tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ocak 2014 Pazar

Tiyatro, Sinema Vs.

Dün İzmir Kültür ve Sanat Merkezi' nin açılışı vardı, kapanışında yapılan konuşmada, birine teşekkür ederken sunucu dedi ki, İzmir galerilerin ve sanat merkezlerinin günbegün kapandığı bir şehir. Ne kadar üzücü değil mi? İzmirliler hep bir şeylerle övünüp dururlar. Severler İzmirli şöyledir böyledir diye anlatmayı. Peki bundan hiç bahseden İzmirli duydunuz mu? "Biz İzmirliler sanata destek çıkmayız, tiyatro salonlarını, galerileri, sergileri boş bırakırız" diyen bir İzmirli gördünüz mü? Ben 10 yıldır yaşıyorum İzmir'de ama görmedim. Ama o kadar acı ki bu yaşananlar. İzmir'den bazı markalar mağazalarını çekti diye utanmasa ağlayacak insanlar var, ya da bazı mağazalar İzmir'e açılsın diye her gün sosyal medyadan mesaj atanlar var. Peki bunların kaçı kapanan sanat merkezlerinden, kapanan özel tiyatrolardan haberdarlar çok merak ediyorum. Atatürk "sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir" lafına bakarsak, bizim beyin ölümümüz gerçekleşmiş demektir.  

Sanatla ilgilenen, sanata yeteneği olan insanları o kadar kıskanıyorum ki. Hayatımda tek istediğim şey bir sanat dalına yeteneğimin olmasıydı. Ama herkes şanslı doğmuyor. Pasif olarak sanatla ilgileniyorum ben. Kitap okuyorum, film izliyorum, tiyatro oyunlarına gidiyorum. Bunları yapan insanlara sonsuz saygı duyuyorum ve elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Hayatımda hiçbir zaman ne kadar sıkılırsam sıkılayım, ne bir filmi ne de bir tiyatro oyununu yarıda bırakıp çıkmışımdır. Sadece verilen emek için sonuna kadar kalırım o salonda. Ne kadar bana hitap etmese de harcanan emek bir alkışı fazlasıyla hak ediyordur. (Şu an kendiliğinden bir fular belirdi boynumda.)

Tiyatro 4'ün biraz tiyatrodan bahsedelim diye bir projeleri var, orada şöyle bir şey diyorlar " tiyatro çiçeksiz olur ama seyircisiz olmaz". 




14 Mayıs 2011 Cumartesi

15. Ege Üniversitesi Tiyatro Festivali

15. Ege Üniversitiesi Tiyatro Festival'i geçtiğimiz çarşamba günü Shakespeare'in Macbeth oyunuyla perdelerini açtı. Çeşitli üniversitelerin tiyatro kulüplerinin oynadığı oyunlardan oluşan festivale girişler ücretsiz. Fakat yogun ilgi ve oyunların oynandığı mekanın küçük olması nedeniyle oyunlara erken gitmenizde fayda var diyorum. Tiyatro festivalinin programına http://www.eutt.org/ linkinden ulaşabilirsiniz.

Sizin için daha ne yapıyım minnoşlar :)

2 Nisan 2010 Cuma

Şekspir Müzikali "7"

28. kez düzenlenen İzmir Tiyatro Festivali dahilinde dün gece Haluk Bilginer'in oynadığı "7" Şekspir Müzikaline gittik. Büyüleyiciydi. Haluk Bilginer'in sesi de oyunculuğu kadar güzeldi. Haluk Bilginer'e eşlik eden EkşiSözlük'ta Soykarı dedikleri 4 tane soytarının performansları Haluk Bilginer'i biraz gölgede bıraktı gibi. Tüm düzenlemeler, müzik, sözler, replikler harikaydı. Fotograf çekmeye çalıştım ama uzaydan izlediğimiz için müzikali makinenin zoom'u bile işe yaramadı. Ama video çekebildim. Yüzlerine nur inmiş görüntüsü dediğim gibi aramızda ışık yılı fark olmasından :)
Bu akşam ve yarın akşam İzmir Bayraklı Tepekule Kongre Merkezi'nde yine oynayacak. Biletler tükenmiş diyolar, ama salondaki boş yerleri gelen olmayınca dolduruyorlar. Kesinlikle gidip şansınızı deneyin.

Normalde tam 40 tl'ye oynayan oyun sanırım Tiyatro Festivali dahilinde 7,5 lira. Tepekule Kongre Merkezi nerede? diyenlere de giderken sağda dönerken solda.


Video için tık tık.


Daha fazla bilgi için: Oyun Atölyesi

24 Mart 2010 Çarşamba

İzmir Tiyatroya Doyacak.

İzmir Tiyatro Günleri 28. kez perdelerini açıyor. Dünya Tiyatro günü dolayısıyla yapılan etkinlik 15 gün sürecek, kaçırmayın derim. Biz 2 oyuna biletlerimizi aldık bile.

Daha fazla bilgi için: İzmir Büyükşehir Belediyesi


28. İzmir Tiyatro Günleri kapsamında 15 gün boyunca; Oyun Atölyesi’nin "7 Şekspir Müzikali”, Dostlar Tiyatrosu’nun “Marx’ın Dönüşü”, Ortaoyuncular’ın “2019”, Tiyatro Pera’nın “Quintet- Bir Dönüşün Beşlemesi”, Talimhane Tiyatrosu’nun “Yastık Adam”, Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’nun “Aşk Sözleri” ve “Şölen”, Mask- Kara Tiyatrosu’nun “Velevki Tartüf”, Kent Oyuncuları’nın “Kraliçe Lear”, Semaver Kumpanya’nın “Lourcine Sokağı Cinayeti”, Ankara Ekin Tiyatrosu’nun “Heccav”, Bizim Tiyatro’nun “Bana William Deyin” oyunu ve daha birçok oyun tiyatro severlerle buluşacak. Gösterimler, İzmir Sanat, Özdemir Nutku Sahnesi, Devlet Tiyatrosu Sahneleri, İzmir Devlet Opera ve Balesi Sahnesi, İsmet İnönü Sanat Merkezi, Sabancı Kültür Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenebilecek.

