29 Mart 2011 Salı

Açıl Susam Açıl.

Her gün twitter'da birileri "koşun koşun bloglar açıldı" diyor, koşuyorum benim bloga, yok kapalı. İzinsiz yayın yapmayı bırak alıntısız yazı bile yazmam ben, bilirim plagiarism suçtur. Eee peki neden açılmıyor blogum ha?

2 bilemedin 3 güne kadar bu blog açılmazsa, iletişim hakkım sınırlandırılıyor diye ben de dava açacağım, tanıdığım , ağzı çok iyi laf yapan bir avukatta var, di mi Allegrande hanım?

11 Mart 2011 Cuma

Gubbay!


5 ay süren tam benlik deli işi anaokulu ingilizce öğretmenliğim bugün sona erdi. Pazartesi günü eski mesleğime dönüş yapıyorum. Bugün yavrucaklarımdan ayrılmak çok zor oldu ama. Bakıyım neler hatırlıyorlar diye bir sınav yaptım onları, hepsi pırıl pırıl, ne öğrettiysem akıllarında. Öğretmenliğin en tatmin edici yanı bu sanırım. Öğrettiğin şeyi öğrencinin alması ve unutmaması. İnşallah yavrucaklarım ileride beni de, öğrettiklerimi de hatırlarlar.

P.tesi günü iş hayatına geri dönüyorum. Bakalım özlemişmiyim merak ediyorum. Hafta içi iş hafta sonu okul, yakın zamanda bujilerim meme yapmazsa iyidir. Haziran sonuna kadar benden haber cıkmazsa bilin ki ölmüşümdür :)

Yavrucuklarımın Gubbay videosuyla ben de öğretmenliğe veda ediyorum, inşallah geri dönerim bir gün tekrardan.



3 Mart 2011 Perşembe

Çilek Gibi Hediye

Daha önce bu yazımda size Çilek Butik'ten bahsetmiştim. Hediye konusundaki şansım Çilek Butik sayesinde açıldı. Çilek Butik'in yaptığı Give Away'de bu şirin sweatshirt'ü kazandım.



Bugün elime ulaştı, hemen giymek için yarını iple çekiyorum :) Tekrardan Çilek Butik'e ve tatlı sahibi Esra'ya teşekkür ediyorum. Bundan sonraki hediye çekilişlerinde rüzgar gibi esicem, Gutu kork benden :)

28 Şubat 2011 Pazartesi

Bir Grup Blogger'dan Başbakana Açık Mektup/Manifesto

Sayın Başbakan,
Basında yer alan içki yasakları haberleri nedeniyle hazırlamaya başladığımız bu manifestonun konusunu, 2011 Türkiye’sinde yaşanan “sosyal hayata yapılan müdahaleler” oluşturmaktadır.

Bizler kim miyiz?

Biz yan dairedeki komşunuzuz, biz bakkaldaki çırağız, biz üniversite öğrencisiyiz, biz vergisini kuruşu kuruşuna veren çalışanlarız, biz devletin memuruyuz, biz doktoruz, biz öğretmeniz, biz kesinlikle nedeni içkiden olmayan işsiziz, biz restoran sahibiyiz, biz çiftçiyiz, biz fabrikatörüz, biz akademisyeniz, biz reklamcıyız, biz asker çocuğuyuz, kısacası biz bu ülkenin dünü, bugünü ve geleceğiyiz. Ve biz içki içmeyi seviyoruz. Ama biz bugüne kadar bunu söylemeyi gerekli görmemiştik. Ama şimdi son derece gerekli görüyoruz ve sıralıyoruz:

1.Bizler, her türlü özgürlüğü kısıtlayıcı müdahaleye karşıyız.

2.Bizler, ikiyüzlü demokrasiye karşıyız.

3.Biz “aslı olmayan korkular cumhuriyeti” yaratmaya çalışanlara karşıyız.

4.Biz, topluma karşı sorumlu birey yetiştirmenin yasaklardan geçmediğine inanıyoruz.

5.Biz, bu tip konularda başkasından koruma istemiyoruz; hepimizin kendini koruyabilecek bilinçli bireyler olduğunu biliyoruz.

6.Bir toplumu güzel kılan şeyin farklılıklar olduğuna inanıyoruz.

7.Bizler, demokrasiye inanıyoruz.

8.Bizler, yasakların ileride daha vahim sonuçlar doğuracağına inanıyoruz.

