Yıl 2007. Yeni mezun oluyorum, hatta anlatacağım olay vuku bulduğunda mezun olmuştum. Madem 3-5 gün sonra çalışmaya başlayacağız, neden poposuna koyup rahvan gitmesini izlemiyoruz diye kendimizden geçmişiz. Sabaha şarapla uyanıp, geceyi rakıyla sonlandırıyoruz. Ne iş-güç kaygısı var bünyede, ne aşk meşk. Gelişine gelişine vuruyoruz. Havalarda süper. Malum Haziran. Dedik ki hadi Çeşmeye kamp yapmaya gidelim. Süper fikir, gidelim. 5-6 kişiyiz. Arabamız yok. Cebimizde 3-5 kuruş bişi var. Atladık otobüse gittik. Çeşme merkezde bir marketten alışveriş yaptık. Ama hayatınızda böyle denyo bir alışveriş görmemişsinizdir. Zaten paramız kısıtlı ama aldıklarımız şahane.
-Kaşar Peyniri ( sanırsın sabah Alfonso kahvaltı hazırlayacak)
- Mangal (Evet evet bildiğiniz mangal aldık)
- 5 şişe şarap (içmeye devam)
- 5 lt su ( bu suyu hem içmeye, hem duşa kullanıcaz 5-6 kişi 2 gün boyunca)
- Sucuk (mangal var ya sucuk yapıcaz, şarapla)
- Tavuk (Mangalda pişiricez)
-Mangal kömürü vs vs.
Resmen içimizde bir sefa pezevengi yaşıyormuş ve biz görmezden geliyormuşuz. Yüklendik aldıklarımızı, otostopla bi yerlere gidip kamp kurucaz. Hem yürüyoruz hem otostop çekiyoruz. Bildiğin Alaçatı'ya geldik. 5-6 kişi oluncada akıllı kimse bizi almıyor, bir de herkesin el kol dolu. Sonra bir yardımsever vatandaş aldı bizi, bıraktı bi yere. Bir koya indik yürüyerek. İnsanı bırak hayvan bile yok. O kadar ıssız. Ama her kim ki gençtir, maldır. Mangalı yaptık, şarapları içtik, herkes sızdı. Sabah güneş dikti mi bizi kargaların beslenme saatinde. Kalktık ölüyoruz ama. Resmen dağları delen, çölleri aşan Ferhat gibiyiz. "Su, su, bir yudum su" diye inliyoruz. 5 şişe şarap alırken "aaa kişi başı 1 şişe olsun yetmez sonra" diye sonrasını düşünen biz, 5 lt su ile tüm ihtiyacımızı nasıl gidereceğimizi düşündük hala hayretler içindeyim.
Su da zaten sıcaktan ısınmış imamın abdest suyuna sönmüş, içince içindeki alevi 10 kaplan gücüne çıkarıyor. Kalktık bari eppeklerimizin arasına kaşar peyniri koyalım da denize gidelim diye. Bizim kaşar sıcaktan olmuş mu haşat. Bildiğin katı halden sıvı hale dönmüş.
Baktık olmayacak, en yakın plaja gittik. Su alırken cimriyiz ama parası neyse verip plaja gireriz, öyle de denyoyuz.
2. geçe arabayla gelen bir arkadaşımız bizi başka bir koya götürdü, kumsal süperdi. Biz çoban salatasından mangalına kadar öyle bir masa donattık ki bizi gören Çeşmenin göbeğinde yazlığımız var sanar. ( Sanar mı Sanır mı?)
Çatlayana kadar yedik, yemediğimizi de mal gibi mangalda bıraktık. Gece de kurt inmedi mi bizim koya. Resmen çölde bir bedeviyiz, kutup ayıları sıraya geçti. Korkudan girdik çadırlara. Çadır dediğim şeyde uyku tulumundan hallice.
Gece ne olduğunu anlamadığımız garip bi'şey tekrar gelip dolandı çadırların etrafta. Biz den kanon halinde "yusuf yusuf" sesleri yükseliyor.
Sabah oldu, topladık pılımızı pırtımızı, otostopla Çeşme merkeze, oradan İzmir'e dönücez. 40 kişilik piknik ailesinin arabalarının kasasına bindik gidiyoruz.
Sonra bir arkadaşımız aradı, sevgilisiyle geliyormuş, bekleyin dedi. İndik kasadan, aldı bizi Alaçatı'daki Wind Surf merkezine götürdü. Kültür şokunun tillahını yaşadık. Daha dün sabah eppek arası kaşar yiyorduk. Şimdi ise surf izleyip biraz yudumluyorduk.
Ha bu arada amele gibi kıpkırmızı olmamızdan hiç bahsetmiyorum bile, o bu tatilin bonusu olmuştu. Ama çok eğlenmiştik lan.

2 yorum:
aoahaOha yarıldım resmen nora, gençlikte yapılan denyoluğun haddi hesabı yok. ben de buna benzer olayı son senemde roka'da yaşamıştım g.tüme baka baka dönmüştüm 2.gün. ahaha şu wind surf olayı tam bomba olmuş :D
mar o günleri çok özlüyorum, her kim ki öğrencidir bu dünyanın kralıdır.
Yorum Gönder