14 Ocak 2010 Perşembe

Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu

Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nda daha önce izlediğimiz Oyunun Oyunu adlı oyundan daha önce bahsetmiştim.

Dün akşam Avatar'a gitmek için evden çıktık ve tam metroya binmeden Konak Pier'de oynayan avatarın 3d olmadığını öğrenip hemen planda değişiklik yaptık ve tiyatroya gittik.
İkinin Biri adlı bir oyun oynuyordu. Oyun hakkında pek fikrimiz olmadan, broşür falan da bulamadan girdik oyuna. Zaten 3 kişilik yeri zor bulduk.

Oyun bir toplantı için Londra'daki bir otelde eşiyle kalan Richar Willy'nin bir öğleden sonra özel kalemininde yardımıyla bir kaçamağını anlatıyor. Ama özel kalemi herşeyi karıştırdığı için olaylar arapsaçına dönüyor.
Oyunla ilgili bulabildiğim tek görsel

Oyunun temposu baya hızlıydı ve oyun gerçekten eğlenceliydi. 30 Ocak'a kadar her çarşamba saat 20.30'da Büyükpark'ın içindeki Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi'nde oyun gösterilmeye devam edecek. Bilet ücreti öğrenci için sadece ce sadece 3 tl, tamı bilmiyorum ama en fazla o da 4 tl'dir.

Bu arada burdan dün akşam yanıma oturan ve ota boka gülen şişman adama seslenmek istiyorum. Erol Taş kahkahalarından kulağım sağır oldu, her espriyi 2. kez tekrarlamana, sürekli "çok iyi ya" demene, ve benim koltuğumun kolçağından çekmediğin koluna sinir oldum. Bütün gece içimden sana "Silence, I'll kill you" demek geldi. Her kahkahanda "hah şimdi tıkanır bu" diye heveslendim, ama olmadı. Tamam komikti, ben de eğlendim ama insan kahkahasıyla.

Eğer Uğur Mumcu'da herhangi bir oyuna giderseniz, şişman, kıvırcık gibi saçlı, çakma pavorotti bir amca görürseniz arkanıza bakmadan kaçın, evet.


15 Ekim 2009 Perşembe

Oyunun Oyunu

Dün Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun sergilediği "Oyunun Oyunu" adlı oyuna gittik. Micheal Frayn'ın yazdığı 2 perdelik bir komediydi.

Fars türünde bir güldürüymüş oyun. Fars dedikleri de doğal olmayan bir durumun içinde gelişen ve olayları beklenen akışının dışına sürükleyen aksilikler üzerine kurulu, durum söz ve hareket komiğine dayanan güldürü amaçlı bir türmüş.

Yani Türkçe'si tiyatro oyununun içinde yeni bir oyun oynanıyor. İlk yarı pek sıkıcıydı. Dağıttıkları broşürlerde fizik-kondüsyon çalışmaları falan yazıyordu. İnsan ilk görünce ne alaka? diyor. Ama 2. yarıda ne demek istediklerini anladık. 2 katlı dekorda resmen at gibi koşup durdu oyuncular. Oyunun sonuna doğru hepsi ter içindeydi. 2. yarı daha hızlı ve güzeldi.



Tiyatroda hoşuma gitmeyen tek şey abartılı mimikler, konuşmalar, makyajlar. Resmen gözünüze orada bir oyun oynandığını sokuyorlar. Oradaki şeyin gerçekten yaşanıyor olabileceği ihtimaline bile izin vermiyorlar. Tiyatro ve sinemayı birbirinden ayıran bu sanırım. Sinemada gerçeklik hissini daha çok verebilmeniz gerekiyor izleyiciye. Eğer samimi bir duruşunuz yoksa başarılı olamayabiliyorsunuz. Ama tiyatroda tam tersi. Daha az samimi, daha az izleyiciye benzemeniz gerekiyor. Oyuncu olduğunuzu hissettirmeniz gerekiyor.

Tiyatro ve sinemada ortak olarak sevmediğim ve tek ortak olan şey ise ota boka gülen tipler. Hırt diyene gülüyorlar, o kadar sinir bozucu ki. Yabancı filmlerde alt yazı takip etmek zorunda oldukları için pek gülemiyor bu tipler ama film Türkçe'yse, yandığınızın resmidir.

Dün akşamki oyunda da vardı bu tiplerden, dağılmışlar dört bir yana. Bunlara loca moca bişi ayarlasalar aslında, toplu olarak bir yerde gülseler de hepimizin sinirini zıplatmasalar.

Konuyu öyle bir dağıttım ki anlatamam. Böyle zamanlarda kendimi pirinç ayıklayan komşu kızı gibi hissediyorum. Toplu haldeki pirinçleri elimle oraya buraya savuruyorum.

Her neyse eğer İzmir'de oturuyorsanız ve vaktiniz varsa ki yoksa da yaratın, bakıyorum hiç etkinlik yok hayatınızda, behlül bihter uşak nereye kadar, bu oyunu gidin izleyin. Çok beğendiğim için mi tavsiye ediyorum. Hayır. Beğenmediysem neden tavsiye ediyorum. Bilmiyorum. Peki ben manyak mıyım? söyle söyle çekinme :))