Sanırım Amerikan Kültürü ve Edebiyatı mezunu olmam bu konuda beni daha da paranoyaklaştırdı. İster istemez bir kitap okuduğumda nelere gönderme yapmış, hangi sembolleri kullanmış düşünmeye başlıyorum. Şair'in kime seslendiği benim derdim olup çıkıyor. Sadece kurguya bakıp geçemiyorum. Ama bundan inanılmaz keyif alıyorum. Aynı şey sinema içinde geçerli aslında. Film izlerken de aynısı oluyor.
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitap vardı, J.D.Sallinger " Çavdar Tarlasında Çocuklar" veya " Gönülçelen" veya " Catcher in the Rye". Hangi ismini severseniz. Sallinger'la 4. sınıfta Short Story dersind
e tanışmıştık. Nine Story kitabından " A Perfect Day For Bananafish" öyküsünü okumuştuk. Kendisi II. Dünya Savaşı'na katılmış ve döndüğünde savaşın ruhunda açtığı yaralarını sarmak için bir süre hastanede yatmıştır. Sallinger savaş karşıtı bir yazardır ve kendini hep insanlardan uzak tutmuştur. Onun bu kadar kendini saklaması, geride durması, insanların ve medyanın ilgisini çekmiştir. Kitaplarında yarattığı karakterleri de kendi gibi toplumdan soyutlanmış, iletişim yeteneği çok güzlü olmayan karakterlerdir.İkinci elden "Çavdar Tarlasında Çocuklar" kitabını almıştım, Çoşkun Yerli'nin çevirisi ve Yapı Kredi Yayınları. Kitaba başlarken o kadar heyecanlı ve keyifliydim ki anlatamam. Çünkü kitap hakkında çok şey duymuştum ve sevdiğim bir yazardı Sallinger. Ama kitap benim için tam bir eziyet haline geldi. İnanılmaz kötü bir çevirisi var. Cümlelerdeki iğretilik, samimiyetsizlik irrite edici boyutta resmen. Kitap fazla argo ve seksüel öğeler içerdiği için bir dönem Amerika'da yasaklanmış. Çevirmen her cümleye "lanet" kelimesi ile başlayarak o argo üslubu vermeye çalışmış ama eşeğe konan kelebekten öteye gidememiş.
Belki moda mod çeviri yapsa daha okunur bir kitap olurmuş. Çevirmenin kitabı yeniden yaratması gerekli aslında. Kendinden bir şeyler katması ama aynı zamanda yazarın üslubunu da koruması gerekli. Çoşkun Yerli Müslüm Gürses ve Micheal Jackson arasında kalmış İsmail Yk gibi arada bir yerde kalmış, ne çevirmen olabilmiş ne de yazar.
Bu tarz kitapları okurken önce bu berbat çevirisi yüzünden çevirmene sonra da İngilizcesini neden okumadım diye kendime söylenip duruyorum.
Kitap 1967 yılında Adnan Berk tarafından "Gönülçelen" diye çevrilmiş aslında. Başlığı bile daha orjinal.
Ama akıllandım artık. Okumayı çok istediğim bir kitap olursa ya önceden çevirisi hakkında araştırma yapacağım ya da tembellik yapmayıp İngilizcesini okuyacağım. Okuduğum kitaplar ve çevirileri hakkında da hep bir şeyler yazacağım.
O zaman ne diyoruz J.D. Sallinger "Çavdar Tarlasında Çocuıklar" Yapı Kredi Yayınları Çoşkun Yerli çevirisi pek okunası değil, orjinal dilinde okunabilir.

16 yorum:
Yıllar önce senin bu tiksindiğin versiyonunu okumuştum ben de.. hayal meyal hatırlıyorum ağzımda kötü bir tat bıraktığını.. Demek ki haksız değilmişim :D
Yakın zamanda aynı senin gibi tiksindiğim bir eser de "Suite Française" ( Fransız Suiti ) ... Kişisel fikrim çevirisinin inanılmaz kötü olması... Yarısına kadar zor dayandım ve bıraktım sonunda kitabı... :(
sen ben gibi edebiyatla sevişerek mezun olan insanlar için en boktan şey berbat çeviriler. ben o iğrenç tadı novel dersi için kolaycılık yapıp Tükçesinden okuyacakken aldım, bir daha da ıhıhh dedim.
her İngilizce eseri kaynak dilde okumak ööeh dedirtir insana ama çevirmen konusu da çok önemli ya :/
sayende ben de döküldüm ha eahaha
Rahmetli Coşkun Yerli'nin çevirisi Adnan Benk'in çevirisine oranla daha olumlu eleştiriler almıştır aslında. Hatta Adnan Benk'in çevirisinde büyük hatalar olduğu için kitabın tekrar çevrildiği söylenir.
