edemediniz. O zaman bunu yapmazsam ölürüm. " İstanbul'da yaşanmaz arkadaş". Klişe timi beni ararsa cumaya gittim gelicem.



Atos Portos

- Siyah ve beyaz dışında tüm insanların renkleri algılayışının farklı olması garip değil mi? Mesela bana füme deseniz aklıma gelen renk büyük ihtimal sizin aklınıza gelmez. Bu derin tespiti sizinle paylaşmak istedim.

- Bugün bir kitap aradım Taksim'de. İngilizce bir kitap. Bütün kitapçılara girip İngilizce adını söyledim, neredeyse %80'i Türkçesini çıkardı. Mesela biri size gelip bir kitabın İngilizce ismini söylese neden Türkçe'sini almak istesin ki. Bi düşünün bunu.

- Yazın insanlara değmekten nefret ediyorum. Bildiğin yapışıcaz ve bizi bir daha ölüm bile ayıramayacak diye çok korkuyorum. Tüm bunların sebebi Ablam'dır. Ben birine yapışırsam suçluyu çok uzaklarda aramayın.

- Ablam demişken pis diye otobüsün dur ikazına yüzük parmağının ucuyla basan bir kişilik kendisi. Tanışmanızı çok isterim :)

- Kanalları gezerken ne zaman Flash TV'ye denk gelsem, konsomatris tipli kadınlar Ankara Havası oynuyor, bir pavyon şarkıcısı şarkı söylüyor oluyor. Konsepti değiştirip pavyona mı döndüler diye merak etmiyorum değil.

- Şu Dünya'da en kıskandığım insanın ağzını ölümüne şapırdatan Vedat Milor olması ne acımasız.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Delini Öpebilirsin.


Tanrı bir maçta arkanızı kollayan takım arkadaşınız gibi, ne zaman yaralansanız, sakatlansanız yanınıza ilk gelen ve ilk yardımı yapan oluyor. Görmedi, unuttu beni diye düşünmenize fırsat vermeden size varlığını hissettiriyor. Güzel şeyler oluyor hayatta, hayatımda. Tek yaptığım ise gülümsemek olanlara.