30 Nisan 2009 Perşembe

Bil Bakalım Ben Neyim?

Bugünkü konu başlığım Cemil İpekçi. Kendisinin ne olduğunu hala çözebilmiş değilim şahsen. Aylar önce televizyona çıkıp "Ben muhafazakar Gay'im" demişti. Nedendir bilmem ama şuursuz bir açıklama gibi gelmişti bana. Nasıl muhafazakar olabilirsin ki? "Herşeyin yeri ayrıdır" fikrini benimsemişimdir ve her zaman savunmuşumdur ama "muhafazakarlık ve gay" kelimeleri bir arada çok komik durmuyor mu sizce de?
Dindar gay olur mu? Olur tabi ki de, ama muhafazakar olmak çok bambaşka bir şey, neyse zaten konumuz bu da değil. Bugünkü gazeteye göre Cemil İpekçi şuursuz açıklamalarına devam etmiş ve şu cümleleri dökmüş :

Melike’ye ( Demirağ) eskiden de evlenme teklif etmiştim ama insanlar bunu şaka sandı. Sonuçta ben biseksüelim. Erkek sevgilim de oldu, kadın sevgilim de... Melike’ye de çok bağlanmışımdır."

Napıyorsun sen yahu? Hani sen muhafazakar gaydin, ne ara bi seksüel oldun ve bir kadına evlenme teklif ettin. Kadından daha alımlı bu halinle nasıl seninle evlenmesini bekledin.

Bu nasıl bir kendini bilmezliktir, gaysen gaysin, biseksüelsen biseksüelsindir. Bu öyle canın isteyince şekil değiştirecek birşey mi?

Mesela bende bu sabah muhafazakar feministim, ama yarın dayak yiyen kadın olabilirim. Bu nasıl bir yaman çelişkidir. Her konuda vırvırvır konuşmayı bilen sen nasıl böyle bir densizlik yapabiliyorsun anlamadım.

İnsanların gözü önündeki bu saçma sapan insanlar yüzünden gayleri sizin kalıplarınızla görmeye çalışıyoruz. Mesela Cemil İpekçi benim gözümde tam bir "loser"**
**Bu kelimeyi de Türkçe'ye çevirince istediğim hazzı vermiyor.

Bence sen kesinlikle muhafazakar loser'sın. Hatta bu kadar ( el hareketine dikkat) losersın.


Mazhar olm 80'lerde Almanya'da kızlar teklif ediyormuş.


28 Nisan 2009 Salı

Ohayuhhattadahaneler!

Dün Bostancı'da yaşanan çatışmayı hepiniz televizyonlardan anbean izlemişsinizdir. Konu ile ilgili giydirilemeyecek tek kişi teröristti sanırım. Polislere, basına, vatandaşa kime giydirsen cuk oturur. Dün akşam resmen dudaklarımı kemirerek izledim tüm olanları. Gözüme çarpanlar bunlar işte :

- Baskın yapmak ve markete alışverişe gitmek arasında büyük fark vardır. Baskına giderken hazırlanmak gerekir, baskın yapılacak ev, kişi hakkında bilgi edinilmesi gerekir, ne kadar silahı var, kaç kişiler vs. Osmanlı aslanı gibi "Allah Allah" sesleriyle baskına gitmek yeni adet mi?

- Madem baskın yapacaksın, gelmişsin 235896144 kişiyle, demek ki sert bir çatışma olacak, insanları uyarırsın, güvenlik şeridi çekersin, trafiği durdurursun, evi 4 yandan sararsın, mümkünse alt-üst katını boşaltırsın. Ne biçim eğitim aldınız siz, naptınız polis akademisinde, çöp tenekesinin başında dersi mi kaynattınız? Nedir olm sizin olayınız.

- "İnsanı merak öldürür" derlerdi de inanmazdım. 16 yaşında bir çocuk merakının kurbanı oldu. Hangi akla hizmet o kadar silah sesinin, bomba sesinin geldiği yere gidersin be çocuk? Sadece o mu diğer izleyicilere ne demeli. Balkonunda kahve içip çatışmayı izleyeni gördüm ya daha da Davos'a gelmem. Nasıl manyaksınız siz? Çatışma izlenir mi olm? Göztepe-Karşıyaka maçı mı olm bu? Seda Sayan konseri mi? Nesini izliyorsun anlamadım ki? Hiç mi sizde bottom* korkusu yok!
* bottom ne lan:)

- Teröristin rahatlığını gördünüz mü peki? Adam tek başına 2 kişiyi öldürdü, 6 kişiyi yaraladı. Bu operasyona katılan bir polis olsam ben istifamı verirdim. Ne rezilliktir bu, telef etti adam 4689634854. polisi. Neyse ki adamı öldürdüler.

