tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2011 Salı

Neler Oluyor Hayatta Bir de Su Ruya Gercek Olsa?

Tyra Banks kivamina gelmedigim yazlari ben yazdan saymiyorum. Bu sene tatile haftasonu kacamaklari ile baslayip 2 haftalik dev tatil ile yazi bitirdim. Once sevdicekle Marmaris, sonra maaile Kusadasi.

Kusadasi tatili boyunca pazartesi ise gidecegimi dusundukce karnima agrilar girdi. Uzun zamandir pazartesi sendromu yasamamistim. Bunyem kaldirmadi resmen. Bugun okulda 2. gunum. Asayisin yerinde olmasindan dolayi keyfim baya baya yerinde.

Tatil hic bitmesin mottoma dayanarak kurban bayrami icin plan yapiyorum. Yuce rabbim 9 gunluk tatili bize nasip eder yine insallaaaahhh :)

21 Nisan 2011 Perşembe

Her Kim Ki Züğürttür, Çok Eğlenir.

Yıl 2007. Yeni mezun oluyorum, hatta anlatacağım olay vuku bulduğunda mezun olmuştum. Madem 3-5 gün sonra çalışmaya başlayacağız, neden poposuna koyup rahvan gitmesini izlemiyoruz diye kendimizden geçmişiz. Sabaha şarapla uyanıp, geceyi rakıyla sonlandırıyoruz. Ne iş-güç kaygısı var bünyede, ne aşk meşk. Gelişine gelişine vuruyoruz. Havalarda süper. Malum Haziran. Dedik ki hadi Çeşmeye kamp yapmaya gidelim. Süper fikir, gidelim. 5-6 kişiyiz. Arabamız yok. Cebimizde 3-5 kuruş bişi var. Atladık otobüse gittik. Çeşme merkezde bir marketten alışveriş yaptık. Ama hayatınızda böyle denyo bir alışveriş görmemişsinizdir. Zaten paramız kısıtlı ama aldıklarımız şahane.

-Kaşar Peyniri ( sanırsın sabah Alfonso kahvaltı hazırlayacak)
- Mangal (Evet evet bildiğiniz mangal aldık)
- 5 şişe şarap (içmeye devam)
- 5 lt su ( bu suyu hem içmeye, hem duşa kullanıcaz 5-6 kişi 2 gün boyunca)
- Sucuk (mangal var ya sucuk yapıcaz, şarapla)
- Tavuk (Mangalda pişiricez)
-Mangal kömürü vs vs.

Resmen içimizde bir sefa pezevengi yaşıyormuş ve biz görmezden geliyormuşuz. Yüklendik aldıklarımızı, otostopla bi yerlere gidip kamp kurucaz. Hem yürüyoruz hem otostop çekiyoruz. Bildiğin Alaçatı'ya geldik. 5-6 kişi oluncada akıllı kimse bizi almıyor, bir de herkesin el kol dolu. Sonra bir yardımsever vatandaş aldı bizi, bıraktı bi yere. Bir koya indik yürüyerek. İnsanı bırak hayvan bile yok. O kadar ıssız. Ama her kim ki gençtir, maldır. Mangalı yaptık, şarapları içtik, herkes sızdı. Sabah güneş dikti mi bizi kargaların beslenme saatinde. Kalktık ölüyoruz ama. Resmen dağları delen, çölleri aşan Ferhat gibiyiz. "Su, su, bir yudum su" diye inliyoruz. 5 şişe şarap alırken "aaa kişi başı 1 şişe olsun yetmez sonra" diye sonrasını düşünen biz, 5 lt su ile tüm ihtiyacımızı nasıl gidereceğimizi düşündük hala hayretler içindeyim.

Su da zaten sıcaktan ısınmış imamın abdest suyuna sönmüş, içince içindeki alevi 10 kaplan gücüne çıkarıyor. Kalktık bari eppeklerimizin arasına kaşar peyniri koyalım da denize gidelim diye. Bizim kaşar sıcaktan olmuş mu haşat. Bildiğin katı halden sıvı hale dönmüş.

Baktık olmayacak, en yakın plaja gittik. Su alırken cimriyiz ama parası neyse verip plaja gireriz, öyle de denyoyuz.

2. geçe arabayla gelen bir arkadaşımız bizi başka bir koya götürdü, kumsal süperdi. Biz çoban salatasından mangalına kadar öyle bir masa donattık ki bizi gören Çeşmenin göbeğinde yazlığımız var sanar. ( Sanar mı Sanır mı?)

Çatlayana kadar yedik, yemediğimizi de mal gibi mangalda bıraktık. Gece de kurt inmedi mi bizim koya. Resmen çölde bir bedeviyiz, kutup ayıları sıraya geçti. Korkudan girdik çadırlara. Çadır dediğim şeyde uyku tulumundan hallice.

