15 Mart 2010 Pazartesi

Allegra'nde Allegra'nde Danışmadan Bekleniyorsunuz.

Ne zamandır deli gibi kaset çanta istediğimi etrafımdakiler biliyor. Hatta Sayın The NewMommy Allegra'nde bana " sen çantayı al, 10 tl'si benden" deyip bir el atmıştı. Ama sanırım gerek kalmadı. By H-E-H yeni bir hediye çekilişi yapıyor. Bu çekilişte 3 adet kaset çanta veriyor. Biri benim olsun nolur nolur nolurrrrr diye annemin eteğine yapışsam kesin benim olmuştu, ama bu şımarıklık heryerde geçmiyor. Neyse Allegra'nde'yi danışmaya çağırdım. Ortak çalışmamızla bu çanta benim olsun istiyorum. İhaleye fesat karıştırayım diyorum. Ya da kaset çantası olan ama benimde olsun isteyen herkes benim adıma bu çekilişe katılsın. O çanta benim olacak yoksa yakarım buraları.

Skiiii Skiiii

Saçlarıyla başı belada olan ve pazar gününü evde geçirmeye karar veren ben, dün kalkar kalkmaz saçıma bakım yağı sürdüm. Kahvaltı yapana kadar yağ saçımda durur, sonra duş alırım diye düşündüm. Ama İzmir Belediyesi benimle aynı şeyi düşünmemiş ki kahvaltıyı hazırlarken sular gitti.

İzmir'de yaşayan çoğu kişi gibi ben de bu kesintilere alışkınım. Yazın ortasında insanlar 3-4 gün susuz bırakabilen bir belediyeye sahibiz. İşin garibi bunu hiçbir bilgi vermeden yapabiliyorlar. Dün olaya bu kadar ümitsiz yaklaşmadım tabi. Gelir 1-2 saate dedim. Hava outdoor aktivitelere izin vermediği için akşamüstü annemlerle sinemaya gidecektik. O saate kadar 100 kere banyo yaparım diye düşünüp yaydıkça yaydım. Ama saatler geçtikçe kafam kaşınmaya, kafam kaşındıkça kıllanmaya başladım.


En sonunda 185 Alo Hemşehri Hattını aradım. Evet İzmir'de böyle bir hat var. Buyur Hemşehrim diye pos bıyıklı bir amca açıyor telefonu. En azından ben öyle olmasını umuyorum. Pos bıyıklı amca bana suların salı gününe kadar olmadıgını söyledi. Adamı pos bıyıklı haya etmesem telefonda WTF??? diyebilirdim. Kaldım mı kafada bakım yağıyla. Mazharı aradım hamam tasımı alıp size gelicem banyo yapmaya diye. Banyoyu geçtim saçımı bitlenmeden yıkasam o bile bana yeterdi. Mazhar 10 dk gevrek gevrek güldü.
Sonra başka bir arkadaşımı aradım, onun evi bize daha yakın diye. "Müsaitseniz size banyoya gelicem" gibi garip cümleler kurdum. Onlarda aynı dertten muzdarip, kutupta yaz gibi kalmışlar ortada.

Son çare olarak, evde hangi yüzyılda doldurulup balkona kondugu belli olmayan damacanadaki suyla saçımı yıkadık. Neyseki bakım yağı işe yaradı, saçlarım bukle bukle, hem de yumuşacık.

Neyse bu yazı aslında eğlenceli bir yazı değil. Olmaması gerekiyor en azından. Resmen 90'ların Levent Kırca'sı gibi kaldım yağlı saçımla ortada. Skiii Skiiii banyoda köpüklü kaldım gel kurtar beni gibi gereksiz espriler yaptım.

Yıl 2010. Havada uçan arabalar, ışınlama yok ama su kesintisi var. Hem de 1-2 saat değil, bildiğiniz 3 gün. İsyanım yaradana değil bizzat belediyeye.

11 Mart 2010 Perşembe

Eyyvah Eyvah (2010)

Çanakkale Geyikli'de ninesi ve dedesi ile yaşayan Keşanlı Hüseyin ( onlara göre Üseyin) hem klarnetine hem de hemşire Müjgan'a aşıktır. Hayatını bunlarla geçirirken bir gün babasının aslında ölmediğini öğrenmesiyle yolu İstanbul'a düşer. İstanbul'da ona Firuzan isimli bir bar şakısıcı sahip çıkıp yardım edecektir. Ama talihsizlikler Hüseyin'in peşini bırakmayacaktır.



