17 Mayıs 2011 Salı

Şimdi Bu Modemler Nereye Girsin?

15 Mayıs Pazar günü hepinizin bildiği üzere bir çok şehirde eş zamanlı olarak "İnternetime Dokunma" yürüyüşleri yapıldı. O gün duyarsız kalmayıp gelen herkes beni o kadar çok mutlu etti ki anlatamam. İstanbul kadar kalabalık değildik ama az da sayılm
azdık. İnci sözlük, Ekşi Sözlük, Tabipler Odası, Linux Kullanıcıları Derneği, çok emin olmamakla birlikle Gay/Lezbiyen toplulukları oradaydı.

Herkes yaratıcı sloganlarla dövizlerini hazırlayıp gelmişti. 50-60 yaşındaki teyzeler/amcalar beni en çokm gülümseten kitleydi diyebilirim. Aktif olarak internet kullanıcısı bile olmayabilirler ama destek vermek için oradaydılar.

İzmirli Bloggerlar olarak ben, pinosh ve pinksatellite beraberdik
:) Sıcağa rağmen, ellerimiz patlayana kadar alkışladık ve sorduk " bu modem nereye girsin şimdi?". Gerisi fotoroman...


14 Mayıs 2011 Cumartesi

15. Ege Üniversitesi Tiyatro Festivali

15. Ege Üniversitiesi Tiyatro Festival'i geçtiğimiz çarşamba günü Shakespeare'in Macbeth oyunuyla perdelerini açtı. Çeşitli üniversitelerin tiyatro kulüplerinin oynadığı oyunlardan oluşan festivale girişler ücretsiz. Fakat yogun ilgi ve oyunların oynandığı mekanın küçük olması nedeniyle oyunlara erken gitmenizde fayda var diyorum. Tiyatro festivalinin programına http://www.eutt.org/ linkinden ulaşabilirsiniz.

Sizin için daha ne yapıyım minnoşlar :)

İnternetime DOKUNMA!


Biliyorsunuz ama ben yine de hatırlatmak istedim, yarın yani 15 Mayıs Pazar saat 14.00'da Tüm Türkiye'de İnternetime DOKUNMA yürüyüşü var. İzmir ayağı yarın Sevinç Pastanesi'nin önünden başlayacak. Birilerinin elimizdekileri teker teker alışına seyirci kalmayın, gelin sesimiz daha çok çıksın.

10 Mayıs 2011 Salı

Uyku, Biraz Daha Uyku


- Geçen haftadan beri bana bir şeyler oldu. Sürekli uyumak istiyorum. Popomu yatağımdan ayırmak eziyet gibi geliyor. Bıraksalar beni 3 gün 3 gece uyusam ne güzel olur. Pinksatellite işe bir anne yorumu getirdi : "çeçe sineği ısırmış seni". Çeçe midir gece midir bilmiyorum ama uykulara doyamıyorum.

- Bu arada hızıma yetişemiyorsunuz ama ben işi bıraktım :) Anında bir ters U dönüş ile öğretmenliğe geri döndüm. Miniklere bir de yetişkin sınıfı ekledim. O kadar mutluyum ki anlatamam. Sanırım yapmam gereken mesleği buldum. Hem boş vaktim de çok oluyor, hem de çok eğleniyorum.

- Bugün bir dil okulunda demo KPDS dersi anlatıcam. Dersini anlatmak KPDS'den çok daha zormuş bence. Çok büyük bir hazırlıkta yapamadım uyumaktan. Bissssss deyip sınıfa sağ ayakla giricem, tek ümidim bu.

- Hani bizim pazar kekoları diye bir etkinliğimiz vardı hatırladınız mı? Bilmeyenlere info niteliğinde bir kısım bilgi için Tık tık Biz bu pazar pazar kekolarını yine geri döndürdük. Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinin çimlerinde voleybol oynadık. Ondan sonra da bilmeyeni döveceğim en sevdiğimiz bar olan Bira'zzda garage sale'a katıldık.

- İzmir'de yapılıyor mu bu garage sale bilmiyorum, ben ilk defa duydum ve katıldım. Organizasyonu bir arkadaşımız yaptı. Pazar sıkıcılığını biralarımızı yudumlayarak attık ve düşeş şeyler aldık. En kısa zamanda daha büyük bir organizasyon yapmayı planlıyoruz. Buradan da duyururum, alın verin ekonomiye can verin :)

- Garage Sale'ın maskotu benim deli sevgilim oldu. İnceden "savaşa hayır" mesajı da veriyor :)


- Ben de satıştan payıma düşeni aldım, aşağıda sevgilimin üzerinde gördüğünüz hiç giyilmemiş, stradivarius deri ceketi aldım :)



- Deli demişken Kanal d'de "Şanslı Masa" diye bir program başlamış. Birini seçiyorlar, kulaklıktan komut veriyorlar, o da yapıyor, her dediklerini yaparsa en son 5000 TL alıyor falan. Timurla izliyoruz. Eleman saçmalıyor, kız arkadaşı kızıyor falan. Ben dedim ki sen böyle şeyler yapsan ben hiç yadırgamam, kolayca kazanırız 5000 TL'yi. Timur da "ben bunları normalde parasız yapıyorum zaten, 5000 TL için yapmam, bana anca 20.000 TL vermeleri lazım" dedi. "Haklısın" diyebildim sadece :)

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Brazzaville ve Çılgın Bloggerlar



Hepinizin bildiği üzere Ppllon.org Cuma gecemizi Brazzaville'in yumuşak sesli vokali David Brown ile şenlendirdi. Cuma günü David'i havaalanından alıp Türk misafirperverliği hakkında sunum yapmak ben ve pinksatellite'a nasip oldu. David sürekli konuşan, sevimli, kedin canlı bir arkadaş. Çok eğlendik birlikte. Kendisi o kadar alçakgönüllü biri ki yersiniz.




