12 Ekim 2009 Pazartesi

Arapsaçı söylerken birasını kaldıran ergen gibiyim

Sahneye uzak bir sotede hayvan gibi bira içen ve her "budur bunun ilacı" dendiğinde birasını kaldıran kişi.

Biliyorum o sensin.

9 Ekim 2009 Cuma

Ahmet Kaya gibi sesler çıkarmak


* 3 gündür karın ağrısı ile cebelleşiyorum. Tam 3 gün önce öğle yemeğinden sonra başladı. Kramp gibi. Şiddeti gittikçe artıyor. Sürekli gereksiz sesler çıkarıyorum. Hem to hem kedi mırıltısı gibi. Bir tenor edasındayım şu an.


* Pull&Bear'da bir çizmeye aşık oldum, benim olmalı diyemiyorum baya pahalı çünkü. Ama aklımdan çıkmıyor resmen. Onu ayağımda hayal ediyorum, yüzüme bir gülümseme yayılıyor. Ama ayrı dünyaların insanıyız. O hem pahalı hem süet. Bense hem İzmir'deyim hem de harcalamarını kısıtlamış biriyim.

* Akşam Özlem geliyor. Bombastik bir haftasonu bizi bekliyor.

* Sevgilimi Salı akşamından beri göremiyorum. Askerden geldiğinden beri yayıyordu, paslanmış galiba. Yakında ışıldayacak :))

* Her sabah "ne giyicem" diye düşünmekten cidden nefret ediyorum. En sonunda alıcam aynı kıyafetten 20 adet o olacak. Bakarsın "ne giyicem"e ayırdığım 5 dakikada aklımı daha i,yi bir şeye kullanır, buluş muluş bişi yaparım.

* İzlediğim diziler başlamadığı için Merlin'e sardırdım. Vampirler, büyücüler, adalar madalar sonum hiç iyi değil.

* "Ölmez sağ kalırsak ......." diye bir söylem var.

* Sevdiceğim dün akşam Ask-ı Memnu biter bitmez aradı. Düzenli hayata geçmiş ya o da Aşk-ı Memnu izliyormuş. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim :)

* Efes Light <3

* Kaç gündür Mad Men indirmeye çalışıyorum, bildiğin güvercinle yolluyorlar bölümler, inmedi gitti.

* Mesai bitimine tam 2 bucuk saat var, bir dahaki mesaiye ise 66 saat var, OMG.

8 Ekim 2009 Perşembe

Kızlı Kolyem

Dünkü yazımda kızlı bir kolyem olduğundan ve benden başka kimsenin sevmediğinden bahsetmiştim.
Telefon Fotografçılığı

2005 yazıydı sanırım. Didem diye bir arkadaşımındı bu kolye. Sürekli ben takıyordum ama çok begendiğim için. Sonra kız dayanamadı sanırım bana hediye etti :) Sonra o dönem bir tanıdığımızın kızı "bunun adı var mı?" demişti. "Yok " deyince "benim adımı verelim mi" dedi, bende kabul ettim. Kolyemin ismi "Melin".

Ben dahil hayatımda bir tane normal insan yok :)


O zamandan beri severek takıyorum ki o zamanda severek takıyordum. 3 parça bir kolye. Aslında 3 parçası ayrı ayrı da takılabilir, hiç denemedim. Çünkü bütün halini çok seviyorum. Gözünün biri düştü, bir ara Melin'e yeni bir göz nakli yapmam lazım. Ablam şu "pick me" kolyeyi alırsa Melin'in pabucu dama atılabilir ama, korkmuyor değilim.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Pick Me Up :)

Dün blogtan bloga kale surlarından atlayan battal gazi edasında atlarken bir blogta denk geldim Pick me kolyeye. Hangi blog olduğunu gerçekten hatırlamıyorum, eğer beni okuyorsa söylesin hemen kaynak belirteyim. Emeğe saygı :)

O kadar şekerler ki. Bildiğiniz "fıstık benim olacak vurucam kırbacı" diyen şişman çocuk gibiyim. İstiyorum bu kolyelerden. Ailemizin İstanbul ayağı olan ablama mail attım, "ablaaaa nolurrr bana bundan al" diye :) Sonuç her zamanki gibi olumlu :)

Fiyatları bir rivayete göre 49-69 tl arasındaymış. Aslında bir kolyeye o kadar para vermem ama bunu çok begendim :)

Benim bu tarz 3 parçadan oluşan, üst üste gelince bir kız meydana getiren kolyem var. O kadar şeker bir şey ki. Nedense benden başka kimse sevmiyor o kolyeyi.