Başrollerinde Ata Demirer ve Demet Akbağ'ın oynadığı Eyyvah Eyvah doyasıya güldürüyor ve asla düşündürmüyor. Ata Demirer'in ablak ifadelerini herkes bilir. Filmde de bolca maruz kaldıgımız bu ifadeler beni çok güldürdü. Film boyunca klarnet sesi kulaklarımızdan eksik olmadı.

Bu arada Demet Akbağ sana laflar hazırladım. O nasıl taş gibiliktir öyle, kaç yaşındasın sen. İnsanda hiç mi selülit olmaz. Maşallah diyorum.



Normalde sinemaya gidip belki de izlemezdim bu filmi ama annecik-babacık burda olunca. Onlarla ortak bir film olsun, bunu izleyelim dedik. Bol kahkahalı bir akşam geçirdik.

Eğer sizde koltuğa yaslanıp, herşeyi unutup kahkaha atmak istiyorsanız, buyrun gidin :)

8 Mart 2010 Pazartesi

Cinsiyetimi Kaybettim, Hükümsüzdür.

8 Mart 2010.

Bütün sosyal iletişim ağlarında, gazetelerde, dergilerde, mağazalarda bugün gördüğünüz şey aynıdır.

"Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun"

Kaçımız kadınlar gününün çıkış noktasını biliyoruz. Kapitalist dünyada bir nevi pazarlama aleti haline gelmiş kadınlar günü 1800'lerde ağır şartlarda çalışan Kadın tekstil işçilerinin greve gittikleri için fabrikaya kilitlenmesinin ve fabrikada çıkan yangından kurtulamamalarının yıldönümü aslında. Amaçtan çok uzaklaşmış sayılmayız aslında geçen onca yıldan sonra. Kadınlar Günü. Kadınlar için daha çok özgürlük ve eşitlik hepimizin isteği.

Peki kadına "kadın" denilemeyen / denmeyen bir ülkede kadınlar günü kutlamak ne kadar ironik? Kadın değiliz hiçbirimiz, bayanız aslında. Utanıyoruz kendimize kadın demekten. Korkuyoruz anlamından, tonlamasından.

Daha kendimize kadın diyemezken neyi kutluyoruz, neyin hakkını istiyoruz biz. Eşitlik diyoruz, özgürlük diyoruz, ama tamamen boşa konuşuyoruz.

Cinsiyetlerimizden, bizi birbirimizden ayıran etiketlerimizden sıyrıldığımızda, ya da bu cinsiyetlerin sadece bizi biyolojik olarak ayırdıgının farkına vardığımızda özgürleşeceğiz, eşitleneceğiz.

Bir kadın olarak, bugün tek isteğim kadın-erkek ayrımını ortadan kaldırıp insan olabilmemiz.


Mor ve Ötesi - Ayıp Olmaz mı?

4 Mart 2010 Perşembe

Temizlik Neferi

Bir anne-babanın ki anne titiz bir insansa bilmesi gereken en önemli şey, yalnız yaşayan çocuguna süpriz ziyaretler yapmaması gerektiğidir. Haa yanılıp yenilip yaparsa da farelerin kolbastı oynadığı bir mutfağı, dağınık bir evi bulması kaçınılmazdır.

Aydın havası ortada 2 dönüp kenara geçmem gerekirse, annem ve babam bana süpriz bir ziyaret planlamışlar. Ama ablamın durumdan habersiz "pazar annemlere gidemiyorum, sana gelebilirler, arasana annemi" maili ile süpriz bir anda benim için kabusa dönüştü.

Ev berbat durumda ki uzun zamandır kendisini pansiyon olarak kullanıyoruz. Ben de elimdeki kısa zamanı pratik bir çözümle değerlendirmek istedim ve bir temizlikçi kadın ayarlamaya karar verdim. 100 kişiye sordum ve 1 popüler, titiz ve güvenilir kadın aradım. Ama bu sektör bildiğiniz karaborsaymış, dipsiz kuyuymuş. Bilemedim. Peynir ekmek gibi kapışılan temizlikçi kadınlar nasıl kıymetliymiş oysa ki. Bilsem zamanında bir adet edinirdim.