- Evin 1 cephesini boş bırakanlara ne demeli, adam atlasa gitse gider valla. Olm cidden söyleyin naptınız o akademide, karı-kız peşinde mi koştunuz Damat Ferit gibi, Hababam sınıfı ekolü mü olmak istediniz, naptınız olm siz.

- Gazetecilere diyecek lafım yok valla, ne iş aşkıymış sizdeki anacım ya, polis gidin diyor inadına giriyorsunuz evin dibine. NTV muhabiri kulağından vuruldu, ölebilirdin olm, çok ince bir çizgideydin, mal mısın sen? Hayat bana mı güzel sadece, bende mi var bu ölüm korkusu, olm yaz geliyor, denize gidicen daha, mal mısın sen, utanmasan gidip eve giricen valla.

- Ölen çocugun ölüsünün yerde saatlerce kalmasına ne dersiniz? Çocuk gözlerinin önünde kan kaybından öldü, gazeteciler dibine girip fotograf çekiyor, ne biçim insansınız siz ya? Biri de demiyor mu bir ambulansa koyalım şu çocuğu, yaşı daha 16, çocuk lan cidden çocuk. Bu mu insanlığınız sizin. Ölüme terk ettiniz resmen çocugu. Boğuşun vicdanınızla şimdi. Malsınız cidden.


Bir daha operasyon falan yaparken gelip bana danısın bence, olm polis akademisinde okumadım ama çocukken 48598634 kere izledim, bilgim sizden kat kat fazladır. O kadar çok mal mısınız? dedim ama cidden malsınız, bu işin eğitimini almadan izlediğin filmlerle bile daha profesyonel bir baskın yapılabilirdi. Herşeyiniz kontrolsüz olm sizin, küçücük çocuklara silahlarla girişme, hakkını arayanı eşek sudan gelene kadar dövme konusunda eğitiminiz tam, hepiniz yıldızlı pekiyi almışsınız.

Malsınız olm cidden bak.


27 Nisan 2009 Pazartesi

Pazar Kekoları II

Efendim sanıyor musunuz ki pazar kekoları tırt bir organizasyondu. Tabi ki hayır. Pazar kekoları kuruldukları günden bugüne her pazar İzmir'in nadide köşelerinde eylemlerine devam etmekteler. Bu haftasonu Kitap Fuarındaydılar. Alt üst ettiler fuarı. Bendeniz 2 kitap aldım. Sonra çıktık, yine bendeniz aç olan midemi bir simitle tatmin ettim. Tam çıkışında bizi birbirinden tırt şarkılarıyla cezbeden lınaparkın büyülü havasına kaptırdık kendimizi. Anadolu çocuğu Özgür dışındaki 4 mal - bendeniz, tolga, ilknur, uğur- gittik adı power bilmemne olan abirşeye bindik. Ters döndük, havada 1.5 salto attık, çığlık çğlığa. Ohhh nası rahatladık diye indik aleten. Koşa koşa Kamikazeye gittik. Artiz gibi bir de en öne oturduk. Çocuklar gibi şendik hepimiz. Bilmeyenler için kamikaze denen alet aynen şöyle bir şey :

Gördünüz dimi yandakini. Bindik buna, en öndeyiz. Başladık hızlanmaya, bildiğiniz dudaklarım titriyor stresten. Ellerime dayanmaktan ellerim ağrıdı. Tolga bağırıyor neden sesin çıkmıyor diye, ağzımı açsam simitleri boşaltıcam, korkuyorum.

İndik kafamız nasıl güzel, lunapark kafası da başka oluyormuş. Böyle bir leylayız, ooohh dünya umrumuzda değil.

Sonrası ise malum, alsancak çimler, poi çevirmece. Özgür bu işte kendini geliştirmiş bir yağız deikenlı, bakalım mı? bence bakalım, hatta bakın: Önce sola, sonra sağa bakın ama.

Ben mi? Bende kaptım yeni bir hareket, evdeki uzun emo çoraplarımdan kendime poi yapıcam, akşamları gizli gizli odamda çalışacağım, büyük ihtimal kollarımı eritmekte faydalı olur.