Hell Yeah Kezban


Şurda bir kısım gözüküyor ama birşey anlaşılmıyor, yarın fotografını çekerim. Hatta ablam şu "Pick Me" kolyeyi alırsa en kısa zamanda onunla da fotograf çektiririm.


6 Ekim 2009 Salı

Hayat Bu Sefer Bize Guzel

Sevdiceğim Hugo Boss'a kabul edildi, yarın başlıyor.

paintte aşk by nora

"Tolga Abi senin de hugonun da a.k." diyen çocuk gibi heyecanlıyız. Biri kutlama mı dedi? :)

The Past Will Catch You Up As You Run Faster

yıl 2005. Ege Üniversitesi'nde Yeni Türkü Konseri. Sınıf arkadaşım ve ben şenlik alanına gidiyoruz. Bir telefon geliyor. Kuzeni. "Bekleyin bizi de geliyoruz". Edebiyatın önünde. Tamam bekleyelim. Bekliyoruz. 10 dk... 20 dk... 45 dk... 1 saat... Sinir katsayımdaki artış. Kuzendeki hala "geliyoruz" rahatlığı. 1 buçuk saat. Geliyorlar, hala! Otobüsten indikleri yerden olduğumuz yere sürünerek gelmeye çalışsan 15 dk anca sürer. Ama kuzen ve arkadaşları o yolu tam 1 saat 45 dk'da geliyorlar. Hepsini tüm gıcıklığımla selamlıyorum. Tanışma faslı.
Aydın, Gökhun, Ferhat, Nur. Dahası var mı hatırlamıyorum.
Konser eğlenceli geçiyor. Ertesi gün aynı ekipten sadece Gökhun, Aydın ve Nur geliyor. Amatör grupların konser verdiği alandayız. Kaykaycılar var. Gökhun ve ben çıkmaya başlıyoruz.

O gece Gökhun, ben, Nur ve bir kaç kişi daha Bornova'dan Buca'ya gitmeye çabalıyoruz. Konak'ta 1 saat otobüs bekliyoruz. Kendimi yeni bir arkadaş ortamında buluyorum. Haydar, Soner, Serdar ( Yanlış Hatırlamıyorsam), Gülden ya da ona benzer isimli bir kız daha. İnanılmaz eğlenceli tipler. 2005'ten beri bir çoğunu bir daha hiç görmedim. Nur, Ferhat, Serdar ve Gülden gibi isimli kız.
Diğerlerinden Haydar'la mütamadiyen görüşüyoruz. Soner'i de görüyorum sık sık.

Neden mi anlattım bunu? Dün çok garip bir şekilde Nur ile karşılaştım. Hesionka'nın blogunu okurken tanıdık bir yüz dikkatimi çekti. Evet 2005 yılında bizi 1 saat 45 dk bekleten grubun bir üyesi de oydu. Ben onu çok uzaklara gitti sanıyordum ama kendi dediği gibi de Norawashere :)


Dün Nur'la kısa da olsa o günlerden, o insanlardan konuştuk. Sanırım konuştuğumuzu hisseden birinden telefon aldık akşam. Haydar'la otururken bizi bekleten kuzen aradı Haydar'ı. Telefonu ben açtım. Aynı ipuçlarını verdim Aydın'a beni tanıyacak mı diye :) Taaaa Ağrı'daymış. Evlenmiş ve en bomba haberde aileyi üçlüyorlarmış.

Haydar'la birbirimize baktık. Sadece baktık. 2005 yılında bu insanları beklerken hiç bunları düşünmemiştim. Sadece hepsine kızmıştım bizi beklettiler diye. Günün birinde hop diye bir yerlerden değişik haberlerle karşıma çıkacakları aklıma bile gelmezdi.

Hayat ne garip, beklemeler, evlilikler, tesadüfler ve bebekler :))


5 Ekim 2009 Pazartesi

*Montla Sıç.


Cidden montla sıçtım şu an, sebebini bilmediğim bir şeyden ötürü blogum medyum Keto'ya döndü. Nasıl halledicem tabi ki bir bilgim yok. Yardım etmek isteyenleri kapıda "welcome" yazan bir paspas bekliyor.