evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2012 Cumartesi

Yetmez Ama "EVET"

Sevgilime sürpriz bir defter hazırlamıştım bir kaç hafta önce. O defterin içinden en büyük sürpriz bana çıktı. Kocaman bir balıkla hem de :)






19 Kasım 2011 Cumartesi

Nişan Dosyası Vol. 1

Zamanında bir düğün dosyası açıp siz yeni evlenecek izleyicilerime yol göstermiştim. En son katıldığım bir nişan dolayısıyla bir de nişan dosyası açıp sizleri engin bilgilerimle yönlendirmek istedim. Öncelikle aklım balik iken gördüğüm tek nişan ablamın nişanıydı. Sanırım kendime onu kıble aldığımdan yurdum nişanı beni adı sorulunca evettt diyen damada çevirdi. Bir kaç gün gördüklerimi beynimdeki şemaya yerleştiremedim. Mavi ekranla dolaştım. Neyse uzatmamak lazım ciğerlerim, dosyamızı nişan/söz bohçası ile açalım. Bohçacı geldi Haaaanıııımm!

- Nişan ve söz bohçasını size şöyle açıklamak istiyorum. Mini bir japon pazarı kendileri. Allı güllü şeyler, simler, parlaklıklar, ooooo şahane. Kıza giden bohçada, terlikten iç çamaşırına, çantadan makyaj malzemesine, havludan patiğe, birbiriyle alakası olmayan şeyler var. Bir de bunları serme ve sergileme durumu var ki o kısma girmeyelim şayet benim kafam götürmüyor.
- Nişan kıyafeti konusu ayrı bir skandal bence. Mini düğün yapmaya gerek yok bence. Simler, tarlatanlar, taftalar. Kraliyet ailesi yapmıyor o tantanayı. Evde aile arasında takın yüzükleri geçin. Saça da sim döktürmeyin. Bitsin o bitsin.

- Müzik konusu tabi ki aileden aileye fark gösterir. Nişanınızda Vivaldi çalın demiyorum ama Tarık Mengüç'le de İsmail Türüt gibi terleyene kadar göbek atmayın. Çok göbek atasınız varsa açın Sertaç Ortaçı mis gibi göbek atın. Haa bir de "a be kaynana" gerçeği var, yapmayın.

- Gazozlu düğünlerden nefret ettiğim kadar emin olun gazozlu nişanlardan da nefret ederim. Sallama çay verin gazoz vermeyin.

Şu an fark ettim ki nişan dosyasında bohçadan başka sıkıntılı durum yokmuş, ama bohça başlı başına bir problem. Akrep Nalan kadar büyük bir problem. Bu arada o kadına neden Akrep Nalan deniyor, merak ettim şimdi.

BOHÇAYA hayır diyerek bu dosyayı kapatıyorum.

Nuran the evlilik danışmanı

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Düğün Dosyası Vol. I


Yıllarca "neden benim arkadaşlarım evlenmiyor lan" diye isyan ettim. İsyanımı duyan yüce rabbim bu sene beni sünnet annesi saçı ve sim içinde bıraktı. Bu kadar abarttığıma bakmayın daha 2 düğüne iştirak ettim, 3.süne de bu hafta sonu katılacağım. Ama bu kadarı bana yetti de arrtı bile. Eğer geçen sene bir kaç düğüne katılsaydım evlenmekten soğuabilirdim. Şimdi böyle söyleyince sanki geçen yıl evlenmişim gibi oldu ama yok evlenmedim. Daha bir süre de evlenmeye niyetim yok. O konu biraz uzun, neyse.

Düğünlere gidip kendi çapımda gözlemler yapıyorum, ileride evlenirsem işime yarar diye. İstedim ki bana gelen size gelsin, gözlemlerimi paylaşayım. Belki biri çıkar der ki "yazdıkların sayesinde mükemmel bir düğün oldu, ay lav yu nuran".

1. Gelinler; normalde dünya çirkini olsanız da o beyaz gelinlikle cidden güzel gözüküyorsunuz ama gereksiz kaprislerinizle de dünyanın en itici insanına dönüşüyorsunuz. Eminim ki düğüne gelen yakınlarınız sizi boğmak istiyordur.

2. Çiftler; düğünden önce 2 shot tekila ya da bir doz pasiflora alın. Gerginliğin lüzumu yok. O gün dünyaya meteor çarpmadığı sürece düğünü bozacak bir şey göremiyorum. Yok gelin çiçeğim, yok saçım, yok makyayım, yok organizasyon... Yemişim deyip geçin.

3. Mümkünse düğünden 1 gün önce bir ilk dans provası yapın, çünkü çok komik gözüküyorsunuz. Hele erkekler odundan yontma kalastan bozma gibisiniz.

4. Yemekli düğün yapmayın, içkili olsun ama yemekli olmasın. Yazık günah o iğrenç yemeklere o kadar para veriyorsunuz. Yemek parasını içkiye aktarın. "Bakiyeniz yetersizdir" diyen kentkart ablası gibi "içki limitiniz doldu" demesin garsonlar.


