En son okuduğum okulu bitireli neredeyse 5 yıl oldu. Koskoca 5 yıl geçmiş. İnsan diyor ki "kesin herşey değişmiştir". Benim gibi düşünenleri aydınlatayım. Hala bir şey değişmedi. Öğrenci milleti hala -3 yaş esprileri yapıyor, "son gün ders işleyecek miyiz?" diye soruyor. Tek değişen ben artık soran değil, sorulan kişiyim. Yoksa geri kalan her şey aynı. Ha bir de son gün serbest kıyafet mi geleceğiz okula sorusu var, tamamen unutmuşum.
Yatcaz kalkcaz yatcaz kalkcaz tatil olacak diye kendimi avutmaya çalışıyorum. Zira street fighter'da dayak yedikçe enerjisi azalan Chun Li gibiyim. Her sabah kalkmak daha da zorlaşıyor. Neyse efenim. Tatil programım hayli kabarık. Cuma akşamı Ankara, oradan Eskişehir, oradan Bilecik, Oradan İzmit, oradan İstanbul ve tabi ki her güzel şeyin sonuyla İzmir'e dönüş.
Biliyorum 100 bin kere söyledim ama ben hiç Ankara'ya gitmedim. Çok heyecanlıyım. Çok uzun kalmayacağım, ama özellikle görülecek yerlere giderek nokta atışları yapacağım. Mesela ankaralı çok ünlü bir avukatı tavsiye ettiler. Gidip kendisini görüp, 3 noktalı bir atış yapacağım. Başka Ankaralı varsa aranızda, ya hemen konuşsun ya da kendi kaybeder. Nerelere gideyim mesela?
Kar falan yağıyor yurdun dört bir yanına. Garip geliyor bana. Şimdi gidip ölümcül soğuklarla hiç kazağım olmadan savaşacağım. Evet benim hiç kazağım yok. Beni boğuyor kazaklar. Boğuyordu daha doğrusu. İlk defa bu sene neden kazağımın olmadığını sorguluyorum.
Sorgulamak için artık çok geç tabi. Neyse şemsiyeyle çok haşır neşir olmayacağız. Tam bu satırları yazarken çay bardağını düşürdüm. Gidip parçalarını toplamalıyım. 15 gün yokum canlarım. Bence beni çok arayacaksınız.