Ayrıca Phoebe'nin Holden'a ısrarlı bir şekilde "Gerçekten sevdiğin bir şey yok!" ve "Ne olmak isterdin?" demesi üzerine Holden, gerekçelerini açıklayarak "Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim." diyor. Onun için bu, orijinallikten ziyade kitabın içeriğine ve ana karakterinin iç dünyasına daha uygun bir isim sanki.
YapıKrediden beraber aldığımız "Çavdar Tarlasında Çocuklar" ya ilk.te ya zeynepte. Çevirisi farklı olması lazım, onu oku. bana geri ver. Sizin eve gelen hiçbirşey geri dönmüyor!
bu kitaptan ve holden karakterinden oyle cok nefret ediyorum ki kitabın cevirisinin berbat olmasina sevindim :)
umarim allah holden gibi insanlarin belasini verir. yani veriyor zaten halihazirda, ama yine de daha buyuk kotulukler gelsin baslarina insallah dinimiz amin.
Gönül-çelen en sevdiğim kitapların başında gelir:)
demek ki tavsiyene uyup, en son çevrilen kitabı okumayacağız.
Nora'cım Fransız Suitini bende okumayı çok istiyorum, hangi yayınevinden çevirisi, okumayayım bari.
Mar acaba edebiyat okumayanlar ya da pek ilgilenmeyenler bizim gibi kıl oluyorlar mı çok merak ediyorum?
Ddarko, kitabın bir yerinde geçen bir söz öbeğini alıp kitap ismi yapmak bana pek uygun gelmiyor nedense, gönülçelen aslında Holden karakterine daha uygun bir isim gibi geliyor bana, Adnan Berk'in çevirisini okumadım ama merak ediyorum elbette. Çoşkun Yerli'nin çevirisini cidden hiç beğenmedim.
Mazharım üzüm gözlüm O da çoşkun yerli, ben görmediğm kitabı kime verdiysen ona sor :)
İhsan aslında Holden karakterinden etrafında o kadar çok var ki, iletişim kurmayı sevmeyen, hikayeleri ve insanları kendi yaptıklarını destekler tarzda kullanan, belki ondan sevmemişsindir.
Creep naçizane düşüncem bu benim :)
Tamam da, Catcher in the Rye yani. Orijinaline daha uygun değil mi?
Hem öylesine geçen bir söz öbeği değil o. Çok ciddi bir bölümdü. Çünkü Holden, kardeşinin sorusuna cevap vermemek için ufaktan ufaktan kaytarmaya çalışıyordu. Sonunda o cevabı veriyordu.
Gönülçelen, Holden'ın hangi yönüne uygun bir kelime ki? Cidden merak ettiğim için soruyorum. Çünkü çok severim Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı.
Holden genel olarak olaylardan kaçan bir karakter, gönülçelen deyince benim aklıma direk herşeyi boşvermiş, kendi dünyasında yaşayan bir adam geliyor, bu benim düşüncem. Ayrıca "to be or not to be" 'yı Can Yücel " Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin" diye çevirmiştir ve bana göre en güzel çevirisi budur. Çeviri böyle birşeydir bence.
merhabalar,şöyle bir farkı var sanırım, Adnan Benk'in çeviride esas aldığı metin kitabın orjinali değil, Fransızca çevirisidir. Başlığı da "attrapecoeurs"dür.Benk'in Holden'ın argo diline uygun "reis" vs gibi kullanımları bugünün okuruna farklı geliyor olabilir.Coşkun Yerli çevirisi anlam olarak doğru ancak metnin tadı bakımından yüksek bir değerde değil.iki çevirmeni de saygıyla anıyorum, NURİ AKSU
Merhaba Yusufcuk, sanırım diğer versiyonunu okuduktan sonra bu yazıyı update edicem :)
Yorum Gönder