Gece ne olduğunu anlamadığımız garip bi'şey tekrar gelip dolandı çadırların etrafta. Biz den kanon halinde "yusuf yusuf" sesleri yükseliyor.

Sabah oldu, topladık pılımızı pırtımızı, otostopla Çeşme merkeze, oradan İzmir'e dönücez. 40 kişilik piknik ailesinin arabalarının kasasına bindik gidiyoruz.

Sonra bir arkadaşımız aradı, sevgilisiyle geliyormuş, bekleyin dedi. İndik kasadan, aldı bizi Alaçatı'daki Wind Surf merkezine götürdü. Kültür şokunun tillahını yaşadık. Daha dün sabah eppek arası kaşar yiyorduk. Şimdi ise surf izleyip biraz yudumluyorduk.

Ha bu arada amele gibi kıpkırmızı olmamızdan hiç bahsetmiyorum bile, o bu tatilin bonusu olmuştu. Ama çok eğlenmiştik lan.

27 Nisan 2010 Salı

Arkayı Dörtleyelim.

Omzumdaki dövmeme bir yenisini ekledim. Omzuma değil ama. Yenisini bileğime ekledim. O zaman bu cümleyi en baştan kurmalıyım. Omzumdaki dövmeye ek bir dövmeyi bileğime yaptırdım. Evet, böylesi daha iyi.



Geçen yıl İzmir'de Clean Ink Tattoo'da yaptırdığım, omzumdaki yıldız dövmelerini de düzelttirdim. Bu sefer Bodrum'da Ink Tattoo'da yaptırdım. Dükkan bizim sayılır, Zeynep'lerin. Benim ismimi verin yeter yani. Bu halini daha çok begendim. Ablam " ne o keko gibi her yanın dövme" dedi, ben de ona "skandal" dedim.


Bence keko olmadı. Bilakis, bi saniye, bilakis süper oldu. İlk defa bilakis diyorum, heyecanımı maruz görün.

Neyse, dini ve resmi bayramların şu an en hoşuma giden yanı resmen resmi tatil olması, önümüzdeki 2 yıl 23 Nisan hafta sonuna denk geliyor, herkes sıgınaklara.

Bu arada benim ve anemin hiç unutamadığı bir 23 nisan anımız vardır. İlkokuldayım, çünkü mavi önlüğüm vardı, 23 Nisan'a katılıyoruz. Annem katılmıyor ben katılıyorum. Nasıl ve neden hatırlamıyorum, inadımdan olabilir, sabah hazırlanamamış olabilirim, herşey olabilir. Mavi önlüğün altına kırmızı tayt giymişim. Tek giyen benim. Herkeste beyaz dantelli çoraplar. Neden kırmızı tayt ve neden o gün, onu da hatırlamıyorum. Resmen binlerce çocugun arasında seçiliyorum. "Melabağğ Canım" gibiyim. Annemi hatırlamıyorum ama teyzemin şokunu hatırlıyorum. Annen seni nasıl böyle yolladı diyor, ama annem mi yolladı onu da hatırlamıyorum.

Allahım ilkokul benim için resmen karanlık bir geçmiş, her açışımda embsil bir anım çıkıyor. Neyseki geçen yıllar bana çok iyi davranmış, gitmiş o embesillik, yada gitmemiş mi? Hemen bir tarama yapalım böyle bir anım var mı?

Bu arada dün bir video izledim, Zeynep sayesinde. Bodrum'da 23 Nisan şenliği. 6 yaşındaki veletler tango yapıyor, ama küçük kız partnerine trip attığı için tangoyu bırakıyor. Resmen kızın büyüyünce ne olacağını gördüm o videoda. Hayatı boyunca bir erkeğe hayatı zindan edecek.



Dövmeden girip trip atan veletten çıkabilecek tek insan benim.Öperim.

25 Aralık 2009 Cuma

Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine.

Yatcam Kalkcam yatcam kalkcam İzmir, bir daha yatcam kalkcam mesai başlayacak. Koskoca izin bitti gitti.

Ağlasam sesimi duyar mısınız bloggerlar, hüznüm başıma vurdu. Çok duygusalım lan.

17 Aralık 2009 Perşembe

İzin Günlüğü vol. I

Yıllık iznimin 2. bölümü yarın saat 18.00 itibariyle başlıyor. Dolu dolu bir program beni bekliyor yine.

- Yarın 20.50 uçağıyla İstanbul'a gidiyorum. 2 gün bilemedin 3 gün İstanbul'dayım. Cumartesi gününü tümüyle ablama ayırdım. O beni peşinden nereye sürüklerse oraya gideceğim :) Akşam J&B Start a Party'de boy göstericez.
- Pazar gününü İstanbul'da yaşayan ne zamandır göremedim arkadaşlarımla geçirmeyi planlıyorum, arada bir de hiç görmediğim banyosuyu hanım olacak, inşallah :) İkimizi bir arada görmek isteyen olursa, bekleriz efendim. Belki bir de yancı olarak boğaz turuna katılabilirim, kısmet.