10 ayrı kadını aradım, 100 kişiye haber saldım. Bütün kadınlar dolu. Devlet dairesi gibi 6 ay sonrasına gün veren kadınlar bile var. Boş günü var mı diye sormaya gittiğimiz bir kadın, boş günü olmayınca kardeşini aradı, onda da boş gün olmayınca eltisini aradı. Zincir kurmuşlar resmen. Bir nevi aile şirketi.

Bu kadar kapışıldıklarına bakan bedavaya eve geliyorlar sanır, hiç öyle değil valla. Fiyatlar 60-80 Tl arasında oynuyor, fiyat skalası neye göre çiziliyor bilmiyorum.

Bu kadar çabadan sonra sabah elti geldi en sonunda. Elti de ne garip bir laftır. Aynı eltim :) Eminim ki annem o kadının yaptıgını da begenmeyecek, tambi cif balerin gibi evi pırıl pırıl edecek ama en azından edeceği laf oranını biraz düşürdüm bu şekilde.

Cuma akşamından itibaren anne kucağı-baba sıcağı modundayım. Gelsin sarmalar, börekler...


Dolce Vitaaaa, Calipso ruhu çok fena.




2 Mart 2010 Salı

Kontör At Ezel'im Kontör At Bana

- İnsanların bitter çikolata sevmediği bir dünyada daha fazla yaşamak istemiyorum, elveda hayat. Böyle bir intihar notu yazıp göçsem bu dünyadan eminim kimse sense of humour'ımı takdir etmez, cesedimi yerde bırakır.

- Kıskananlar olabilir biliyorum ama benim suçum mu İzmir'e yazı erken getirmek. Gelene git gidene kal demek yazmaz bizim kitabımızda.

- Ev arkadaşımın kardeşi ile hangimizin eli daha bebeksi yarışması yapıyoruz. Galiba biyolojik yaşım ve zeka yaşım ters orantılı ilerliyor.

- Bir erkeğin evdeki yokluğu tamir işleri ortaya çıkınca anlaşılıyor bence. Evlilik kurumunun kurulmasındaki en büyük etken budur kesinlikle.


- Bornova Ayaküstü Birazz'da her hafta salı akşamı Geleneksel Rakı gecesi yapılıyor. Siz rakınızı söylüyorsunuz, mezeler müesseseden. Ama yer bulmak birazz problem oluyor, benden söylemesi.

- Geçenlerde Ezel'de Ezel ve Eyşan'ın ya da her ikisinin de numarası gözükmüş. Dizideki bu iki zengin karakterin kontörlü hattı olması size de ilginç gelmedi mi?

Ezel ben Eyşan, varsa bi 10 kontör yollasana, kontör alınca ben de sana yollarım.

- Yetenek Sizsiniz'e çıkan 10 çocuktan 8'inin rap söylemesi sizi de korkutmuyor mu?

- KPSS, KPDS ve ALES'e girmeye, hatta almanca çalışmaya karar verdim. Şu an sadece karar verdim, harekete geçmek için yazdır tuşuna basmam lazım. *Yazdır tuşu*

- Cuma günü Alice in Wonderland 3D olarak gösterime giriyor, çocuklar gibi şeniz.

1 Mart 2010 Pazartesi

Soul Kitchen (2009)

Life is what happens to you while you are busy making other plans.



Wilhemburg'taki hamburger, patates gibi ucuz yemekler yapan bir restoranı işleten Zinos'un işleri iyi gitmemektedir. Bir süre sonra restoranı devredip Şangay'a giden sevgilisinin yanına gitmek ister. Fakat restorana bir işletmeci bulmak onun için biraz zor olacaktır. Çünkü işletmeciyi ararken bel fıtıgı ve abisiyle de uğraşması gerekmektedir.


Aşka Ruhunu Kat gibi kötü bir isimle ve "Hayat siz başka planlar yaparken başınıza gelen şeydir" vasat sloganı ile gösterime giren Soul Kitchen bir Fatih Akın filmi. Tempo hiç düşmüyor film boyunca. Başrollerde bir Adam Bousdoukos, Moritz Bleibtreu, Birol Ünel gibi isimler var. Filmde bir karede de olsa Uğur Yücel'i görmek mümkün. Filmin tarzı nedense bana bir kısımda olsa Guy Ricthie'yi hatırlattı.

Fatih Akın senaryoyu başrol oyuncusu Adam Bousdoukos ile yazmış.

Filmin müzikleri de inanılmaz güzeldi, temposuna çok uygundu. İzlerseniz kesinlikle pişman olmazsınız.