5. Nolur şu davul zurnaya bir son verin. 2011 yılındayız, 3g ile resmen Dünya'nın bir ucuna bağlanıyoruz ama düğünlerde hala yanık zurna sesi var. Gözünüzü seveyim yapmayın. ( eminim annemde davul zurna isteyecek benim düğünümde, fuck)

6. Çiftin arkadaşları ve akrabaları ; gelin ve damada psikolojik baskı yapmayın. Açıktan konuşmadan herkes gerdeğe gönderme yapıyor. O kadar baskı varken olmaz o iş ben size söyliyim. "Ayy yok rahatsız etmeyelim sizi yarın, malum ekikiei" gereksizliğini bırakalım.

7. Kabarık gelinlik giymeyin, tambi eziyet. Ne dans edebiliyorsun ne yürüyebiliyorsun. Dünya gibi ağırdan güneşin etrafında dönüyorsun sadece. Ya da gecenin bir vaktinde transformers gibi daha rahat bir hal alabilen bir gelinlik giyin.

8. 30 metre duvaga da gerek yok. Malum kraliyet ailesinden değilsiniz. Ayrıca tüm düğün boyunca kuyruğuna basmıyım, eteğini ezmiyim diye kaç kişi helak oluyor biliyor musunuz?

9. Takı merasimi çok gereksiz bir atraksiyon biliyorum ama masa masa gezip takı toplamak daha saçma. Düğünün yarısında gelin ve damat yok. Neden? Hasılatı topluyor. Bana saçma geliyor. Koyun bi sepet, tutun bi adam, herkes gelip oraya atsın. Siz de belediye başkan adayı gibi uzaktan el sallayıp merhaba deyin, olsun bitsin.

10. Son olarak lafı düğün fotografçılarına. Gelin ve damat zaten manyak gibiler, siz de bundan faydalanıp skimsonik fotograflar çekmeyin. Yüzük, çiçek, ayakkabı triosunu bi geçin, birbirine bakan hülyalı pozları denemeyin bile. Yazık günah bu adamlar o fotograflara yıllarca bakacaklar. Eğer benim düğünümde bu tarz bir hareket olursa ben de salaklığıma gelip o fotografa izin verirsem gelin ağzıma 45 numara ayakkabıyla vurun ki şuurum yerine gelsin.

Bu altın kurallarımı yazın bir kenara yeğen. Sonra düğün bitip aklınız başınıza gelince geç olmasın. Ben demiştim demeyi hiç sevmem :)

XoXo

Nuran The Wedding Crasher


22 Haziran 2011 Çarşamba

Neler Oluyor Hayatta?

Ne giyeceğim, saçımı ne yapacağım diye karalar bağladığımız Royal Wedding Saim ve Yıldız'ın düğününü geçen cuma atlattık. İlk defa yakınımdan birileri evlendi. Garip bir tecrübeydi. Düğün çok eğlenceli geçti çünkü çok fantastik bir ekiptik.

Topuklu ayakkabılar canımıza okumasa ve benim ertesi gün 9 saat dersim olmasa o gece öyle bitmezdi aslında. 8-9 saat topuk tepesinde olmak tambi eziyetmiş bilemedik. Bir de artistlik yapıp düz ayakkabı da almadım. Pinksatellite hanım converse tepesinde zıplarken ben çıplak ayak geceye devam ettim. Etrafımda evlenenlerden gördüğüm kadarıyla baya stresli bir durum hazırlık aşaması. Ama davetli olmak çok eğlenceli. Sırf o eğlence için tüm arkadaşlarımı gaza getirip sevgilisi olanları evlilik yoluna sokmak, olmayanlara da en kısa zamanda eş adayları bulmak istiyorum.


Doğru düzgün tek fotografım yok. Bir tek boydan Mazhar'la fotografım var. Elbisem Asos'tan, ayakkabılarım Ataköy, takılar Abla Bijuteri, saçımda güya bonuslu bir şeyler olacaktı ama 3 şişe spreye rağmen düştü.

Neyse bu ara evlenen varsa haber versin, doyamadım evlenenlere ben doyamadım.

11 Mart 2009 Çarşamba

Sarı Sayfalar


"Zengin koca arayan arkadaşımın, gazetelere lüks oto satışı ilanı verenleri arayıp tanışma çabasına inanmak istemiyorum."

Bu aralar o kadar çok evlilik muhabbeti dönüyor ki etrafta. Evliliktan olabildiğince kaçmaya çalışanların yanında bir de böyle kucağına düşmek isteyenler hatta bunun için efor sarfedenler var. Ama böyle bir efor akıllara zarar. Baktım beni de kimse almadı alırım bir yeni asır başlarım zengin koca avına : )

Alıntı itiraf.com, neyseki böyle arkadaşım yok : )