Bugüne kadar hep yaptığım şeylerde ilk parmakla gösterdiğim, " aaaa, ne yaptın" dediğim kişi kendim olmuşumdur. Bir çok şey yüzünden kendimi sorumlu tutmuşumdur. Mesela bir adamla ömrümü geçirmek, onunla yaşlanmak istiyorum diye herkesten, herşeyden çok kendime eziyet ettim. Sanki onca yıl sonra istediğim çok tepeden inme birşeymiş gibi. Ya da hayattan, insanlardan beklentilerim yüzünden hep kendimi suçladım. Neden elimdekiyle avunamıyorum diye yedim durdum kendimi.
Ama bugün anladığım şey benim ve beklediklerimin aslında çok yerinde olduguydu. Kim, hangi hakla daha azıyla yetinmemi isteyebilirdi ki benden?
Beklentilerimi karşılamayan kişiler ve durumlara yanmaktansa, o durumları ve kişileri geride bıraksaydım, beni die çekmelerine izin vermeseydim kesinlikle şu an Ayşecik gibi kordon boyunda dans ederek aşk şarkıları söylüyordum.
Yaşanan herşeyin bir bedeli olur. O bedeli ödemeden yoluna devam etmek otobana para ödemeden girmek gibidir ve muhakkak birileri plakanı tespit eder. Ve sonunda polisle muhattap olursun, er ya da geç cezanı çekersin. Tüm bunlardan muaf olmak için yapılması gereken tek şey yavaş yavaş ilerlemek, iç yolculuğunu yapmak, tüm bedelleri bir alışveriş-bir fiş edasıyla ödeyip yoluna devam etmektir.
Benim iç yolculuğum çok öncelerde başlamıştı. Hayatımda yerinden oynayan taşlar vardı. 3.1 olmasa da 2.8 ile sallanmak yetti oynayan taşların yerinden kalkmasına. Mucizeler beklemedim mesela, bir sabah uyanıp başkasının hayatını yaşamak gibi. Mucizeleri aşıp gerçeklere inanınca herşey yerine oturuyor zaten.
Yavaş ama emin, güzel şeylerin gelmesine izin verdim başıma, hatta pozitif enerji falan diyenlere bile inanıp hepsini ben çektim hayatıma.
Duygularımla hareket ettiğim için kendimi suçladığım her günü tersine çeviriyorum. "Ben buyum" cümlesini ayna karşısında o kadar çok tekrarlıyorum ki kendime bu günlerde, ve tekrarladıkça kendimi daha çok seviyorum.
Ve aynada benim gördüğüm kızı sevecek insanlarla dolduruyorum hayatımı. Kimseyi değiştiremezsin, kimse içinde değişmemelisin diyordu bir yazıda.
Kimse için değişmiyorum, sadece kendim için daha da güzelleşiyorum.
Haa şimdi bunları okuyup anlamlandıramayabilirsiniz. Ama benim için o kadar anlamlı ki şu an yaşadıklarım, hissettiklerim, siz de ilin istedim.
Hayat rahat güzel, rahat insanlarla güzel.
Yaşanan herşeyin bir bedeli olur. O bedeli ödemeden yoluna devam etmek otobana para ödemeden girmek gibidir ve muhakkak birileri plakanı tespit eder. Ve sonunda polisle muhattap olursun, er ya da geç cezanı çekersin. Tüm bunlardan muaf olmak için yapılması gereken tek şey yavaş yavaş ilerlemek, iç yolculuğunu yapmak, tüm bedelleri bir alışveriş-bir fiş edasıyla ödeyip yoluna devam etmektir.
Benim iç yolculuğum çok öncelerde başlamıştı. Hayatımda yerinden oynayan taşlar vardı. 3.1 olmasa da 2.8 ile sallanmak yetti oynayan taşların yerinden kalkmasına. Mucizeler beklemedim mesela, bir sabah uyanıp başkasının hayatını yaşamak gibi. Mucizeleri aşıp gerçeklere inanınca herşey yerine oturuyor zaten.
Yavaş ama emin, güzel şeylerin gelmesine izin verdim başıma, hatta pozitif enerji falan diyenlere bile inanıp hepsini ben çektim hayatıma.
Duygularımla hareket ettiğim için kendimi suçladığım her günü tersine çeviriyorum. "Ben buyum" cümlesini ayna karşısında o kadar çok tekrarlıyorum ki kendime bu günlerde, ve tekrarladıkça kendimi daha çok seviyorum.
Ve aynada benim gördüğüm kızı sevecek insanlarla dolduruyorum hayatımı. Kimseyi değiştiremezsin, kimse içinde değişmemelisin diyordu bir yazıda.
Kimse için değişmiyorum, sadece kendim için daha da güzelleşiyorum.
Haa şimdi bunları okuyup anlamlandıramayabilirsiniz. Ama benim için o kadar anlamlı ki şu an yaşadıklarım, hissettiklerim, siz de ilin istedim.
Hayat rahat güzel, rahat insanlarla güzel.


