alkol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alkol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2010 Perşembe

Alkol Tüm Kötülüklerin Anasıdır, Bacısıdır.

Uzun bir aradan sonra dün akşam 2 duble rakı içtim. Alkolle aramıza giren kara kedileri bilmeyen yoktur sanırım. İçmez olaydım keşke. Dünya'ya bir meteor çarpsaydı da o rakı bardağı elimden düşeydi keşke.
Şimdi böyle bir giriş yapınca herkes sarhoş oldum, tüm gece kustum falan diye düşünmüştür. Keşke kussaydım, keşke içimdeki tüm pisliği atsaydım. Ama daha fenası.

Rüya gördüm. Hala etkisindeyim inanın. Sabahtan beri aynada kendime bakıp yüzüme tüküresim geliyor. Freud'a içten içe bela okuyorum. Bilinçaltı falan diyorsun bunlar hep zırvalık Freud efendi deyip yüzüne okkalı bir tokat atasım geliyor.

Neyse rüyaya gelelim. Farkettiyseniz lafı dolandırıp gelmiyorum. O anlara tekrar dönmek istemiyorum.

Rüyamda Demet Akalın'ın evindeydim. Kadına pipisi çıkacak, bıyığı var diye giydirdim Allah cezamı verdi. Nasıl rüküş bir ev anlatamam. Her yerde otrişler, güller, böcekler. Ama hakkını yemeyeyim plazmanın üzerinde dantel örtü yoktı, kontrol ettim. Demet Akalın'ın kocası kim peki? Off Allahım 2 duble beni nasıl maymun etti.

Manga'nın solisti. Adı Ferhat mı Ferhan mı bilemedim. Durun bir google yapayım. Ferman'mış adamın ismi. O da Demet'in kocasıydı. Yine üzerinde o garip ceketlerden var. Ama adamdaki nasıl bir apaçiliktir. Ya da bana rüyamda öyle geldi bilmiyorum. Kafam güzeldi herhalde.


Neyse buraya kadar gayet magazinsel bir rüya. Normal herşey. Asıl bomba geliyor. Ben de Ferman apaçisiyle aşk yaşıyormuşum. Şu an bütün tüylerim diken diken. Demet ekstraya falan gidiyor ki bunu şimdi uydurdum. Bilmiyorum nereye gidiyor ama ortada olmuyordu. Ben Ferman'la stüdyoya falan gidiyorum. Geziyorum. Elele çayırlarda koşuyorum.

Peki bundan daha kötüsü olabilir mi? Olur. Ferman'la arkadaşlarının ama erkek arkadaşlarını öğrenci evine gidiyoruz. Yani rüyamın büyük kısmı orada geçiyor. Pis, dağınık, her yerde kültablalarının oldugu erkek öğrenci evi.

Neyseki telefonumun alarmı çaldı da bu eziyetten kurtuldum. Yoksa erkek öğrenci evinden sonra kendimi rüyada asabilirdim.

Freud yaşasa şu an "yemişim psikoanalizi, eğlen çoş işte kiboş" derdi kesin.



5 Şubat 2009 Perşembe

Ne İçtin Kafan Bu Kadar Güzel

Dün akşam ben, ilknur, zeynep, gökçe, özlem alsancaktaydık. Cine cafe'de süper yemeklerimizi yedik, soğuk biralarımızı içtik keyifle. Sonrasında Boombox'a gittik. Telepotik denen soldaki grup vardı sahnede. Ne zamandır merak ettiğim bir gruptu. Grup Pin-up'ın eski vokali ve repertuar köpeklerinin eski elemanlarından oluşuyor. Tipler gözleri rahatsız ediyor ama kulakların pasını siliyor. Ayşe'nin sesi gayet iyi, şarkı seçimleri de zira. Buraya kadar herşey gayet normal değil mi? Grup, müzik, dans, kız kıza, gece.
Ama bu normalliği bozan 2 kız vardı. Biri yan masamızda oturan, sürekli elinde bir top varmış gibi dans eden, gubidik bir kızdı. Kız gecenin ilerleyen saatlerinde masanın yanındaki direğe striptizci edasıyla sarıldı, orda benim devreler yandı. Diğer kız ise, gecenin başında kendindeki potansiyeli bana hissettiren ama dimağmın alamayacağı noktalara kadar gidebilen bir kızdı. Kız gecenin başında yanımızdaki duvarın dibine çöküp "na nanan nanan" diye telefonda şarkı söylemeye başlamıştı. Kalkıp yanımızdan giderken de "nasıl damardan çakmıştık o zaman" dedi ve benim gözler bildiğin yuvalarından fırladı. Ama bunlar birşey değilmiş. Grup programa başlayınca kız meydana çıktı. En önde tek başına lirik danslara başladı. Dünya umrunda değildi resmen. Sanki biz ayrı mekandaydık o ayrı mekandaydı. Sonra bu iki tehlikeli kız bir araya geldi. O an bir ışık gördüm, "gel gel gel" diyordu bana : )
Şaka bir yana, bende zamanında ( yaşlandım sanırım) süper takılmışımdır, deli gibi dans etmişimdir ama bu bambaşka birşeydi. Tüm gözlerin üzerimde olacağını tahmin ettiğim hareketlerden kaçınırım. Utanırım ben ya. Ama o kızların kesin balatalar yanmış, bujiler meme yapmıştı. Kıza gidip "ne içtin bir söyle" demek geçti içimden.
Demedim tabi banane. Ama üzülüyorum böyle ziyan kişilere. Alkolün bokunu çıkarmayı anlıyorum ama gerisine hiç gerek yok bence.
Mesajımız neymiş : eğlen çoş işte kiboş.

Bu arada Telepotik'in elemanları ne öyle ya. Hepsi insan çirkini resmen. Özlem kızıyor bunu deyince ama "çok çirkinler" olm.