Size hiç sevgilimle nasıl tanıştığımızdan bahsetmiş miydim? Bana bahsetmedim gibi geliyor. Bizimkisi tambi kader ağlarını ördü hikayesi aslında. 2 yıl önce dün tanıştık sevgilimle. Ama 2 yıl önce bundan tam 2 hafta önce kader bizi bir araya getirip tanışmamız için çabalamış ama biz fark etmemişiz.
Yıllardan 2010. Temmuzun ya 17si ya da 18'i. Arkadaşlarımla gece bir yere gitmiştik. İçki olan her mekanda olan denyoluklar bizim de başımıza geldi tabi. Gözlerini dikip bakan bir kaç insan müsveddesi, gerilen sinirler vs. Güvenliğe durumla ilgili şikayetimizi bildirdik. Güvenlik bana 'başkaları da şikayet etti, aldık o arkadaşları eğlenmenize devam edin' dese de kaçmış tatlarla, 'bizden başka kim şikayet eder ki' sorularıyla eve gittik.
Ayrana boğulmuş, yatay biçimde tam 2 hafta geçti o günden sonra. Bir pazar bir arkadaşımın doğumgününü kutlamak için sürekli gittiğimiz bir yer var oraya gittik, yenildi içildi. Eve gidilmek için erkenden kalkıldı. Malum herkes çalışıyor. Tabi ben çalışmadığım ve evlere sığamadığım için orada gördüğüm başka arkadaşlarımın yanına oturdum. 2 kız-1 erkek oturuyorlardı. Kızların 2 si benim arkadaşım. Elemanı tanımıyorum. Konuşurken elemanla 2 hafta önce aynı mekanda oldugumuz, bizi rahatsız edenleri görüp şikayet ettikleri ortaya çıktı. Kader başlamış mercimekli fırınlı işine bizim haberimiz yok. O zamanlar iş arıyorum, öğretmenlik için. Eleman bana yardımcı olabileceğini söyledi. Tanıdıkları bir yer varmış. Telefonumun şarjı yok, telefonunu alamadım, sen benim numaramı yaz 15-20 dk sonra çaldır beni kaydediyim dedim ve herkes evlerine gitti.
15-20 dk sonra eleman beni aradı, geyik yaptık telefonda. Ertesi gün onun iş yerine yakın bir yerde görüşmem vardı, "yemeği beraber yiyelim mi?" dedi. Hala bir şey anlamayan saf ben, gayet sevecen tavırlarla olur haberleşiriz dedim. Sınava girdim cıktım, konuştuk ve Cine Cafe'de öğle yemeği yedik. Yemekte galiba saflığım biraz azaldı ve benden hoşlandığını anladım. Daha doğrusu gözüme soktu :)
Aynı akşam Bodrum'dan arkadaşlarının geldiğini, Alsancak'ta buluşacaklarını söyledi, illa beni de çağırdı. Eve döndük, telefonda konuşuyoruz, saat 3 olmuş, "bisiklete binelim mi?" dedi. Ben de hızlı gaza gelirim, hadi binelim dedim. O zaman hayatımın bundan sonraki kısmının hep böyle enerji dolu olacağını anlamıştım.
Bisikletli, tatilli, konserli, tiyatrolu, yemeli, içmeli tam 2 yıl geçti. 1 ağustos 2010'da tanıştığımızdan beri sürekli beraberiz ve daha çok uzun yıllar beraber olmak için adımlamaya başladık.
2 yıldır yaşlanmadığımı, daha da gençleştiğimi hissediyorum. Bütün üşengeçliğimden, tembelliğimden eser kalmadı. Bir adamın tek bir gülüşü bütün günüme, bütün ömrüme yetiyor biliyorum. Hem çocukluğunu hem olgunluğunu ayrı seviyorum ben o elemanın.
Nuran the gönül kadını.
xOxO