Herkes 2 gün önce Mardin'in Bilge köyünde yapılan katliamdan bahsediyor. Evet doğru kelime kesinlikle katliam. İnsanların görmedikleri o kadar çok nokta var ki bu olayda. Herkes 44 kişinin hunharca öldürülmesine, 70 çocuğun öksüz-yetim kalmasına o kadar içlenmiş durumdaki başka şeyleri gözümüz görmüyor. Evet bunlar hemen hafızadan silinecek durumlar değil. Çok ağır, yaşayanlar, izleyenler, hepimiz için çok ağır. Ve bunun sorumlusu kesinlikle hepimiziz. Belki de bu yüzden bu kadar çok canımız yanıyor.
İnsanlar koruculuk kavramını masaya yatırıyor, suçluyor, kaldırılmalı artık diyor. Koruculuk bir gelenek, bir töre, aynı kan davası gibi. Hadi kaldıralım demekle olmuyor değil mi? Koruculuğun öncesinde hadi kan davasını kaldıralım o zaman. Kolay mı? Kaç kişi öldü, kaç kişiye aynı şekilde üzüldük, hiçbirimiz sayısını bilmiyoruz. Güldünya vardı, hatırlarmısınız? O da töre cinayetine kurban gitmişti, ya da Ahmet Yıldız'ı hatırladınız mı? O da bir töre cinayetine kurban gitmişti. Hepsini unutuyoruz, Güldünya'ya ya da Ahmet Yıldız'a üzülmemişmiydik?
Klişelerle kimsenin kafasını şişirmek istemiyorum ama Güldünya'nın katilleri düzgün bir ceza alsaydı, kanunlar kan davası/töre gibi durumların raconunda olduğu gibi Güldünya'nın kanını yerde bırakmasaydı, sizce 44 kişi ölürmüydü?
Ya da oradaki insanları bu kadar kendileri ile başbaşa bırakmasaydık bunlar olur muydu?
Koruculuk kavramı bu konunun neresinde peki? Hiçbir yerinde aslında. Ellerinde silah varmış, silahlar koruculara verilen silahlarmış. Güldünya'yı öldürdüklerinde de ya da Ahmet Yıldız'ı öldürdüklerinde de ellerinde silah vardı, korucumuydu bu adamlar. HAYIR!
Silah o kadar ulaşılabilir ki Türkiye'de aklınız almaz. Korucu olmasa da o adamlar o silahları bulurdu. Hiç Merak etmeyin.
Diğer bir konu katillerin bu kadar soğukkanlı olması ve pişman olmaması. Vahşetin boyutunu görebiliyormusunuz? Nasıl kinle yoğruluyor bu insanlar? Kafasında bir kahraman aslında o adam, bana göre bir caniyken.
Peki hayatı sönen genç kızlar? Onlar bu konunun neresinde. Hangimiz onlara üzülüyoruz? Birilerinin bastıramadıkları cinsellikleri yüzünden bu kızlar tecavüze uğruyor, onun sönen hayatının karşılığında aileden başka bir genç kızın hayatı daha sönüyor, tecavüz karşılığı bir mal gibi karşı aileye veriliyor. Belki birini sevmişti, belki evlenmek istemiyordu. Kimse umursamıyor, birilerinin seks kölesi, doğurma ünitesi olması gerekiyor. Her durumda hayatları sönüyor baksanıza, töre cinayetiyle de, başkasına verilerekte. Ölmek ve yaşamak arasındaki fark tamamen kayboluyor.
Çok üzgünüm, çok sinirliyim ama neye yarıyor. Bende unuturum yarın ölen isimsiz bir çok insanı. 3-5 ay sonra tekrar biri çıkar bir kadının, bir insanın hayatını karartır, gene içim acır. O kadar işte.
Ne beddua etmek bir işe yarıyor, ne de lanetlemek. Bu insanlar tüm soğukkanlılıklarıyla karşınıza geçiyorlar, geçmelerine izin veriyorlar.
İnsanlar koruculuk kavramını masaya yatırıyor, suçluyor, kaldırılmalı artık diyor. Koruculuk bir gelenek, bir töre, aynı kan davası gibi. Hadi kaldıralım demekle olmuyor değil mi? Koruculuğun öncesinde hadi kan davasını kaldıralım o zaman. Kolay mı? Kaç kişi öldü, kaç kişiye aynı şekilde üzüldük, hiçbirimiz sayısını bilmiyoruz. Güldünya vardı, hatırlarmısınız? O da töre cinayetine kurban gitmişti, ya da Ahmet Yıldız'ı hatırladınız mı? O da bir töre cinayetine kurban gitmişti. Hepsini unutuyoruz, Güldünya'ya ya da Ahmet Yıldız'a üzülmemişmiydik?
Klişelerle kimsenin kafasını şişirmek istemiyorum ama Güldünya'nın katilleri düzgün bir ceza alsaydı, kanunlar kan davası/töre gibi durumların raconunda olduğu gibi Güldünya'nın kanını yerde bırakmasaydı, sizce 44 kişi ölürmüydü?
Ya da oradaki insanları bu kadar kendileri ile başbaşa bırakmasaydık bunlar olur muydu?
Koruculuk kavramı bu konunun neresinde peki? Hiçbir yerinde aslında. Ellerinde silah varmış, silahlar koruculara verilen silahlarmış. Güldünya'yı öldürdüklerinde de ya da Ahmet Yıldız'ı öldürdüklerinde de ellerinde silah vardı, korucumuydu bu adamlar. HAYIR!
Silah o kadar ulaşılabilir ki Türkiye'de aklınız almaz. Korucu olmasa da o adamlar o silahları bulurdu. Hiç Merak etmeyin.
Diğer bir konu katillerin bu kadar soğukkanlı olması ve pişman olmaması. Vahşetin boyutunu görebiliyormusunuz? Nasıl kinle yoğruluyor bu insanlar? Kafasında bir kahraman aslında o adam, bana göre bir caniyken.
Peki hayatı sönen genç kızlar? Onlar bu konunun neresinde. Hangimiz onlara üzülüyoruz? Birilerinin bastıramadıkları cinsellikleri yüzünden bu kızlar tecavüze uğruyor, onun sönen hayatının karşılığında aileden başka bir genç kızın hayatı daha sönüyor, tecavüz karşılığı bir mal gibi karşı aileye veriliyor. Belki birini sevmişti, belki evlenmek istemiyordu. Kimse umursamıyor, birilerinin seks kölesi, doğurma ünitesi olması gerekiyor. Her durumda hayatları sönüyor baksanıza, töre cinayetiyle de, başkasına verilerekte. Ölmek ve yaşamak arasındaki fark tamamen kayboluyor.
Çok üzgünüm, çok sinirliyim ama neye yarıyor. Bende unuturum yarın ölen isimsiz bir çok insanı. 3-5 ay sonra tekrar biri çıkar bir kadının, bir insanın hayatını karartır, gene içim acır. O kadar işte.
Ne beddua etmek bir işe yarıyor, ne de lanetlemek. Bu insanlar tüm soğukkanlılıklarıyla karşınıza geçiyorlar, geçmelerine izin veriyorlar.

0 yorum:
Yorum Gönder