9.Biz, “içki seviyoruz” deme zorunluluğu hissetmeden içki içmek istiyoruz.

10.Biz, bu yüzden alkolik, serseri, işe yaramaz olarak yaftalanmak istemiyoruz.

11.Bizler her medeni toplumdaki medeni insanlar gibi içkinin keyifli anlarımıza eşlik etmesinden hoşlanıyoruz.

12.İçkinin bir amaç değil araç olduğunu düşünüyoruz.

13.Bizler çocukların ve 18 yaşından küçük gençlerin içki ve sigara içmelerine kesinlikle karşıyız.

14.Biz 18 yaşında gençlerin silah kullanmasına da karşıyız.

15.Biz bugüne kadar 18-24 yaş arası TC gençleri nasıl yaşadıysa öyle yaşamak; hatta daha da özgür bir ortamda yaşamak istiyoruz. Fakat özgürlüklerin sınırlarına da inanıyoruz.

16.Biz gençken eğlenmek, yaratmak, etkilenmek istiyoruz. Bunun da gelecekte daha sağlıklı, sosyal hayatında ayakları yere daha sağlam basan bireyler yetiştireceğine inanıyoruz.

17.Biz, gece hayatını seviyoruz.

18.Biz, gece hayatını sadece alkol ve cinsel içerikli olarak gören zihniyete karşıyız.

19.Biz bir konsere gitmenin, müzik dinlemenin, insan için geliştirici etkinlikler olduğunu düşünüyoruz.

20.Biz, bir konser dinlerken, notalara bir kadeh de içki eşlik etsin istiyoruz.

21.Biz, dünya starlarını görmek istiyor, bu konuda Dünya’dan geri kalmak istemiyoruz.

22.Biz, tüm çağdaş memleketlerin gençleri gibi kendimizi en özgür hissettiğimiz müzik festivallerine katılmak istiyoruz.

23.Biz, sanatçıların eserlerinin tanıtılması için çaba harcayan sanat galerilerin gala davetlerinde, bir kadeh içki alıp eserleri seyre dalmak istiyoruz.

24.Bizler, 40 yıllık bakkalımızdan 40 yıldır olduğu gibi içkimizi almak istiyoruz.

25.Bizler, düğünlerimizde sevincimizi paylaşan misafirlerimizle şerefe kadeh kaldırmak istiyoruz.

26.Biz, binlerce medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklara gelen turistlere, yine binlerce yıllık kültürümüzde var olan rakı-balık-meze, şarap-yemek uyumlarını en iyi anlatabileceğimiz görselleri sunmak, binlerce yıllık kültürümüzü anlatabilmek istiyoruz.

27.Biz, sevdiğimizle bir deniz ya da orman manzarasına bakarak ya da mehtabı batırarak kadeh tokuşturmak istiyoruz.

28.Biz, dini inançlarımızın ve sorumluluklarımızın sadece bizim meselemiz olduğunu düşünüyoruz.

29.Biz, tabii ki başkasının özgürlüğüne zarar vermeden özgür olmak istiyoruz.

30.Biz, bu hayatı kutlamak istiyoruz.

"Bu mektup/manifesto benim, bizim, onların değil destekleyen herkesindir! Eğer sen de desteklemek istiyorsan; bu yazıyı kendi facebook hesabında, blogunda, ya da nerede istersen orada yayınla.

Biz sesimizin hep birlikte daha güçlü çıkacağına inanıyor ve başbakanın söylediği gibi sadece %58'in değil geriye kalan %42'nin de Başbakanı olduğunu göstererek bu yazıyı dikkate alacağını umuyoruz! Hem belki %58’in içinde de bu manifestoyu destekleyenler vardır? Kim bilir…

Saygılarımızla,
Bir Grup Blogger!

24 Şubat 2011 Perşembe

Birleşmiş Mutfaklar.

Bir cumartesi sabahı okula gidiyorum. Durakta otobüs beklerken otobüs durağında bir ilan gördüm. Bornova'ya Uzak Doğu mutfağı açıldı diyordu ilan. Adrese baktım hiç tanıdık gelmedi, etrafta olsa görürdüm dedim ve hayatıma devam ettim.

Sonra tekrardan bir gün maillerimi kontrol ederken Grupfoni denen sitede bu Bornova'da açılan Uzak Doğu Mutfağı'ndaki bir menünün 6.90 Liraya indiğine şahit oldum. Fırsat ayağıma gelmişti, tepmedim bende.

