4 Şubat 2011 Cuma

Kim Öldü Şimdi?

2.5 yıl önce ananemin ölümünü hatırlıyorum. Beklenen, belki de zamanı gelmiş bir ölümdü. Ölüm nasıl olursa olsun üzüyor ama. Ne zaman, kime ya da nasıl gelirse gelsin. Saç kremiyle bantlanıp satılan şampuan gibi ölümde üzüntüyle bantlanıp geliyor. Ben almıyım diyemiyorsun nedense. 1 alana 1 bedavalara alışkınız çünkü.

Yersiz ve zamansız ölümlerin promosyonu üzüntüler daha büyük oluyor ama. Beklemiyorsun çünkü, hazırlamıyorsun kendini. Defne Joy Foster'ın ölümü gibi. "Hayat hesap yapılacak kadar uzun" demişti pazar günü yayınlanan bir röportajında. Eminim hayatın bu kadar kısa olduğuna kendi bile inanamamıştır, hazırlamamıştır kendini. Bu cümleleri kurarken insan yanaştırır mı yanına bu promosyonlu ölümü? Düşünür mü acaba bu cümleyi kurduktan 3 gün sonra bitecek herşey. Bırakıp gidicek hayatında ne varsa. Çünkü hayat uzun değil. Ama biliyorum ki söylediğine kendisi bile inanmamıştı. Çocugunun büyüdüğünü hayal etmişti, gideceği okulları, seveceği kadınları hayal etmişti. Hayat uzun değil dese de kısa yoldan bırakıp gider miydi acaba küçücük oğlunu? O gece öleceğini bilseydi, hayatının bu kadar kısa olacağını bilseydi, son kez bebeğini görmek, onun kokusunda nefesinin kesilmesini istemez miydi?

Benim çocugum yok. Benim 5 yıldır beraber oldugum ve "mevlana gibi adam" dediğim bir eşim de yok. Bu kadar uzakken bile anlayabiliyorum, anlamaya çalışabiliyorum yaşananları. Hataları, yapmasaydın be kadın denilen şeyleri ben de görüyorum. Evet herkes görüyor. Ama söylemiyor. Söylememesi gerekiyor çünkü.

Hangimiz bir taziye evine gidipte "rahmetli de su testisi gibiydi, su yolunda da kırıldı" diyebiliyoruz? Diyemiyoruz, demiyoruz. Ne olursa olsun susuyoruz. Kocasına saygıdan, herşeyi geçip minicik oğluna saygıdan susuyoruz. 25 yaşındayım ve susmam gerektiğini biliyorum.

Aldatmış mı aldatılmış mı? Tüm günahı kendi boynuna asılı, yıkanıp sarıldı ve onunla gitti zaten. Kime ne demek düşer? Kocası dimdik cenazesinin başında dururken, sevdiği kadına sahip çıkarken, onun ne yaptığını, nerede vefat ettiğini umursamazken, sadece onu kaybetmenin, oğlunun ve kendisinin hayatlarında açılan boşluğun üzüntüsünü yaşarken, kime laf düşer?

Söyliyim mi? Hiç birimize.

Kime, ne mi düşüyor?

Hıncal Uluç'a BOK yemek düşüyor.


14 yorum:

Cocorosie dedi ki...

ağzına sağlık..

pinksatellite dedi ki...

katılmamak elde değil, dediğin gibi bok yemek düşüyor hılcaluluça. fularını yutturmak lazım..

MiskinKek dedi ki...

Hıncal "dede" artık bıraksın yazı yazmayı, yakışmıyor zira. Salatalık yesin, muhallebi yapsın filan.

Yazık aldığı paraya. Hakketen çok yazık.

noraashira dedi ki...

Mis gibi, sadece aldığı paraya değil, oksijene de yazık

noraashira dedi ki...

Cocorosie teşekkürler, keşke gerek kalmasaydı bu cümlelere

pembe fuları iyice sıkmak lazım, kökten çözüm.

watashi wa sinem dedi ki...

hıncal dedenin bu yazısından sonra benim de kafamda bi soru belirdi... acaba hıncal'ın testisi hangi tazenin yolunda kırılacak ? namus onur sadece kadınların hanesinde mi bonus topluyor? çok yazık...

noraashira dedi ki...

Simone'cim o zaman o kerata olur, kadın testi olur

Unknown dedi ki...

Sabahtan beri aklı başında insanlar,
''insanlar'' bu mevzu yüzünden gerim gerim gerildi, sinirleri hopladı.
Ölüm tabii ki kimseyi aklamıyor ama bitti gitti işte.
Hıncal ağır vakaydı biliyorduk ama ya 'adam haklı beyler' diyenler?
Yanyana çalıştığımız iş arkadaşımız,
alt komşumuz belki ağbimiz, ya da kız kardeşimiz bu insanlar.
Hıncal ağır vakaydı evet ama bu ülkedeki insanların o skilesi ağızlarını büzmeleri gerek artık biraz.

noraashira dedi ki...

Banyocum senin taşı gediğine koymanı seviyorum.

dwarfwaves dedi ki...

noracım,hıncal'ı okumadım.ki ne yazdığı pek de şeyimde değil...ama senin yazdıklarından yola çıkarak hayra yormamış ağzi gibi yavşak parmaklarını...kimin ne zaman öleceği bilinmez evet,lakin bir ayağı çukura meyletmiş bir insanin, ölünün ardindan atılıp tutulmaması gerektiğini herkesten iyi bilmesi gerekir..ölüm zaten çok acı,anlamsız eşelemelerin lüzumu yok...

dwarfwaves dedi ki...

hıncal'ın yazısını yine de okudum..evine temizliğe gelen fatoş'u,televizyondan uzak naif hayatını..madem yargılayıci bir tutumla yaklaşmış ve empati kurmuş kocayla,elalemin karısına göz diken (sanem'in kardeşı)yeğen kerem'e de döşeyen bir yazı yazsın...ahlak abidem.adalet timsalim hincalım...

noraashira dedi ki...

Dwarf'cım kendisinin de bir su yolunda paramparça olmasını umuyorum ben

İrma dedi ki...

aynen hınçal uluça bok yemek düşer
ha bi de şu var dinime küfreden müslüman osla bari derler ya bu sözü hıncal için sölemiş olmalılar

noraashira dedi ki...

İrma'cım kendinden 50 yaş küçük kızlarla gezen bendim ya, bizden daha namuslu oldu amca.