Pazar Kekoları haftaya benim yokluğumdan mütevellit yasta olacak, ben mi? 1 Mayıs'ta Taksim'deyim, elimle zafer işareti yapıyor gibi gözükebilirim size ama ben 2 beden tişört arıyor olacağım, kameralara yakalanırsam yanlış anlamayın.

XoXo

Nuran Kız.




24 Nisan 2009 Cuma

Hamam Suare II

Zamanında şöyle bir yazı yazmışım hamamla ilgili. Dün annemle hazırladık eşyalarımızı hamama gittik. Hamamlarla ilgili aklımda kalan şey sadece 200 derece olmasıydı. Unuttuğum bir şey de ortada çıplak gezinen kadınlarmış. Kapıdan girer girmez hatırladım. Hamamdan kısa notlar şöyle ki:

- İçerisi gerçekten 200 derece ve biz annemle en sıcak yeri bulmuşuz, sıcaktan bayılacaktım, hamama gittim soğuk suyla yıkandım.
- Etraf çıplak kadınlarla doluydu, en kötüleri erik gibi memesi olanlar ve memeleri dizlerine inmiş olanlardı. Midem ayağa kalktı resmen.
- İçeride çok minnoş bir ortam vardı, herkes birbirine "hayatım, bitanem" diyordu. Korkmadım değil.
- Natırlar ( natır ne demek bilmeyenler için : bknz) kırmızı takım giymişlerdi, garson gibi direk seçiliyorlardı.
- Hamamları sevmediğimi tekrar anladım.
- Kese, masaj ne varsa yaptırdım süper rahatladım.
- İçeride sanki herkes çıplak gezmeliymiş gibi bir hava var, eğer çıplak değilsen garip garip bakıyorlar. Yani kimseyi şu peştemallerle göremezsiniz.
- Bir dahaki ziyaretim ne zaman olur bilmiyorum ama 15 yıl ara vermem heralde.


Mazhar olm sende orada olmalıydın, her yer Scarlet dolu.



22 Nisan 2009 Çarşamba

İstanbul'u Dinleyelim mi Gözlerimiz Kapalı.

* 30 Nisan 21.15 uçağı ile İstanbul'a gidiyorum Dikkat ettiyseniz "uçuyorum" demedim, çünkü işten çıkıp bir de oraya kadar uçamam valla.
* Yerimi zengin, yakışıklı yanı aldım, bana lazım değil ama bekar arkadaşım çok, hepsinin resimlerinden bir portfolyo hazırladım. Kızlar merak etmeyin eli boş dönmeyeceğim.
* Ablama ve Yavuzalp abime hediye almam lazım, Mehmet Ali bey bir yardımcı olun.
* Plan program işlerinde başarısızımdır ama süper bir plan yapmalıyım ki hem herkesle görüşebilmeli hem de ablamdan gelecek " sen benim için gelmemişsin" sitemini engellemeliyim.
* Konser monser bişi var mı hele bir araştırın.
* Alışveriş yapmalıyım, İstanbul kepçe ben de kepçe.
* Mazhar bana o gözlükleri almalısın bebeğim ama siyah al renkliden vazgeçtim, ama tırt bir gözlük gelirse seni öldürüp turşu bidonunda fermentasyona yollarım.
* Sanırım geriye sayımda 24'teyiz. Aferin bize. Sevgilim Melaba.
* Yeni fotograf makinesi alıyorum, Canon 450d benim olacaksın bebeğim, ateşli günler bizi bekliyor. Yavuzalp abide bir hazine olduğunu düşünüyorum, bir eşelemek lazım.
* 1 Mayıs tatil ya o yüzden gidiyorum İstanbul'a, 1 Mayısta çalışanlara burdan nanik yapıyorum, size Ortaköy'de kumpir yerken fotograflarımı yollayacağım.
* Tüm pasajlara bakmalıyım gidince, az eşya götüreyim gelirken çok eşya ile gelirim.
* I love my job.
* Mutfak dolaplarımızı zebra deseni ile kapladık, çok vahşi oldu. ( Alıntı: Zeynep)
* Neyse bu kadar çene yeter, işim gücüm var kimse inanmasa da :)


Mazhar olm ne getiriyim sana İstanbullardan?

20 Nisan 2009 Pazartesi

Metal Ölmedi Bence.


İzmir'in ılık cumartesi akşamı kanımı donduracak güzellikte olan Opeth geldi de geçti. Nasıl anlatsam bilmiyorum ama bildiğiniz içime işledi, süperlerdi. Kimler kıskanır kimler aman der bilmiyorum ama ben oradaydım, uzun saçlara bir adım ötedeydim. Konser ve genel durumla ilgili kısa notlarım şöyledir.

