Dün akşam Gençturkcell sponsorluğunda sinemaya gittik ve bu filmi izledik. Film Clint Eastwood'un yönettiği, Angelina Jolie ( Christine Collins) ve Jonh Malkovich'in (Gustav Briegleb) ünlü olarak gözüme çarptığı, bir kadının ansızın ortadan kaybolan çocuğunu bulmak için verdiği savaşı anlatıyor. Aslında bundan ziyade 1920'lerin sonlarında polisin nasıl çığrından çıktığını, herşeyi tek eline aldığını anlatıyor ve eleştiriyor, sağlam giydirmişler helali hoş olsun.Filmin ortasında "Changeling" ne demek, kesin sallama bir isim diye düşündük, çünkü 2 Amerikan kültürü 1 Alman dili mezunu ne demek olduğunu bilmiyorduk. Sabah ofise gelir gelmez ilk işim babylona bakmak oldu. Changeling demek bebekken perilerin başkası ile değiştirdiği çocuk demekmiş, yani filmin konusuyla tamamen örtüşen bir isim.
Koskoca Clint Eastwood'un aklı sanki bizden daha az çalışıyor değil mi?
Neyse efendim, film 140 dakika, ziyadesiyle uzun, bazı yerler gereksiz uzatılmıştı. Angelina Jolie bir garipti, tahta gibi, askılık gibi. Dudakları ekranı kapladığı için filmden bir şey anlayamadık : )
Film hakkında benim söyleyebileceğim çok çok çok begenip hayran olmadım ama izlediğime de pişman değilim, ortada bir yerlerdeyim.
Filmin sonunda bir idam sahnesi var, o sahne yine benim tüm ruh halimi alt üst etti. Nedense bu tarz ölümler bana çok zalimce geliyor, kaldıramıyorum, burdan idama karşı olduğum sonucu çıkar mı? bence çıkar.
Film ayrıca gerçek bir hikayeye dayanıyormuş. Eğer öyleyse, şükredelim ki kadın bir katliamında baş rolüne geçmedi. Çünkü polisin tavırları tam katliamlıktı. Bir yerde kadına:
- Deneme amaçlı bu çocuğu evinize götürün dedi, ben şalteri orda indirdim zaten.
Ben severim böyle dram ve tarih kokan filmleri diyenler hiç durmasın, gidip izlesin.
P.S: Angelina Jolie tavşan gibi o kadar doğurdu, kadın bildiğin prova mankeni şimdi, helal valla.
