hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2010 Pazartesi

Herkes Kendi Koyununun Bacaklarından Sorumlu

Bugüne kadar hep yaptığım şeylerde ilk parmakla gösterdiğim, " aaaa, ne yaptın" dediğim kişi kendim olmuşumdur. Bir çok şey yüzünden kendimi sorumlu tutmuşumdur. Mesela bir adamla ömrümü geçirmek, onunla yaşlanmak istiyorum diye herkesten, herşeyden çok kendime eziyet ettim. Sanki onca yıl sonra istediğim çok tepeden inme birşeymiş gibi. Ya da hayattan, insanlardan beklentilerim yüzünden hep kendimi suçladım. Neden elimdekiyle avunamıyorum diye yedim durdum kendimi.

Ama bugün anladığım şey benim ve beklediklerimin aslında çok yerinde olduguydu. Kim, hangi hakla daha azıyla yetinmemi isteyebilirdi ki benden?



Beklentilerimi karşılamayan kişiler ve durumlara yanmaktansa, o durumları ve kişileri geride bıraksaydım, beni die çekmelerine izin vermeseydim kesinlikle şu an Ayşecik gibi kordon boyunda dans ederek aşk şarkıları söylüyordum.

Yaşanan herşeyin bir bedeli olur. O bedeli ödemeden yoluna devam etmek otobana para ödemeden girmek gibidir ve muhakkak birileri plakanı tespit eder. Ve sonunda polisle muhattap olursun, er ya da geç cezanı çekersin. Tüm bunlardan muaf olmak için yapılması gereken tek şey yavaş yavaş ilerlemek, iç yolculuğunu yapmak, tüm bedelleri bir alışveriş-bir fiş edasıyla ödeyip yoluna devam etmektir.

Benim iç yolculuğum çok öncelerde başlamıştı. Hayatımda yerinden oynayan taşlar vardı. 3.1 olmasa da 2.8 ile sallanmak yetti oynayan taşların yerinden kalkmasına. Mucizeler beklemedim mesela, bir sabah uyanıp başkasının hayatını yaşamak gibi. Mucizeleri aşıp gerçeklere inanınca herşey yerine oturuyor zaten.

Yavaş ama emin, güzel şeylerin gelmesine izin verdim başıma, hatta pozitif enerji falan diyenlere bile inanıp hepsini ben çektim hayatıma.

Duygularımla hareket ettiğim için kendimi suçladığım her günü tersine çeviriyorum. "Ben buyum" cümlesini ayna karşısında o kadar çok tekrarlıyorum ki kendime bu günlerde, ve tekrarladıkça kendimi daha çok seviyorum.

Ve aynada benim gördüğüm kızı sevecek insanlarla dolduruyorum hayatımı. Kimseyi değiştiremezsin, kimse içinde değişmemelisin diyordu bir yazıda.

Kimse için değişmiyorum, sadece kendim için daha da güzelleşiyorum.


Haa şimdi bunları okuyup anlamlandıramayabilirsiniz. Ama benim için o kadar anlamlı ki şu an yaşadıklarım, hissettiklerim, siz de ilin istedim.

Hayat rahat güzel, rahat insanlarla güzel.

28 Ağustos 2009 Cuma

Bu Gidişe Bir "Dur" Demek İsteyen Var Mı?

Bir dönem ( hala da olabilir) bütün köylü kadınlar, şehirdekilerinde varoş kısmı bıyıklıydı, hatırlarmısınız? Bıyık dediğim ama öyle tahmin edebileceğiniz kadınlarda çıkan şeftali bıyıklar değil. Amca bıyığı. Yılların emeğini, görmüş geçirmişliğinin aynası amjca bıyığı. Nedeni neydi peki?


Tabi ki Arko Yağlı Krem. (vurun kahpeye bakışı). Evet yanlış görmediniz, o bıyıkların sebebi bu yağlı kremdi. El kremi, yüz kremi, vücut kremi ayırmadan her yere bu kremi kullanan kadınlar örümcek adamdaki değişim gibi kendilerindeki değişimi hissetmeye başladılar. İçte bir kıpırdama, gece yatınca hemen uykuya dalan koca, bir şey ima eder gibi ortalıkta bırakılan traş bıçağı... Bir süre ne olduğunu anlayamayan, bu değişime anlam veremeyen kadınlar bohemik, rapsodik izdüşümlü bunalımlara gark oldular. Ama acı gerçek çok yakında yüzlerine Kadir İnanır'ın "kahpe" tokadı gibi indi. Bildiğimiz, sevdiğimiz göbeklerine kadar memeleri olan Hüsniye Teyzeler, Saadet Ablalar Hüsnü Amcalara Saadettin Abilere dönüşmüştü. Bıyıklar pala, hayat acımasızdı. O zamanlar hormonlu gıda da yok, - Ay şekerim herşey hormonlu diye kime çamur atacaksın değil mi? Bıyıktan gaza gelip erkeğe dönen kadın sayısında önemli bir artış olmuştu o dönemde hatırlasanıza.



- Reha bey ben Hilmiye Abla'ya aşığım, evlenmek istiyorum. Evlenmemize hiç bir mani yok, bıyık desen bıyık yani.

Bu krem ve bıyıklı teyzeler ortaya çıktıkları gibi esrarengiz bir şekilde yok oldular ama dikkat ettiyseniz. Tabi teknoloji ilerledi, laser maser çıkınca bu bıyıklı teyzeler aslında erkek olmadıklarını anladılar.

- Necla ben aslında erkek değilmişim, erkek gibi de hissetmiyormuşum bıyıklar gidince anladım, hadi biraz ağdadan, modadan falan konuşalım, özlemişim ayol.

Bu teyzelerin tek sorunu bıyıklarıydı o dönemlerde. Market yok, binlerce çeşit krem yok, seçme ve seçilme hakkı yok, görücü usülü var, oh be hayata bak.

El kremi, yüz kremi, vücut kremi, ayak kremi, göz altı kremi, selülit kremi, sıkılaştırıcı krem derken hayat o kadar zor hale geldi ki. Bazen diyorum keşke bıyıklı teyze kremi hiç ortadan kalkmasaydı ve hayattaki en kötü durum bıyıklarımızın olması olsaydı.

Bu arada Bebe markalı kremi Türkiye'ye getirmeyen yetkililere sesleniyorum, çok mağdurum. Her ay yurt dışına arkadaş mı yollayacağım ben? Hayat çok acımasız lan.