Sonra fırsatı cebimize koyup gittik bir gün. Küçük, sevimli bir yer. Kedi canını senin desen buraya olur yani, o kadar. İsmi United Kitchen. Ama bu grupfoni olayında rezervasyon gerekiyormuş, biz de Şener Şen'in şu hali gibi gittik tabi.



Rezervasyon var deyince eve dönmedik, hahayt fakir miyiz biz getir kızım menüyü dedik şahika gibi. Teriyaki soslu tavuk yedim ben, sevgilim de etli noodle yedi, başarılı olduguna karar verip ayrıldık ordan.

Bugün insan gibi rezervasyon yaptırıp tekrar gittik, menü baya kabarıktı, fiyat performans açısından tambi canavar demek mümkün.

İlk önce 3 adet çin böreği geldi ki resmen silip süpürdük, bence çok başarılıydı. Sonra sebzeli noodle, teriyaki soslu tavuk ve sebzeli pilav geldi, sebzeli pilav dışında diğerleri gayet iyiydi, pilav ve makarna bir arada olmamıştı, yiyemedik zaten. Son olarakta ballı muz geldi nutella eşliğinde. Yemekteyiz menüsü gibi oldu ama gerçekten eşliğinde geldi. Ballı muz benim en heyecanla beklediğimdi ama hiç beğenmedim, Bodrum'da Çin Restoranında yediğim ballı muz efsaneydi.

Farklı tatlar sevenler için bir alternatif oluşturabilir, hep kebap hep lahmacun nereye kadar :)

Merak edenler için siteleri http://www.unitedkitchen.net/

Yeri nerededir diye sorarsanız, bornovada viyadüğün altındaki ziraat bankası var ya, onun karşısında anadolu bank var, o sokağa gir, ilk sağa dön sonra ilk soldan devam et, United Kitchen'ı görünce şaşırma.

P.S: Vedat Milor canımsın.

Simple Present

Blog yazmadan önce dedikoduyu arkadaşlarımla ya buluşup ya da telefonda yapardım. Blog yazmaya başlayıp farklı şehirlerden aynı frekansta insanlarla tanışınca dedikoduyu Gtalk'ta yapmaya başladım. En birinci dedikodu arkadaşım ise Allegra'nde. Onun selüliti, bunun göbeği, ay o ne giymiş bu ne demiş bütün gün dedikodu yapıyoruz. Hatta işi o kadar ilerlettik ki geçen gün Kanald'deki "Bana Herşey Yakışır" programını izleyip oradakileri çekiştirdik.

Ha şimdi siz sanarsınız bizim kafalar sadece buna çalışıyor. Başka şeylere çok çalışan kafamızı böyle rölantiye alıyoruz biz. Bu arada güzel kadından daha çok kıskandığım kadın türü akıllı kadındır, ince zekalı kadındır. Allegra'nde de bu statüye giriyor nazarımda. Dolayısıyla kendisini kıskanıyorum ama tek tesellim kendisinin evli olması ve James Franco'nın bana kalacak olması.

Gelecek olursak sadede, kendisi 300. izleyiciye ulaşmadan 300. izleyiciye ulaşacak olmanın heyecanı içinde bize hediyeler veriyor. Bize dediğime bakmayın, bu kadar güzellemeyi boşuna mı yaptım yukarıda, tabi ki bana verecek. Ama siz yine de katılın, çünkü 5 kişi katılırsa blogu kapatacak, böyle bir insandan mahrum olmak istemeyiz değil mi?

Allle'cim canım beypazarı kurularını da hediyelerle yollar mısın :





Hediyeler için İbrahim Tatlıses'ten geliyor : Tık tık tıkırdama.







23 Şubat 2011 Çarşamba

Karma.


Saniyelik bir karesinde benimde tuzumun bulunduğu Yağız Karagözcük'ün çektiği KARMA isimli kısa film yarın izleyiciyle buluşuyor. Yaşar Üniversitesi'nin cep sinemasında 2 gösterim yapılacak. Eğer daha iyi bir işiniz yoksa gidin izleyin derim ben. Güzel bir kısa film. Konuyu anlatmıyım merak edin ve gidin. Elime ulaştığında burdan da sizinle paylaşırım. Ama gidin izleyin. Gerçekten.


Bu arada katil otostopçu kız.

** Gösterimler 17.00 ve 18.00'de.