Beşlik Simit Stayla

Konserde hepinizin bildiği üzere mini bir blogger buluşması da yaptık. İlk defa yaptığımız bu dağıtma gecesi benim favorim oldu. David sahneden inene kadar görev bilinciyle ağzıma bir damla içki koymadım. Ama konser bittikten sonra kendime gecenin en güzel kafası Gutuvonka'cığımı örnek alıp, aynından bir tane yapmaya çalıştım. O kadar dans ettik, o kadar tepindik ki gece nasıl yattım nasıl uyudum hiç hatırlamıyorum.







Konserin 4 Atlısı

Konser inanılmaz güzel geçti, orada olamayanlar cidden pişman olabilir :) Ama kaçırdıklarınızı telafi etmek için en kısa zamanda aynısından bi tane daha yapacağız. Hiiiç merak etmeyin :)

Bu arada o kadar embesil fotograflarımız var ki koysam kafamızın ne kadar güzel olduğunu anlarsınız direk :=)

2 Mayıs 2011 Pazartesi

İzmir Ppllon.org ile Hareketleniyor.


İzmir'in üzerindeki ölü toprağını atması gerektiğini düşünen bir takım Mazharlar, İzmir'in midesinde kelebekler uçuşturacak bir oluşuma imza attılar ve Ppllon.org'u kurarak, ilk organizasyonlarına Bon Mod ile başladılar. Hazır başlamışken, gazı almışken devamını getirelim dediler ve 06.05.2011 tarihinde, yani cuma günü David Brown'un rahatını bozup buraya sürüklediler.


Size daha önce Brazzaville'den bahsetmiştim, yumuşak sesli David'i kısa süre içinde dinlemek bize tekrar nasip oluyor.

Ne dedim Brazzaville hakkında merak eden varsa buraya tıktık

Aynı zamanda geçen hafta bir fiyaskoya dönen Blogger buluşmamızı da Brazzaville eşliğinde yerine getiriyoruz.

Bu cuma İzmirli Bloggerlar olarak Rock 'n Beer'dayız, sizi de bekliyoruz :)




Ppllon.org, Mart.2011de, mainstream harici görmek isteyip göremedikleri, görmek için yüzlerce kilometre yol kat ettiği tüm müzisyenleri İzmir'e getirerek, cebren ve hile ile canlı performansa zorlama suretiyle başta kurucuları ve eş dost arkadaş kitlesi olmak üzere tüm İzmirlilerin isteklerine karşılık verebilmek için kurulmuş bir organizasyon şeysidir.
Electronica’dan Post-rock’a , Bossa nova’dan Fusion’a tüm dünya müzikleri inşallah maşallah ppllon.org ile İzmirde.

İlk organizasyonunu 29Nisan.2011 tarihinde İstanbul merkezli electro-disco ikilisi Bon Mod ile gerçekleştiren bizler!-elbetteki deliler gibi eğlenerek- devam konserlerinin, sokak partilerinin ve festivallerin devamının geleceğini garanti ederiz. Biz eğleniyoruz! Siz de eğlenin! İletişim: www.ppllon.org

Bu arada 06.Mayıs.2011 Brazzaville/David Brown@Rock'n Beer; Ppllon Stage'de misafirimiz olacak. Muhtemelen karpuz da keseriz show'un ardından. :)

Moanday!


Pazartesileri sevmiyorum. Ama Salıları Pazartesiden daha çok sevmiyorum. Hele ki haftayı yorgun kapattıysan pazartesileri daha da sevmiyorsun. Bir kaç günlük ani İstanbul gezim beni hallaç pamuğu kıvamına getirdi. Bu yorgunluğun üzerine bir de zombili rüya görünce ve tüm gece onlardan kaçmak zorunda kalınca daha da yorgun uyandım. Şu an tek temennim "bitse de gitsek".


İstanbul bana iyice ılımlı islam kokmaya başlamış gibi geldi. Cuma günü garip bir şey geldi başıma ya da garip değildi bana öyle geldi. Fuardan çıkınca mecidiyeköy'e gitmek için metrobüse bindim. Benimle beraber bir adam daha bindi, tip tam ılımlı islamcı. Tam önümdeki koltuk boşaldı, oturucam bu eleman atladı, "bi saniye oturmayın" diye, noldu diye baktım, bebekli ve türbanlı bir kadın vardı, otursun diye ona işaret etti, kadın bebek arabası olduğundan oturmadı, uyanık bir Teyze kaptı yeri, 5 dk sonra bir yer daha boşaldı, oturucam, adam yine aynı tepkiyi verdi, ve türbanlı bi kadını oturttu. Sonrada bana "sakın yanlış anlamayın, ayrımcılık yapmıyorum, kadın hastaymış" dedi. Kadın deyince türbanı da görünce ben teyze zannettim tipi, ama bildiğin kız benden küçüktü ve gayette sağlıklıydı. O kadar yorgun ve sinirliydim ki o an adamın türbanlıları koruduğu aklıma gelmedi nedense. Sonradan düşününce uyuz oldum adama.

Ama adamdan çok bize uyuz oldum. Herifler hiç tanımadığı, ne bok yediğini bilmediği birini sırf türbanlı diye gözediyor. Biz aynısını bizimle aynı düşüncedeki insanlara yapmayız. Daha çok yereriz.

Off neyse, hem pazartesi, hem insanların bu durumu insanı her şeyden soğutuyor resmen.