anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anaokulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2011 Pazartesi

Nasıl Eğleniyor Muyuz?


Cuma günü öğretmenlik yaptığım anaokullarından birinin yıl sonu gösterisi vardı. Sunucu olarak da muhteşem diksiyonum ve ingilizcemden dolayı beni seçtiler. Gösterinin başlamasına yakın "çocuk olmak var" cümlesini sürekli tekrar eder oldum. Dünya umurlarında değil, ne heyecan ne stres.

Minnoş Balerinler :)

Çocuk denen varlığın dikkati en fazla 10 dk toparlanabiliyor, sonra ya sıkılıyor ya da başka şeylerle uğraşmak istiyor. Bale ve Halk Oyunları öğretmenleri bir nebze kanser oldular çocuklar yüzünden. Bu iki öğretmene bakarken kendi öğretmenliğimi de sorguladım. Mesela ben çocuklara en fazla " onu yaparsan küserim ama" diyorum. Küsmek bazen işe yarıyor, yani 2 dk küsüyorum, üzülüyorlar, ama küsüp dersi bitiriyorsam kapıdan çıkmadan unutuyorlar. Yani demek istediğim otorite konusunda pek iyi değilim. Ama diğer öğretmenlere göre beni daha çok sevdiklerini biliyorum.

Kendim de gayet geniş bir insan oldugumdan otoriter olsam ne olmasam ne diyorum, yeter ki beni sevsinler.

Neyse gösteri öğretmenlerin desteğiyle başarılı bir şekilde bitti. Ben de bir iki takılma dışında gayet iyi sundum. Sonra çocuklar velilere teslim edildi. Kulisten elinde lolipoplu 70 çocuk çıktı. Lolipopla bir çocuga herşey yaptırılabilir unutmayın :)

Küçük 5 yaş dans ederken kızlardan birinin büstiyeri göbeğine inmiş, üstsüz dans ediyordu, çok komikti. Ama onun umrunda değildi tabi :)

Bu hafta 6 yaşları mezun ediyoruz, kep atacaklar :) Gözlerimden bir damla yaş süzülebilir, emin değilim :)

Anaokulundaki yavrularımdan bu kadar bahsediyorum, çocugum olursa buraya kaka örneklerini bile koyarım, kendim de o potansiyeli görüyorum :)

11 Mart 2011 Cuma

Gubbay!


5 ay süren tam benlik deli işi anaokulu ingilizce öğretmenliğim bugün sona erdi. Pazartesi günü eski mesleğime dönüş yapıyorum. Bugün yavrucaklarımdan ayrılmak çok zor oldu ama. Bakıyım neler hatırlıyorlar diye bir sınav yaptım onları, hepsi pırıl pırıl, ne öğrettiysem akıllarında. Öğretmenliğin en tatmin edici yanı bu sanırım. Öğrettiğin şeyi öğrencinin alması ve unutmaması. İnşallah yavrucaklarım ileride beni de, öğrettiklerimi de hatırlarlar.

P.tesi günü iş hayatına geri dönüyorum. Bakalım özlemişmiyim merak ediyorum. Hafta içi iş hafta sonu okul, yakın zamanda bujilerim meme yapmazsa iyidir. Haziran sonuna kadar benden haber cıkmazsa bilin ki ölmüşümdür :)

Yavrucuklarımın Gubbay videosuyla ben de öğretmenliğe veda ediyorum, inşallah geri dönerim bir gün tekrardan.



6 Ekim 2010 Çarşamba

Zilleri Takıp Çıkı Çıkı Yapma Zamanı.

Bu yazıpta yayınlamadığım ki yayınlamazsam eğer 4. yazı olacak. Ama bunu yayınlarım sanırım.

Öncelikle part time anaokulu öğretmeni full time Kurt Cobain oldum ben. 4-5-6 yaşındaki veletler ve ben, müthiş karışım. Huni mi takarım zil mi pek bir fikrim yok. Yalnız Loreathan bana " çocuklar sana öğretmenim biz nasıl olduk? derlerse ne cevap vereceksin" diyene kadar hayat bana o kadar güzeldi ki. ama şimdi etrafımda kara bulutlar geziniyor. Resmen depresyon hırkamı giydim. Kafamda bir kaç cevap var ama hepsinin gereksiz sonuçları var. Mesela ;



- Evladım seni leylekler getirdi sıcak bir yaz gününde, sizin çatıda dinlenirken seni bacadan düşürdü. Annenler de aldı, besledi büyüttü.

* Şimdi zamane veletleri o kadar zeki ki ben ona leylek falan dersem korkuyorum bana ön sevişmeden anlatmaya başlar diye. Bu leylek hikayesini mesela ben belli bir yaşa kadar yemiştim. Ama şimdikiler de çok zor.

- Çocugum annenle baban birbirlerini çok seviyordu, sonra sen oldun desem?

* Çocukta bu sefer sınıftan hoşlandığı çocuktan çocugu olacağını düşünüp travma yaşamaz mı? Fiksasyonların allahını yaşatıp çocuga tüm aşk ve cinsel hayatıyla oynamaya gerek yok.

- Ben belli bi yaşımda mesela öpüşünce çocuk olduguna inanırdım. Mesela desem annenle baban öpüştü, sonra sen oldun?

* Bu da aslında annen baban birbirini sevdi, sen oldunla aynı kapıya cıkıyor. Ömrü boyunca çocuk dogum kontrolünü öpüşmeyerek yapmaya kalkacak sonra al başına belayı.

- Dürüst olsam, annenle baban sevişiyorlar sen uyuduktan sonra desem mesela? Bir de parmağımla gösterip "ehihih" diye gülsem?

* Bu son söylemek istediğim şeyden sonra çocuk değil anne-baba fiksasyon yaşayabilir, sonra gelip beni fiksleyebilirler. Bizim çocuk geceleri uyumuyor, tüm cinsel hayatımız bitti diye beni hırpalayabilirler. Sevişemeyen evli bir çift atom bombası kadar zararlı olabilir.

Hiçbiri olmuyor, peki ben bu çocuklara ne dicem? Akşam elektrikler kesikti çalışamadım desem orta çağdan beri mi siz de elektrikler yok derler valla.

Sayın Loreathan olmasa şu an evde " are you sleeping, are you sleeping, brother John" diye geziyordum. Ama şimdi, peki şimdi?

Burdan kendisine sevgilerimi iletiyorum, kendisinin bir çocugu oldugunda gizli gizli çocuga bu soruları aşılamamam için beni nasıl durduracağını merak ediyorum.

Evladım sor bakıyım Loreathan babana sen nasıl olmuşsun :)

Loreathan Baba mı? WTF?