Bugün herkesin gündeminde dün akşam maça giden ve stadı dolduran kadınlar vardı. Gündemi çok iyi takip etmedim, kimin maçı bilmiyorum, bir dakika beklerseniz Google karşime soracağım. Fenerbahçe maçıymış. Neyse çok önem arz etmiyor benim için.
Futbol ile gelin görümce gibiyiz, birbirimizi pek sevmeyiz. Şimdi 22 erkek bir topun peşinde geyiği yaparak sığlaşmak istemiyorum. Futbol izlemek bana hiç mi hiç keyif vermiyor. toplasan 2 kere heyecanla maç izlemişimdir, ikisi de Milli Takım maçıydı, ve yarı final gibi birşey oynuyorduk. Birini izlediğimde liseye gidiyordum, diğerini izlediğim de ise üniversiteyi yeni bitirmiştim. Arada bu kadar zaman olmasa bünyem kaldırmazdı zaten. Bazen etraftakilerin zoruyla maç izleme(me)ye giderim, herkes maça dönük otururken ben ters oturmayı tercih ederim. İçime sıkıntı basıyor çünkü.
Futbolu bu kadar itici buluyorum ama futboldan daha itici bulduğum başka bir şey var, o da; futbol izleyen ve yorum yapan kızlar.
O kızları görünce aduket çekmek istiyorum. O kadar uyuz oluyorum. Dün akşam iyi ki denk gelmemişim haberlerde vs. maça giden o kadar kadına. Tüm tüylerim diken diken olur, gece uyku tutmazdı beni.
Ofsayttan bahseden, penaltı konusunda direten kadın bana şişme bebek kadar yapay geliyor. Seksist bir söylem olabilir ama kadın ve futbol birbirleri için yaratılmamışlar. Ayrı dünyaların insanları gibiler sanki, bence öyleler.
O kadınların %90'ı oraya bedava diye gitmediyse ben de Nuran değilim. Nuran demişken aklıma çok komik bişi geldi. Onu anlatıp kaçıcam, zira futbol dedikçe bana bi'şeyler oluyor. Pinosh'la bir cumartesi gününü gezerek tozarak geçirip bize geldik, yemek yiyoruz. Pinosh bana göbek adın di mi Nuran? dedi, ben önce anlamadım, Nuran olayının nereden geldiğini anlatıyordum ki baktım Pinosh ciddi ciddi Nuran'ın benim 2. adım olduğunu düşünüyor. Nuran Aşure benim kullandığım nickimin Türk lokumu hali :) Pinosh gibi yanlış anlayan varsa diye söylüyorum.
Bu aralar fena halde Adele'e takmis durumdayim, albumu mukemmel. Benim favorilerim "Turning tables" ve "set fire to the rain". Ipodum bu albumde, ozellikle bu 2 sarkida takilmis durumda. Yeter lan demesine cok az kaldi. Siz de dinleyin sevin ama benden cok severseniz bir gece ansizin gelip evinizi atese verebilirim.
Ha bir de gecen gun Adele'in "Rolling in the deep" sarkisinin su cover'ini buldum, surekli bunu da dinliyorum. Adami degil ama o kizi istiyorum, o benim kizim olsun.
Dün akşam "Cuma yorgunluğu" tadında evde takılırken Uğur'un gazına gelip Ooze Venue'deki Kurban konserine gittik. Kurban'ı severim ama canlı hiç dinlememiştim. Ağzım açık kalmadı desem yalan söylerim. Davulcuları Burak bildiğin çoştukça çoştu. Ama farkettim ki adamlar yaşlanmış. İlk kurban albümü çıktığında ben ortaokuldaydım. albüm tüm okulda elden ele gezmişti o dönem. Herkesin dilinde "yalan" şarkısı, teyy teyy ne günlerdi.
Dün geceki konserden çıkardığım bazı sonuçlar oldu kendi adıma. Oncelikle hala yaz bitmemişken, hatta İzmir 35 derecede takılı kalmışken, kapalı bir mekanda konsere gitme. Ergen teri ve ucuz parfüm kokusu birleşince akıllara zarar bir koku oluyor.
Kurban gibi grupların konserleri ergençeker bir mekan oluyor, özellikle de genç ergenler için. O kadar ergene tahammül edemeyeceksen böyle yerlere gitmemek en iyisi bence.
Bu arada komik bir şey vardı dün geceye ait. Eski Ooze tüm rocker tayfanın, öğrencinin geldiği bir mekandı, yeni Ooze ise topuklu ayakkabılı ablaların ve beyaz gömlekli amcaların mekanı oldu. Burası hala bir rock bar ama. Kadın boya küpü gibi, elinde bir clutch, 20 pont topuklu ayakkabılarla Kurban Konserine gelmiş. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa cover'ında göbek atıyor. Mesela o mekana sürekli geliyor olabilirsin, eğleniyor olabilirsin, çünkü artık gruplar sürekli arabesk ve pop coverları yapıyor. Cuma akşamı dışarı çıkmak istemişte olabilirsin, ama baktın içeride Kurban konseri var gitmezsin. Bu adamların tarzı bana gelmez dersin.
Ama dememişler. Çok ilginç. Mesela benim sürekli gittiğim bir yere Yusuf Harputlu gelmiş olsa ben o gece gitmem, "Yusuf Harputlu ne yeaa" derim.
Bir de sahneye fırlayan kızlar sorunu var. 2 tane pampiş akşam sahneye atlayıp, seke seke Burak'ın yanına gittiler. Bu kızlar gotik değil, bu kızlar rocker değil, bu kızlar bildiğin düz kız. Daha yeni manikür-pedikür yaptırmış gibi koşuyorlardı davulcuya. "Öpüjeeem" diyor bir de adama. Iyyyggg herif ter içinde, ne öpücen ne sarılıcan ona. Neyse siz boşverin herşeyi, Kurban gelirse yakınınıza, gidin dinleyin. Hatta Deniz bira bile ısmarlıyor seyircilere :)
Tyra Banks kivamina gelmedigim yazlari ben yazdan saymiyorum. Bu sene tatile haftasonu kacamaklari ile baslayip 2 haftalik dev tatil ile yazi bitirdim. Once sevdicekle Marmaris, sonra maaile Kusadasi.
Kusadasi tatili boyunca pazartesi ise gidecegimi dusundukce karnima agrilar girdi. Uzun zamandir pazartesi sendromu yasamamistim. Bunyem kaldirmadi resmen. Bugun okulda 2. gunum. Asayisin yerinde olmasindan dolayi keyfim baya baya yerinde.
Tatil hic bitmesin mottoma dayanarak kurban bayrami icin plan yapiyorum. Yuce rabbim 9 gunluk tatili bize nasip eder yine insallaaaahhh :)
Ppllon organizasyon yazın bitimindeki hüznümüzü bir kısım olsun azaltmak, yaza dair son anımızı parlatmak için 31 Ağustos'ta Çeşme Fun Beach'te bizi Waldeck ve Bora Uzer ile çoşturacak.
Bayram bayram ağzımız tatlanmasın mı? Enerjiyi sonuna kadar depolayıp sonbahara "melabağ canım" demeyelim mi? Eee o zaman gelin, çünkü biz gidiyoruz :)