sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2009 Çarşamba

Cep Delik Cepken Delik Ayrıca SaykoDelik

Bir düğüne iştirak edip, "mutluluklar" diyemeden bitti koskoca yaz. Hüznüm gözlerimden okunuyor.

Bayramlarda Yastık Altına Konan Yeni Kıyafetler Gibi Hissetmek...

Bloguma Fulya'nın büyük sabır ve yardımıyla yeni bir şekil verdim. Kendimi arefe günü bayramı bekleyen heyecanlı çocuklar gibi hissediyorum. "Kendime yeni bir ben lazım" gibi lirik bir durum bu. Nasılım?

Aldığım deri ceketi giymeme havalar izin vermiyor, sanırım vermesini de istemiyorum. Bu tarz kapalı havaları sevmiyorum sanırım. En azından ofisteyken sevmiyorum. Evde olsam, pikenin altında, film ya da dizi izlesem, bir elimde sıcacık limonlu çayım. Herşeye limon sıktığımı daha önce söylemiştim değil mi?

Eğer siyah çay pala bıyıksa, yeşil çay kesinlikle damat traşı. Aynı şekilde spor ayakkabı pasif cimnastikse, topuklu ayakkabı kesinlikle aerobik.Şu topuklu ayakkabılara nasıl alışılır bilmiyorum.

09.09.09 Bu tarihte ya evlenilir, ya doğum yapılır ya da kıyamet kopar. Ziyan olmasın güzelim tarih.

Biri bana bu yazdıklarımı sağa-sola yasladığım ya da ortaladığım sekmeler nasıl geri gelir onu söylesin. Şu an ekrana böyle bakıyorum.




Facebook'a sevdiceğimle fotograflarımı koyup albüm ismini her an "My Lover" yapabilirim, yaparım bilirsin.

Portfolyo konumu "Gece ve Işık" olarak değiştirdim, retro malesef metro oldu. Retro diye çektiğim portre fotografta Gotik oldu. What a weird I am.

27 Ağustos 2009 Perşembe

NeKodunLanKafana

"Çoşumcu izdüşümlerin bohemik ve rapsodik yansımalarını içimde hissettiğim bir gün."

ya da

" Arpam fazla geldi lan."


Sonuç aynı.

Yazar olsam çok tırt bir yazar olurdum heralde. "İçime gir ama sigaranı söndürme" yerine "içmesene lan şu zıkkımı" gibi cümleler kaçardı ağzımdan. Ama yazar oldugum için ağzımdan kaçan okuyucuyu pek ilgilendirmezdi. Daktilomun tuşlarından ipeksi dokunuşlarımla kayıp giden kar taneleri okuyucuyu ilgilendirirdi kesin.
Altta bu kayda yönelik etiketler için "scooter'lar, tatil, sonbahar" vermiş. O zaman emeğe saygı mantığı ile bu bağlamda bir yazı yazmaya çalışacağım. Scooter değil de Vespa'm olsun isterim. (Vespa vs. Haspa) Ya da ne biliyim bisiklet bile olur bisan, bianchi, bmx. Tatille ilgili söylemek istediğim tek bir şey var. 3 ay tatil yapan öğretmenler, I hate you. Eylül diye bir kitap okumuştum küçükken, Mehmet Rauf'tu sanırım. Hayatımda ilk defa bir kitaba ait hiçbir ayrıntı yok aklımda. Aşk meşk durumları vardı sanırım kitapta ama o bile net değil.
Bunların hepsinin suçu bu havalar, beni bu havalar mahvetti. ( gönderme dediğin böyle olur, böyle olur.)
Zihnim gene errör veriyor, mavi ekrana çeyrek kala durumundayım. Yeni klavye geldi bana, yumuşacık tuşları var, yazışırken çatturu çutturu ses çıkarmıyor, ama baya ufak harfleri, alışamadım hala. Nazk parmaklarım garip kelimelere mahal veriyor yazı yazarken.
Sayısalda bir ilk: 3 tutturdum. Gaza gelip gittim tam kupon oynadım. Cumartesiyi bekliyorum gözlerim kapalı. ( bak bak bak)
Haftaya yüksek lisans mülakatı var, çok afilli cümleler hazırladım. Bohem, rapsodi, izdüşüm, janra gibi tipitoş kelimelerden oluşan bir konuşma yapacağım. Tutmazsa tüm çevirilerinizi yaparım abilerim, ablalarım diyeceğim. Sığ bir tavırla şu an tek derdim ne giyeceğim >:)

Bu ne kafası diyenlere, çok fena metal kafası.



Cheers.