- Pazartesi planlarda bir deişiklik olmazsa "home sweet home" diyerek annemin kollarına atıcam kendimi. Gerisi ise Anne Sultanımın isteklerine göre şekillenecek. Şu an kesin olan 2 planımız var aslında, Miski'yi yeşillikler arasındaki evinde ziyaret etmek ve ziyafetine konuk olmak, hamam sefası yapmak.

- Hafta içi önce dişçiyle sonra KBB ile görüşmem olacak, dişçi kısmı değil ama diğer kısmı beni çok heyecanlandırıyor. Bakalım ne çıkacak.

Bol bol yayacağımdan hiç ama hiç şüpheniz olmasın.

Nuran the Nazar etme ne olur çalış seninde olur diyen kız.






27 Ağustos 2009 Perşembe

NeKodunLanKafana

"Çoşumcu izdüşümlerin bohemik ve rapsodik yansımalarını içimde hissettiğim bir gün."

ya da

" Arpam fazla geldi lan."


Sonuç aynı.

Yazar olsam çok tırt bir yazar olurdum heralde. "İçime gir ama sigaranı söndürme" yerine "içmesene lan şu zıkkımı" gibi cümleler kaçardı ağzımdan. Ama yazar oldugum için ağzımdan kaçan okuyucuyu pek ilgilendirmezdi. Daktilomun tuşlarından ipeksi dokunuşlarımla kayıp giden kar taneleri okuyucuyu ilgilendirirdi kesin.
Altta bu kayda yönelik etiketler için "scooter'lar, tatil, sonbahar" vermiş. O zaman emeğe saygı mantığı ile bu bağlamda bir yazı yazmaya çalışacağım. Scooter değil de Vespa'm olsun isterim. (Vespa vs. Haspa) Ya da ne biliyim bisiklet bile olur bisan, bianchi, bmx. Tatille ilgili söylemek istediğim tek bir şey var. 3 ay tatil yapan öğretmenler, I hate you. Eylül diye bir kitap okumuştum küçükken, Mehmet Rauf'tu sanırım. Hayatımda ilk defa bir kitaba ait hiçbir ayrıntı yok aklımda. Aşk meşk durumları vardı sanırım kitapta ama o bile net değil.
Bunların hepsinin suçu bu havalar, beni bu havalar mahvetti. ( gönderme dediğin böyle olur, böyle olur.)
Zihnim gene errör veriyor, mavi ekrana çeyrek kala durumundayım. Yeni klavye geldi bana, yumuşacık tuşları var, yazışırken çatturu çutturu ses çıkarmıyor, ama baya ufak harfleri, alışamadım hala. Nazk parmaklarım garip kelimelere mahal veriyor yazı yazarken.
Sayısalda bir ilk: 3 tutturdum. Gaza gelip gittim tam kupon oynadım. Cumartesiyi bekliyorum gözlerim kapalı. ( bak bak bak)
Haftaya yüksek lisans mülakatı var, çok afilli cümleler hazırladım. Bohem, rapsodi, izdüşüm, janra gibi tipitoş kelimelerden oluşan bir konuşma yapacağım. Tutmazsa tüm çevirilerinizi yaparım abilerim, ablalarım diyeceğim. Sığ bir tavırla şu an tek derdim ne giyeceğim >:)

Bu ne kafası diyenlere, çok fena metal kafası.



Cheers.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Tatil Kekosu


Karpuz kabuğu denize düştü mü anlarım ki paçalı donumu alıp sahillere inme vaktim gelmiştir. Tatlı su olur tuzlu su olur, hiç farketmez. Bir anda su kekosu olabilirim. Tek amacım 3 ton koyu renge ulaşabilmek, kadife sesli çikolata renkli keko olmak.
Havalar ısındı, başlıyorum planlarımı yapmaya. Yazlığı, oteli, pansiyonu olan tanıdıklarımın listesini çıkarıyorum. Sonra başlıyorum erkenden arayı ısıtma turlarına.

- Cemşit abi nasılsın ya? Uzun zaman oldu görüşmeyeli, hafta sonu ......'a geliyoruz, sanada bir uğrayalım dedik, uyar mı?

Uyarsa eğer hemen atlarım otobüse giderim Cemşit abilere. Sabah kalkarım kahvaltıyı eder etmez atarım kendimi kumsala, yayarım kendimi akşama kadar. Her gün Obama'ya daha da yakınlaşırım. Bu yaz içinde aynı planlar ve duygular içindeyim.

Önce Kabak'a gidip 1 hafta yayacağım, ardından bir Gümüldür yayışı var, sonrası da listeye göre değişecek.Varsa yazlığı, bağı bahçesi olan bir zahmet ulaşsın bana, gelirim kalırım, iyi bir misafirim, sabah çıkarım akşam dönerim.

Ha benim koçlarıma.


Photo.