Yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken geçip gidecek senenin muhakemesini yapmak çok adetim değildir aslında. Ama geride kalan seneler bir yığın olunca bu da kaçınılmaz oluyormuş. Bir yaşadığım onca seneye bakıyorum bir de aynadaki aksime. Geçen zamanda o aynaya defalarca bakmıştım ve her defasında karşımda başka birini görmüştüm, belki de hayal etmiştim. Kah şarkı söyleyen, sahneye çıkmak isteyen biri oluyordu karşımdaki kah herşeyi geride bırakıp gitmiş, tüm dünyayı gezmiş bir gezgin. Peki bu sabah aynada gördüğüm kişi o zaman gördüklerimden hangisi olabilmişti. Cevap biraz üzücü, en azından benim açımdan. Hiçbiri.
Tamı tamına 21 koca yıl yaşamışım ( yaş hesaplamada pek iyi değilimdir, üçün beşin hesabını yapmayalım derim) ve istediğim, hayalini kurduğum hiç bir şeye dönüşemedim. Ortalama - belki biraz daha fazla- zeki, dönem dönem balık etli, sıradan tipli bir insanım. Bundan ne eksiğim ne fazla. Ölümü bir avuç tanıdıktan başka kimseyi üzmeyecek, kitleleri ayaklandıramayacak, söylediği şarkı dilden dile dolanmayacak, yazdıkları geyikten öteye gitmeyecek bir insanım.
Önümdeki sayısı belirsiz yıllarda muhakkak "keşke o fotografı ben çekebilseydim, o şarkıyı ben söyleyebilseyd
im, dünyanın altını üstüne getiren ben olsaydım" dediğim sayısız düşünce olacak beynimin kıvrımlarında. Aklımda kalış süreleri belki düşündüğüm süreden daha kısa olacak. Eminim.
Olmak isteyipte olamadığın tüm o aynadaki karakterlerin yeni yıl hayaleti gibi peşine düşmeleri çok sancılı... (Tuna Kiretmitgil vurgusu) Sanırım büyümek dediğimiz şey çok sancılı. Doğum yapmak gibi bir bakıma. Tüm sene kendini besleyip büyütüyorsun, heyecanla bekliyorsun, sene sonunda doğurduğun şeyin istediğin şey olmaması sancılı aslında... O kadar eziyet çekmek, kendine yatırım yapmak, beklemek, heyecanlanmak, umduğunu bulamamak. 24 seneyi böyle geçirmek ve bir kere dönüp arkaya bakmamak, Santa Claus'tan her sene sadece istediğini gösteren ayna istemek, istediğin aynada istediğin görüntüye bakıp sorgulamamak. Galiba özeti tam da bu.
Ben tüm bunları düşünürken, fonda " Another Brick in the Wall" çalarken, Santa Claus bu seneki hediye sepetini hazırlıyor. Ve bu sene ilk defa bana istediğim görüntüleri veren o çok istediğim aynayı koymuyor.
Foto
Tamı tamına 21 koca yıl yaşamışım ( yaş hesaplamada pek iyi değilimdir, üçün beşin hesabını yapmayalım derim) ve istediğim, hayalini kurduğum hiç bir şeye dönüşemedim. Ortalama - belki biraz daha fazla- zeki, dönem dönem balık etli, sıradan tipli bir insanım. Bundan ne eksiğim ne fazla. Ölümü bir avuç tanıdıktan başka kimseyi üzmeyecek, kitleleri ayaklandıramayacak, söylediği şarkı dilden dile dolanmayacak, yazdıkları geyikten öteye gitmeyecek bir insanım.
Önümdeki sayısı belirsiz yıllarda muhakkak "keşke o fotografı ben çekebilseydim, o şarkıyı ben söyleyebilseyd
im, dünyanın altını üstüne getiren ben olsaydım" dediğim sayısız düşünce olacak beynimin kıvrımlarında. Aklımda kalış süreleri belki düşündüğüm süreden daha kısa olacak. Eminim.Olmak isteyipte olamadığın tüm o aynadaki karakterlerin yeni yıl hayaleti gibi peşine düşmeleri çok sancılı... (Tuna Kiretmitgil vurgusu) Sanırım büyümek dediğimiz şey çok sancılı. Doğum yapmak gibi bir bakıma. Tüm sene kendini besleyip büyütüyorsun, heyecanla bekliyorsun, sene sonunda doğurduğun şeyin istediğin şey olmaması sancılı aslında... O kadar eziyet çekmek, kendine yatırım yapmak, beklemek, heyecanlanmak, umduğunu bulamamak. 24 seneyi böyle geçirmek ve bir kere dönüp arkaya bakmamak, Santa Claus'tan her sene sadece istediğini gösteren ayna istemek, istediğin aynada istediğin görüntüye bakıp sorgulamamak. Galiba özeti tam da bu.
Ben tüm bunları düşünürken, fonda " Another Brick in the Wall" çalarken, Santa Claus bu seneki hediye sepetini hazırlıyor. Ve bu sene ilk defa bana istediğim görüntüleri veren o çok istediğim aynayı koymuyor.
Foto