- İzmir'de bu sene ne metalci yapmış anacım. Karga sürüsü gibi.
- Metalcilerle ilgili hep merak ettiğim birşey vardır, metalcilik müessesesine kayıt olurken gizli bir anlaşma, pakt falan mı imzalanıyor? Anlaşma da hep siyah giyeceğim, üzerimdeki tişörtle yer bile silinmez olacak, saçlarımı hiç yıkamayacağım, pislikten yara çıkaracağım gibi maddeler mi var?
- Konsere hazırlanırken herkesin bir listesi var sanırım, evden çıkmadan kontrol ediliyor. Liste:
Siyah kıyafet tik
kırmızı ruj tik
siyah ya da kızıl saç tik
beyaz pudra tik
parmağında yüzükler / kolunda bilezikler tik
yağlı saç tik

Biz de hiçbiri yoktu o ayrı :)
- Metal hareketi artık kalksın, onun yerine nah, nanik falan yapsınlar ama o hareket kalksın lütfen. Bir de iki elle metal işareti yapıp, Hakan Taşıyan konserinde gibi iki yana sallananlar var, onlar da kalksın bence. Çakmak yakanları hiç söylemiyorum farkettiyseniz.
- Deri yelekli ( Kamyoncu yeleği ) fotör şapkalı bu fotr yada fotür de olabilir adamlar artık olmasın, hayat bayram olsun.

Bu tespitlerimin ve kımıl zararlılarının dışında herşey mükemmeldi, Opeth bebeğimsin. Uzun saçların hastasıyım.

Kırıldığım bir konu oldu yalnız benim istediğim şarkı çalınmadı, "kalp kırılır" hiç düşünmediler.

Mikael inanılmaz esprili bir adam yahu, şarkıyı unuttu keko, şu an aklımda yalnız "tits, food, wine" var dedi, dürüstlükten yıldızlı 5 aldı : )

Miski ve Özlem yanımda olmalıydı dedim konser boyunca, onları anmışken eski metalcilerden 2 kişiyi aradı gözlerim ama yoktu, sanırım tedavülden kalktılar :)

Brainstorm gibi oldu yazı, anlayın nasıl mutluyum. Orphaned Land'de sıra, hadi bi gelin de şu yüzüm gülsün.

15 Nisan 2009 Çarşamba

Doğum Günü Hediyesi

Bugün itibari ile doğum günüme tam 71 gün kaldı, hediye alacak olan tüm arkadaşlarımı yormak istemem " ne alacağız" diye düşünürken. O yüzden her sene istediklerimin listesini çıkarıp veririm kim neyi istiyorsa onu alsın diye. Liste dediysem de öyle tuvalet kağıdına yazılmış bir liste değil, ima yolu ile yapılmış bir liste. O kadar yüzsüz değilim şimdilik. Geçen sene en çok istediğim 2 şey vardı, biri diesel parfüm diğeri de dövme. Parfümü sevgilim, dövmeyi kız arkadaşlarım aldı :) Ekstra olarak Mazhar'dan bir kitap Merfee'den bir çanta aldım, hehe I love extras.
Bu seneki isteklerime gelince, sevgilim askerden geleceği için ondan büyük bir hediye isteyemem, onun yerine vekili mazhar kulumdan bunu istiyorum.


Ya da şöyle yapalım toplanıp Rayban'a girin bu doğum günümde, o da olur ama en fazla 3 kişi girsin, koskoca doğum günümde 1 hediye almayayım.

Gelelim diğer istediklerime. Açık renk ama keko açık rengi değil, dar paça ama çok dar değil ortalama, eski gibi gözüken azıcık yırtıkları bulunan bir kot. Markası önemli değil yeter ki istediğim model olsun.

Son olarakta süpersonik güzel bir babet ya da spor ayakkabı. Spor ayakkabı alınacaksa converse olabilir, yeşil ama koyu yeşil ya da onitsuka tiger'da olur, onları da seviyorum.

Bunun yanında gelebilecek ekstra kitap, çanta, kemer, tişört vs. hepsi kabulümdür.

Eli boş geleni ne yapacağım konusunda henüz bir fikrim yok. Ayrıca pasta da geçen seneki tırt olmasın lütfen, üzerinde elinde asa başında taç ile prenses fotografım olsun.

Ha benim koçlarıma bakıyım.